Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Dinç: "Gençlerimizin yüzde 12'si kumar, bahis ve tütün reklamlarını pasif olarak izliyor"
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu'nun detaylarını paylaştı. Dinç, "Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programımızda bu sene 20 milyon öğrenciye eğitim verdik. Araştırmamızda, bu reklamları izleyen çocukların yüzde 58'i içeriği değiştiriyor. Yüzde 43'ü ise platform üzerinden bu durumla ilgili şikayette bulunuyor. Yüzde 13'ü resmi kurumlara şikayet ediyor. Ama bizi en çok endişelendiren
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu'nun detaylarını paylaştı. Dinç, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programımızda bu sene 20 milyon öğrenciye eğitim verdik. Araştırmamızda, bu reklamları izleyen çocukların yüzde 58'i içeriği değiştiriyor. Yüzde 43'ü ise platform üzerinden bu durumla ilgili şikayette bulunuyor. Yüzde 13'ü resmi kurumlara şikayet ediyor. Ama bizi en çok endişelendiren bir rakamla karşı karşıyayız. Gençlerimizin yüzde 12'si ise kumar, bahis ve tütün reklamlarını pasif olarak izlemeye devam ediyor. Yüzde 12 azımsanacak, göz ardı edilecek bir rakam değil dedi.
Alkol, tütün ve diğer bağımlılıklarla mücadele eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti, sosyal medyayla ilgili yapılan çalışmaların detaylarını paylaştı. Fatih Eminönü'nde bulunan Sepetçiler Kasrı'nda gerçekleşen basın toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu'nun detaylarını basın mensuplarına anlatan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, raporun sonuçlarına paylaştı.
Dünya Sağlık Örgütü ile 2015 yılından beri ortak çalışmaların yapıldığını söyleyen Dinç, Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programında yaptığımız çalışmalarda, Bağımlılık Üst Kurulu'nda yaptığımız çalışmalarda hem önleme hem rehabilitasyon hem de savunuculuk anlamında çalışıyoruz. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programımızda bu sene 20 milyon öğrenciye eğitim verdik. Dünyada kapsam anlamında en büyük önleme programlarından bir tanesi Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığımızla yürütüyoruz. Uyuşturucu bağımlılığı, kumar bağımlılığı, tütün bağımlılığı, alkol bağımlılığı anlatmanın ötesinde internetle ilişkili bağımlılıkları, dijital bağımlılıkları da anlattık. Buna sosyal medyayı da ekledik. Yani anaokulundan itibaren üniversiteye kadar çocuklarımızın dijital bağımlılıklarla alakalı kendilerini korumak noktasındaki ihtiyaç duydukları bilgileri, becerileri kazandırmak noktasında yapılandırılmış, kapsamlı, etki analizi yapılmış bir eğitim programı götürüyoruz dedi.
Genç kardeşlerimizin yeteneklerini, enerjilerini, sevinçlerini kaybediyoruz
Sosyal medya kullanımının gençlerin enerjilerinin sömürdüğünü söyleyen Dinç, Sahada gördüğümüz bir gerçeklik var. Sahada gördüğümüz gerçeklik, başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere sosyal medyanın yanlış kullanımından dolayı çok büyük bir ızdırabın, çok büyük bir problemin ama daha da ötesinde ülkemiz için çok büyük bir kaybın olduğunu gösteriyor. Yani bireysel anlamda insanlar ızdırablar çekiyorlar, aile ilişkileri bozuluyor, fiziksel sağlıkları zarar görüyor, psikolojik bütünlüğü yara alıyor, bütün bunlar var. Ama onun ötesinde toplum olarak bir nesli, bir geleceği kaybediyoruz. Genç kardeşlerimizin yeteneklerini, enerjilerini, sevinçlerini kaybediyoruz diye konuştu.
Yoğun kullanım, ilişki başlatmakla alakalı problemler ortaya koyuyor
Sosyal medya kullanımının ilişkilere zarar verdiğini söyleyen Dinç, Psikolojik bütünlüğü yara alıyor. Bütün bunlar var. Ama onun ötesinde toplum olarak bir nesli, bir geleceği kaybediyoruz. Genç kardeşlerimizin yeteneklerini, enerjilerini, sevinçlerini kaybediyoruz. Nitekim yaptığımız araştırma bize şunu açık ve net bir şekilde şunları gösteriyor. Yoğun kullanım, ilişki başlatmakla alakalı problemler ortaya koyuyor. Sosyal becerileri gelişmiyor. Sosyal medyayı çok yoğun olarak kullanan kardeşlerimiz, adı üzerinde sosyal medya ama tam tersi amaca hizmet ediyor. Stresle başa çıkma, problem çözme becerileri, hayatlarını düzene sokma, duygularını kontrol etme gibi becerileri de maalesef ciddi anlamda zarar görür hale geliyor ifadelerini kullandı.
