Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Hedefimiz afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa etmek"

TAKİP ET

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, "Sahip olduğumuz afet yönetimi tecrübelerimizi ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmayı insani bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü sağlık, sınırların ötesinde evrensel bir değerdir. Afetlerle mücadele eden ülkelere sağlık alanında destek olmaya, nitelikli insan kaynağımızı ve kurumsal kapasitemizi paylaşmaya devam ediyoruz. Hedefimiz; afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Sahip olduğumuz afet yönetimi tecrübelerimizi ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmayı insani bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü sağlık, sınırların ötesinde evrensel bir değerdir. Afetlerle mücadele eden ülkelere sağlık alanında destek olmaya, nitelikli insan kaynağımızı ve kurumsal kapasitemizi paylaşmaya devam ediyoruz. Hedefimiz; afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa etmek. Bu anlayış doğrultusunda depremden etkilenen illerimizde yaralarımızı sararken sağlık yatırımlarımıza da hız kesmeden devam etti dedi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından verilen sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi, geliştirilmesine ihtiyaç duyulan alanların belirlenmesi ve bu doğrultuda hazırlanan eylem planlarının uygulanması amacıyla Sağlık Bakanlığı ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğinde Depremlerde Sağlığın Korunması - Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi konulu DSÖ Bakanlar Konferansı İstanbul'da gerçekleştirildi. Konferansa Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge ve çok sayıda davetli katıldı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu programda bir konuşma yaptı. Türkiye'nin Deprem Sağlık Acil Durum Yönetimindeki Liderliği başlıklı oturumda konuşan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer aldığını hatırlatarak Tarihimiz boyunca birçok büyük deprem yaşadık. Her afet aynı zamanda daha güçlü bir sağlık sistemi kurma konusunda bizlere önemli dersler verdi. Bugün ülkemizde oluşturduğumuz afet yönetimi kapasitesi yaşadığımız acı tecrübelerin ve bu tecrübelerden çıkardığımız derslerin de bir sonucudur. Afetlere hazırlığı güçlü bir sağlık altyapısı oluşturmak, nitelikli insan kaynağı yetiştirmek, etkin koordinasyon mekanizmaları kurmak ve sağlık hizmetlerinin her şartta devamını kapsayan bütüncül bir anlayış olarak değerlendiriyoruz. Şehir hastanelerimiz, güçlendirilmiş sağlık tesislerimiz, yaygın acil sağlık hizmetlerimiz, hava ambulans hizmetlerimiz, Ulusal Medikal Kurtarma Ekiplerimiz, dijital sağlık altyapımız ve afet koordinasyon mekanizmalarımızla sağlık sistemimizin dayanıklılığını her geçen gün daha da güçlendirdik. Afetlere müdahale kapasitemizi yerli ve millî teknolojilerle de güçlendiriyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanındaki önemli kazanımlarından biri olan GÖKBEY Ambulans Helikopterimizi tamamen öz kaynaklarımızla geliştirdik. En zorlu coğrafi şartlarda ve en sert iklim şartlarında görev yapabilen GÖKBEY ambulans helikopterlerimiz, aynı anda iki hastaya yoğun bakım şartlarında müdahale edebilen uçan bir acil servis olarak afetlerde sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesine önemli katkı sağlayacaktır dedi. Aynı zamanda tarihin en büyük hasta nakil operasyonlarından birini gerçekleştirdik Kahramanmaraş merkezli Asrın Felaketi olarak nitelendirilen depremlerin ardından yapılan