Porsuk Çayı çevresindeki binaların deprem tehlikesi

TAKİP ET

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, Eskişehir'de deprem tehlikesinin göz ardı edilmez bir gerçek olduğunu belirterek, "Porsuk Çayı çevresinde jeolojik zemin sarsıntıyı taşımaya yeterli değilse üzerindeki binalar hasar görürler" dedi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, Eskişehir'de deprem tehlikesinin göz ardı edilmez bir gerçek olduğunu belirterek, Porsuk Çayı çevresinde jeolojik zemin sarsıntıyı taşımaya yeterli değilse üzerindeki binalar hasar görürler dedi. Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alan ve yüksek sismik risk taşıyan bir deprem ülkesi olarak biliniyor. Eskişehir de en önemli deprem kaynaklarından birisi olduğu belirtilen Kuzey Anadolu Fay Zonu'na yakın bir pozisyonda bulunurken, Porsuk Çayı'nın çevresindeki yapıların alüvyon zemin sebebiyle tehlike altında olduğu belirtiliyor. ESOGÜ Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, konu ile ilgili değerlendirmede bulundu. Prof. Dr. Altunel, Porsuk Çayı çevresindeki jeolojik zeminin sarsıntıyı taşımaya yeterli olmaması durumunda üzerindeki binaların hasar görebileceğini aktardı. Eskişehir'de deprem tehlikesi vardır, yani bu göz ardı edilmez bir gerçektir Prof. Dr. Erhan Altunel, Bir bölgede ya da bir şehrin deprem riskini değerlendirebilmek için o yerleşim yerinin olduğu yerde ya da onu etkileyecek alan içerisinde bir deprem kaynağı olup olmadığına bakmak gerekiyor. Eskişehir de ne yazık ki Kuzey Anadolu Fay Zonu'na, ki bu ülkemizin en önemli deprem kaynaklarından bir tanesi ve dünyanın en önemli aktif faylarından bir tanesi, ona yakın bir pozisyonda bulunuyor ki bunun en güzel örneğini de 1999 depreminde gördük, yaşadık. Deprem o fay üzerinde olmasına rağmen Eskişehir hasar aldı. Tabii bunun yanında bir de Eskişehir'in kendi yakınında, hatta içinden geçen Eskişehir Fayı diye bir fay var. Bu da sonuçta aktif bir fay, kaldı ki 1956'da yine 6.4 büyüklüğünde bir deprem oluşturmuş. Dolayısıyla aktifliğini ve orta büyüklükte deprem üretme kapasitesini, potansiyelini kanıtlamış bir faydır. Onun için Eskişehir'de deprem tehlikesi vardır, bu göz ardı edilmez bir gerçektir şeklinde konuştu. Jeolojik zemin sarsıntıyı taşımaya yeterli değilse üzerindeki binalar hasar görürler Yüzeyde kırık oluşturan depremin jeoloji anlamında 'büyük deprem' olarak tanımlandığını belirten Altunel, Yüzeyde kırık oluşturan bir deprem meydana geldiğinde o kırık üzerinde nasıl bir mühendislik yapınız varsa, ne olursa olsun hasar görür, yıkılır. Bir de bunun yanında yırtılmaya bağlı olarak yerde güçlü, kuvvetli yer sarsıntısı oluyor. İşte bu yer sarsıntısı kırık hattından uzak binalarda yıkıntıya neden oluyor. Tabii bunun da bazı jeolojik şartları vardır. Örneğin siz Porsuk dediniz ya da Eskişehir Havzası dediniz, bu o şartlardan bir tanesi. Eğer jeolojik zemin ya da şartları o sarsıntıyı taşımaya yeterli değilse üzerindeki binalar hasar görürler ifadelerini kullandı. Büyük bir deprem meydana geldiğinde o binalardaki hasar kaçınılmaz olur Porsuk Nehri'nin Kütahya tarafındaki dağlardan Eskişehir'e doğru aktığını dile getiren ESOGÜ Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, sözlerini şöyle sürdürdü: Nehir özellikle enerjisinin yüksek olduğu, yani yağışlı mevsimlerde dağlık alanlardan topladığı ince ince sediment dediğimiz partikülleri getirip Porsuk Havzası'nda biriktiriyor. Çünkü burada nehrin enerjisi düşüyor. Dolayısıyla bizim alüvyon dediğimiz ince kumlardan, siltlerden ya da küçük küçük çakıllardan oluşan çökeller oluşuyor. Bunlar sarsıntıya dayanıksız malzemelerdir, çünkü henüz taşlaşmamışlardır. Şimdi siz Eskişehir'in içinde bulunduğu bu yeri ortadan kaldırırsanız, hiç bina olmasa burada, burası dümdüz bir ova olacak. Porsuk Nehri bugün şu andaki yatağında akıyor ama günümüzden 10 bin yıl veya 100 bin yıl önce hep aynı yeri kullanmıyordu, farklı yerlerden de aktı. Onun için her aktığı yerlerde bu tür çökelleri oluşturmuştur. Dolayısıyla siz zeminin özelliklerini anlamadan eğer bu tür jeolojik birimler üzerine mühendislik yapısı veya üst yapı yaparsanız, büyük bir deprem meydana geldiğinde o binalardaki hasar kaçınılmaz olur. Fayın nereden geçtiği ve yüzey kırığı oluşturup oluşturmayacağı araştırılmalı Eskişehir'deki deprem tehlikesinin diğer iller ile karşılaştırıldığında çok büyük olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Altunel, İdareciler idare ettikleri yerleşim yerlerinde vatandaşlarını güvenceye almak zorundadırlar. Dolayısıyla ilk önceliği bu deprem konusuna ve özellikle jeolojik olarak sorunlu olan zeminlerde mikrobölgeleme dediğimiz çalışmaların yapılması, aktif fay varsa o fayın nerelerden geçtiği ve onun yüzey kırığı oluşturup oluşturmayacağı türü araştırmaları bir an önce yapıp hayata geçirmelidirler diyerek sözlerini tamamladı.