Türkiye'deki siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerin sayısı OECD ülkeleri arasında ikinci sırada
Türkiye'de çocukların siber zorbalığı maruz kalma sayısının Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ikinci sırada olduğunu söyleyen Başkan Mehmet Dinç, Yine telefonu yanında olmadığı zaman eksik hissetme, kaygılı hissetme, güvensiz hissetme bütün dünyadaki gençlerde kısmen var ama en yüksek oranda OECD ülkeleri arasında Türkiye'deki gençlerimiz de var. Bu da çok ciddi bir problem olarak karşımızda duruyor. Yine bizi en çok korkutan konulardan bir tanesi, malumunuz yakın zamanda ciddi anlamda gündeme geldi, siber zorbalık meselesi. Türkiye'de en az ayda bir kere siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerin sayısı, OECD ülkelerinin ortalamasının çok çok üzerinde. Türkiye'de zorbalığa maruz kalan öğrencilerin sayısı OECD ülkeleri arasında ikinci sırada. Yine 12-19 yaş arası gençlerimizde ve çocuklarımızda yasaklı maddelerin, uyuşturucu maddelerin olduğu içeriklere maruz kalma oranı, kullanmayla ilişkili bir şekilde 30 kat artmakta, bu da büyük bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor ifadelerini kullandı.
Gençlerimizin yüzde 12'si ise kumar, bahis ve tütün reklamlarını pasif olarak izlemeye devam ediyor
Konuşmasına devam eden Dinç, Kullanıcıların yüzde 30'u kumar bahis, yüzde 20'si tütün alkol içerikli reklama maruz kalmış. Araştırmamızda bu reklamları izleyen çocukların yüzde 58'i içeriği değiştiriyor. Yüzde 43'ü ise platform üzerinden bu durumla ilgili şikayette bulunuyor. Yüzde 13'ü resmi kurumlara şikayet ediyor. Ama bizi en çok endişelendiren bir rakamla karşı karşıyayız. Gençlerimizin yüzde 12'si ise kumar, bahis ve tütün reklamlarını pasif olarak izlemeye devam ediyor. Yüzde 12 azımsanacak, göz ardı edilecek bir rakam değil. O yüzden bu noktada yaşam becerileri dediğimiz hayır deme, öz kontrol, stresle başa çıkma, duygu yönetimi gibi becerilerin kazandırılması noktasında öncelikli adımların atılması çok kritik öneme sahip diye konuştu.
Algoritma tuzağı diye bir şey var, çocukların ilgi duydukları veya aradıkları şeylerin daha ilerisini, bir adım daha ötesini devamlı olarak karşılarına çıkartıyor
Sosyal medya uygulamalarındaki algoritma sisteminin gençlerin zihnini karıştırdığını ifade eden Dinç, Bağımlılık dediğimizde hemen aklımıza gelen genelde çocuklar. Hiç şüphesiz sosyal medya bağımlılığından en çok çocuklarımız, gençlerimiz etkileniyor. Algoritma tuzağı diye bir şey var, çocukların ilgi duydukları veya aradıkları şeylerin daha ilerisini, bir adım daha ötesini devamlı olarak karşılarına çıkartıyor. Geçen sene İngiltere'de acı bir durumla karşı karşıya kalındı. 14 yaşında bir kızcağız, içinde bulunduğu dönemden dolayı, zorluk yaşadığından dolayı intiharla alakalı araştırma yapıyor. Araştırma yaparken karşısına algoritma daha fazla, daha ileri bilgileri, videoları, haberleri, resimleri, içerikleri çıkartmaya başlıyor, en sonunda bu içeriklere maruz kalarak maalesef intihar sonucunda hayatını kaybediyor. 14 yaşındaki kızı algoritmaya kaybetmiş olduk. Bu, buzdağının görünen en uç kısmındaki trajik bir tane olan ama görünmeyen zararın, yıkımın bu kadar gözle görülür olmadığı çok daha büyük hikayeler var. Onları biz Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde görüyoruz dedi.
Çocuklar kadar yaşlılar da sosyal medyadan çok ciddi anlamda zarar görüyor
Tek yaşayan yaşlıların sosyal medyayı kullandıklarında sorun yaşadıklarını söyleyen Dinç, Çocuklar kadar yaşlılar da bu süreçten çok ciddi anlamda zarar görüyor. Türkiye'de 60 yaş üzerinde 10 milyon yaşlımız var. Bunların 1.8 milyonu yalnız yaşıyor. Bu yalnız yaşayan yaşlılar ne yapıyorlar? Sosyal medya kullanıyorlar. Ve bu sosyal medya kullanımının neticesinde dolandırıcılığın ne kadar yaygın olduğunu her gün haberlerde görüyoruz, ne kadar büyük zararlar görüldüğünü görüyoruz. Sosyal medyada vakit geçirdiğinden dolayı. Sosyal harekete geçme enerjisi de bittiğinde yalnızlığın derinleşmesi söz konusu oluyor. Sosyal medyadan devamlı yanlış haber aldığı için yanlış kararlara, doğru yanlış haberleri ayırt etmeye ve korku panik kontrolünü yönetmeye muvaffak olamadığı durumları görüyoruz. Yine korku kültürü oluşturulmasından dolayı dünya algısının karanlıklaşmasına ve korku kültürünün, güvensizliğin daha çok ortaya çıkmasına yaşlılarda şahit oluyoruz dedi.