çalışmalardan söz eden Bakan Memişoğlu, Depremin meydana geldiği ilk andan itibaren Bakanlığımıza bağlı Sağlık Afet Koordinasyon Merkezimiz (SAKOM) tüm kapasitesiyle çalışmaya başladı. Ulusal afet planlarımız derhal devreye alındı. Ülkemizin dört bir yanındaki sağlık personelimiz, ambulanslarımız ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekiplerimiz, tek merkezden koordine edilerek deprem bölgesine sevk edildi. Hasar gören ulaşım altyapısına ve olumsuz hava şartlarına rağmen ilk UMKE ve acil sağlık ekiplerimiz kısa süre içerisinde arama kurtarma faaliyetlerine başladı. 11 ilimizde deprem öncesinde Sağlık Bakanlığına bağlı tesislerde 113 bin 759 personel çalışmaktayken; deprem sonrasında diğer illerimizden 35 bin 470 personel daha bölgeye görevlendirilmiştir. Depremin ilk gününden itibaren dünyanın en büyük gönüllü sağlık yapılanması olan 5 bin 75 UMKE personelimiz, 21 bini aşkın hekimimiz, 73 binden fazla sağlık çalışanımız ve 38 bin 513 destek personelimiz olmak üzere toplam 138 bini aşkın görevlimiz bölgede büyük bir özveriyle hizmet verdi. Bin 810 ambulans, 245 UMKE aracı ve 16 hava ambulansı kesintisiz olarak görev yaptı. Aynı zamanda tarihin en büyük hasta nakil operasyonlarından birini gerçekleştirdik. Kara, hava ve deniz yolunu eş zamanlı kullanarak 51 bin 665 hasta ve yaralımızı güvenli şekilde deprem bölgesinden çevre illerimizdeki sağlık kuruluşlarına naklettik. Bu operasyon sayesinde deprem bölgesindeki sağlık tesislerimizin yükünü azaltırken, ileri tedavi ihtiyacı bulunan hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini de güvence altına aldık. Bölgedeki sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi amacıyla çok kısa süre içerisinde 34 sahra hastanesi, 176 Acil Müdahale Ünitesi ve 130 personel barınma ünitesini hizmete aldık. Bu merkezlerde yaklaşık 600 bin vatandaşımıza sağlık hizmeti sunuldu. Her biri 560 yatak kapasitesine sahip TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar gemilerimiz kısa sürede yüzer sahra hastanelerine dönüştürülerek deprem bölgesinde afetzedelerimize hem sağlık hizmeti hem de barınma imkanı sağladık diye konuştu. 3 milyondan fazla vatandaşımızın kronik hastalık takiplerini ve ihtiyaç duydukları tedavilere erişimlerini sağladık Depremden etkilenen illerin ihtiyaçlarının anlık olarak takip edilebilmesi için Afet Tedarik ve Lojistik Yönetimi Yazılımı nı devreye aldıklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, Adana ve Gaziantep illerimizi lojistik üs merkezleri olarak belirledik. İlaç, tıbbi cihaz, sarf malzemesi ve diğer ihtiyaçların sevkiyatını bu dijital sistem üzerinden planlayarak ihtiyaç duyulan malzemelerin doğru zamanda, doğru noktaya ulaştırılmasını sağladık. Sağlık çalışanlarımız şehir merkezlerinin yanı sıra en uzak kırsal yerleşim yerlerine kadar ulaştı. 3 milyondan fazla vatandaşımızın kronik hastalık takiplerini ve ihtiyaç duydukları tedavilere erişimlerini sağladık. Afet sonrasında ortaya çıkabilecek ikincil sağlık risklerini önlemek amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerini de kesintisiz sürdürdük. Afetler, ani ve yıkıcı etkileriyle fiziki altyapıyla birlikte sağlık sistemlerinin dayanıklılığını da sınar. Türkiye olarak biz bu sınavdan, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devletimizin gücü ve fedakar sağlık çalışanlarımızın gayretiyle ve aziz milletimizin iradesiyle alnımızın akıyla geçtik. Deprem anında, sağlık hizmetlerimizin devam etmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri dijital sağlık altyapımızdır. MHRS ve e-Nabız gibi geniş kapsamlı dijital sağlık altyapımız, zorlu afet döneminde sistemimizin kesintisiz işlemesine ikam sağlamıştır. 