Milli İstihbarat Akademisi'nden "Çip Savaşları ve Nadir Toprak Elementleri" analizi
Milli İstihbarat Akademisi'nden Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay'ın analizinde, çiplerin küresel güç dengeleri, ekonomik güvenlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir unsur haline geldiği vurgulanırken, ABD-Çin rekabeti, kritik ham maddeler ve Türkiye'nin atabileceği gerçekçi adımlar ele alındı.
Milli İstihbarat Akademisi'nden Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay'ın analizinde, çiplerin küresel güç dengeleri, ekonomik güvenlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir unsur haline geldiği vurgulanırken, ABD-Çin rekabeti, kritik ham maddeler ve Türkiye'nin atabileceği gerçekçi adımlar ele alındı.
Milli İstihbarat Akademisi'nden Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay'ın kaleme aldığı Çip Savaşları ve Nadir Toprak Elementleri başlıklı analiz yayımlandı. Çalışmada, çiplerin yalnızca teknolojik bir ürün değil; ekonomik güvenlik, dijital egemenlik ve küresel güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiği vurgulandı. Analizde, çip üretiminin tasarım, üretim, test ve paketleme aşamalarından oluşan karmaşık ve yüksek koordinasyon gerektiren bir zincire dayandığı belirtildi. Bu zincirin ABD, Tayvan, Güney Kore, Çin, Japonya ve Hollanda gibi sınırlı sayıdaki ülkede yoğunlaştığına dikkat çekilerek, söz konusu yapının küresel verimliliği artırmakla birlikte ülkeler arasındaki stratejik bağımlılıkları da derinleştirdiği ifade edildi.
2020-2023 döneminde yaşanan küresel çip krizinin, bu üretim ekosisteminin kırılganlığını ortaya koyduğu vurgulanan çalışmada, ABD'nin 2022'de iç üretimi artırmaya yönelik yürürlüğe koyduğu yasal düzenlemeler ile Çin'in yerli üretimi güçlendirmek amacıyla attığı devlet destekli adımların öne çıktığı kaydedildi.
Çipler yeni jeopolitiğin merkezinde
Analizde, çiplerin yapay zekâ, yüksek başarımlı hesaplama, enerji verimliliği ve veri işleme kapasitesi gibi kritik alanlarda belirleyici rol oynadığına işaret edildi. Gelişmiş üretim süreçleri, ileri paketleme teknikleri ve donanım-yazılım uyumunun, birim enerji başına performansı belirleyen temel unsurlar olduğu vurgulandı.
ABD ile Çin arasında çipler üzerinden süren rekabetin yalnızca ticari değil, çok katmanlı ve stratejik boyutlar taşıdığına dikkat çekilen değerlendirmede, rekabetin standart belirleme, tasarım yazılımları, üretim ekipmanları ve kritik ham madde erişimi gibi alanlara yayıldığı belirtildi. Çin'in nadir toprak elementleri (NTE) üretimi ve rafinajındaki üstünlüğünün, çip rekabetini daha geniş bir jeopolitik zemine taşıdığı ifade edildi.
Kritik ham maddeler tedarik güvenliğini belirliyor
Çalışmada, çip üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri ile galyum ve germanyum gibi stratejik girdilerin tedarik zinciri güvenliği açısından kritik olduğu vurgulandı. Bu girdilere yönelik ihracat kısıtlamalarının maliyetleri artırabileceği ve üretim takvimlerini uzatabileceği belirtildi.
Bu nedenle ülkelerin en az iki tedarikçi ve iki coğrafya ilkesine dayalı çeşitlendirme stratejilerine yöneldiği kaydedilen analizde, küresel çip üretiminin merkezinde yer alan Tayvanlı TSMC firmasındaki olası kesintilerin, elektronik dışındaki sektörleri de olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Bu çerçevede Tayvan+1 stratejisinin uluslararası sistemde giderek daha fazla öne çıktığı aktarıldı.
Türkiye için odaklanmış ve gerçekçi yol haritası
Erbay'ın değerlendirmesinde, Türkiye açısından sıfırdan ileri seviye çip üretim hattı kurmaktan ziyade, güçlü olunabilecek alanlara odaklanmanın daha gerçekçi olduğu vurgulandı. Çip tasarımı, ileri paketleme ve test altyapılarının geliştirilmesinin Türkiye'nin küresel ekosistemdeki rolünü güçlendirebileceği ifade edildi.
Türkiye'nin sahip olduğu nadir toprak elementlerinin ülke içinde ayrıştırılarak kalıcı mıknatıs gibi katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin stratejik avantaj sağlayacağı belirtilirken, Avrupa Birliği ile standardizasyon ve sertifikasyon alanında sağlanacak uyumun Türkiye'yi güvenilir bir tedarik ortağı konumuna taşıyabileceği kaydedildi.
Sıfır bağımlılık yerine dayanıklılık vurgusu
Analizde, çip üretiminde sıfır bağımlılık hedefinin gerçekçi olmadığı ifade edilerek, bunun yerine çeşitlendirme, yerli işleme kapasitesi, geri dönüşüm ve stratejik stok yönetimine dayalı dört ayaklı bir dayanıklılık mimarisi önerildi.
Tedarik zincirinin herhangi bir halkasında yaşanacak aksaklığın tüm sistemde maliyet ve zaman kaybına yol açacağına dikkat çekilen çalışmada, uzun vadeli alım taahhütleri, asgari stok seviyeleri ve çevresel etkileri gözeten yatırımların önemine vurgu yapıldı. Sonuç bölümünde, tedarik güvenliğinin çip politikalarının merkezine alınmasının, Türkiye'nin bölgesel ve küresel konumunu güçlendireceği belirtildi.