'Bulaşıcı Hastalık Sürveyans ve Erken Uyarı Sistemimiz' aracılığıyla bulaşıcı hastalık risklerini dijital ortamda anlık olarak takip ederek muhtemel salgınların önüne geçtik. Enkaz altından çıkarılan yaralılara ve enkaz arama çalışmalarında görev alan tüm personele koruyucu aşılar yapıldı. Afet bölgesindeki 2 milyon 300 bini aşkın bebek ve çocuğun izlemlerini kesintisiz olarak sürdürdük. İçme suyu güvenliği ve çevre sağlığı çalışmalarımız aralıksız olarak devam etti. Afetin görünmeyen yaralarından biri de psikolojik etkileridir. Psikososyal destek hizmetlerini afet müdahalesinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdik. Depremin ilk üç ayında yaklaşık 45 bin kişiye ruh sağlığı hizmeti sunduk. 'Özel Çocuklar Destek Sistemi' mobil uygulamasıyla depremden etkilenen çocuklarımıza ve gençlerimize psikolojik destek sağladık ifadelerini kullandı. Hedefimiz; afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa etmek Afet alanlarındaki dezenformasyon ve bilgi kirliliğinin önüne geçilmesinin öneminden bahseden Bakan Memişoğlu, Afet mücadelesinin önemli başlıklarından biri de iletişim yönetimidir. Afet anlarında, en az yıkımın kendisi kadar tehlikeli olabilen bir diğer unsur dezenformasyon ve bilgi kirliliğidir. Doğru ve şeffaf bilgilendirme kelimenin tam anlamıyla hayat kurtarırken; asılsız, teyitsiz ve yanıltıcı haberler sahadaki kurtarma koordinasyonunu ciddi şekilde sekteye uğratmakta, arama-kurtarma ve sağlık ekiplerimizin işini zorlaştırmaktadır. Bu noktada değerli basın mensuplarımıza önemli bir sorumluluk düşmektedir. Afetlerde doğru bilginin kamuoyuna aktarılmasının, başarılı bir afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizmek istiyorum. Deprem sonrasında hareket kabiliyeti kısıtlanan, yaşlı, engelli veya sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlarımızı da yalnız bırakmadık. Evde Sağlık Hizmetleri ekiplerimiz tarafından yaklaşık 133 bin vatandaşımıza evlerinde sağlık hizmeti sunduk. Hedefimiz; afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa etmek. Bu anlayış doğrultusunda depremden etkilenen illerimizde yaralarımızı sararken sağlık yatırımlarımıza da hız kesmeden devam ettik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ında ifade ettiği gibi 'Biz, yıkılanı daha iyisiyle yerine koyan, acılardan daha büyük umutlar devşiren bir milletiz'. 6 Şubat'tan bugüne kadar afet bölgesinde; 128'i birinci basamak, 31'i ikinci basamak ve Gaziantep Şehir Hastanemiz dâhil olmak üzere, 5 bin 210 yatak kapasiteli toplam 160 sağlık tesisimizi tamamlayarak hizmete açtık. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nda yeniden inşayı yalnızca tamamlanan yatırımlarla da sınırlı görmüyoruz. Deprem bölgesinde bugün 5 şehir Hastanesi, 73 devlet hastanesi ve 389 birinci basamak sağlık merkezi olmak üzere toplam 467 sağlık tesisimizin inşaat, ihale ve proje süreçleri eş zamanlı olarak devam etmektedir. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinden sağlık şaheseri şehir hastanelerine kadar uzanan bu yatırımlar hem bugünün ihtiyaçlarını karşılamak hem de geleceğin afetlerine hazırlıklı olmak için ayrıntılı olarak planlanmaktadır. Özellikle şehir hastanelerimiz güncel deprem mimarilerine uygun izolatörlerle güçlendirilerek inşa edilmektedir dedi. Deprem gerçeği hepimizin ortak meselesidir Toplumun her bir ferdinin afet öncesi hazırlığını tamamlaması gerektiğini belirten Bakan Memişoğlu, Deprem gerçeği hepimizin ortak meselesidir. Toplumun her bir ferdi afet öncesi hazırlığını tamamlamalıdır. Türkiye olarak biz bu hazırlığı en üst seviyeye taşıyoruz. Yalnızca bugünü düşünerek değil, gelecek nesilleri de gözeten bir anlayışla hareket ediyoruz. Başta muhtemel bir Marmara depremine karşı İstanbul olmak üzere, tüm riskli bölgelerimiz için bir model geliştirdik. Dünyada bir ilke imza atarak 'Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi'ni hazırladık. İstanbul'u kendi içinde 10 sağlık bölgesine ayırdık. Tüm Türkiye'nin İstanbul'u organize bir şekilde destekleyebilmesi için, Anadolu'daki illerimizle İstanbul'daki bu bölgeleri tek tek eşleştirdik. Hangi şehrin, hangi personelin, hangi malzemeyle, havadan, karadan veya denizden saat kaçta nereye ulaşacağı saniye saniye planlanmış durumdadır. 'Aile Sağlığı Merkezi Eşleştirme Modeli'ni geliştirdik. Geçtiğimiz yıl Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz tatbikatla başarısını kanıtladığımız bu model sayesinde, afet anında birinci basamak sağlık hizmetlerimizin kesintiye uğramamasını güvence altına aldık. Acil ve afet durumlarında yaralının alındığı konum, nakledildiği sağlık tesisi ve sürecin takibinin yapılabildiği, özellikle kimliksiz hastalarda karekodla hasta tanımlamaya yardımcı olmak adına 'Akıllı Bileklik' uygulamasını hayata geçirdik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğumuz Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonuyla sağlık politikalarımızı 'koruyan, geliştiren ve üreten' bir anlayış üzerine inşa ediyoruz. Biliyoruz ki güçlü ve üreten sağlık sistemleri aynı zamanda toplumun geleceğe güvenle bakmasını sağlar. Sahip olduğumuz afet yönetimi tecrübelerimizi ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmayı insani bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü sağlık, sınırların ötesinde evrensel bir değerdir. Afetlerle mücadele eden ülkelere sağlık alanında destek olmaya, nitelikli insan kaynağımızı ve kurumsal kapasitemizi paylaşmaya devam ediyoruz. Bu paylaşımın örneklerinden birini Venezuela'da yaşanan depremler sonrasında gerçekleştirdik. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibimizi ve tam donanımlı Acil Müdahale Ünitelerimizi Yaracuy bölgesinde görevlendirdik. Bu vesileyle Venezuela halkına ve devletine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ifadelerini kullandı. Sağlık alanındaki küresel dayanışma güçlendikçe, afetlere karşı toplumlarımızın direnci de artacaktır İstanbul Bildirgesi'ne dikkat çeken Bakan Memişoğlu, Dünyamız; doğal afetlerden salgınlara kadar çok sayıda ortak sınamayla karşı karşıyadır. Hiçbir ülke, kurum ve sağlık sistemi bu sorunlarla tek başına mücadele edemez. İhtiyacımız olan; güçlü iş birlikleri, uluslararası bilgi paylaşımı ve insan hayatını merkeze alan ortak bir anlayıştır. Bu noktada Dünya Sağlık Örgütü'nün ülkeler arasında oluşturduğu iş birliği zeminini son derece değerli buluyoruz. Sağlık alanındaki küresel dayanışma güçlendikçe, afetlere karşı toplumlarımızın direnci de artacaktır. Bu ortak anlayışın en somut çıktısı, 'İstanbul Bildirgesi'dir. Dünyanın önde gelen bilimsel kurumları ve insani yardım kuruluşlarının değerli katkılarıyla hazırlanan bu bildirge; küresel afet sağlığı alanında oluşturulan en kapsamlı uzlaşı metinlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. İstanbul Bildirgesi ile afet risklerinin azaltılması, sağlık sistemlerinin dirençliliğinin güçlendirilmesi ve küresel sağlık güvenliğinin desteklenmesi konularında uluslararası iş birliğine yön verecek tarihi bir iradeyi ortaya koymuş olacağız dedi.