<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.kamu3.com/saglik/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri.Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Çivrilli hasta kesi yapılmadan yapılan tedaviyle sağlığına kavuştu]]></title>
			<description><![CDATA[Çivril Şehit Hilmi Öz Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde ilk kez V-NOTES (karında herhangi bir kesi izi oluşturmadan yapılan minimal invaziv cerrahi işlem) laparoskopik cerrahi yöntemiyle hastanın yumurtaları ve rahmi alınarak sağlığına kavuşturuldu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çivril Şehit Hilmi Öz Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde ilk kez V-NOTES (karında herhangi bir kesi izi oluşturmadan yapılan minimal invaziv cerrahi işlem) laparoskopik cerrahi yöntemiyle hastanın yumurtaları ve rahmi alınarak sağlığına kavuşturuldu.

Kanama şikayeti ile Çivril Şehit Hilmi Öz Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne başvuran 46 yaşındaki Nazlı Akkoyun, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Atakan Emre Gezici tarafından değerlendirildi. Hastaya yapılan yapılan tahlil ve tetkiklerden sonra hastaya cerrahi işlem yapılması planlandı. Hastanın da onayının alınmasıyla Çivril Şehit Hilmi Öz Devlet Hastanesi'nde ilk kez V - NOTES laparoskopik cerrahi yöntemi uygulanarak hasta ameliyat edilerek sağlığına kavuşturuldu.

Ameliyatı gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uz. Op.Dr. Atakan Emre Gezici ameliyat süreci hakkında şu bilgileri verdi: " Kanama şikayetiyle polikliniğimize başvuran hastamıza diğer tıbbi tedaviler uygulanmasına rağmen devam eden anormal bir kanaması mevcuttu. Dirençli anormal uterin kanaması olması nedeniyle hastamıza histerektomi ameliyatı önerildi. Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra hastamız genel anestezi altında ameliyata alındı. Ameliyatta genital bölgeden küçük bir kesi yapıldı. Laporoskopik kameralar ve ince cerrahi aletler ile bu kesi yapılan alandan karın içine girilerek rahim dışarıya çıkarıldı ve operasyon başarıyla tamamlandı. V- NOTES yöntemi sayesinde daha az ağrı, daha hızlı iyileşme süreci ve daha iyi kozmetik sonuçlar elde edebilmekteyiz" dedi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uz. Op. Dr. Mustafa Ecer de Çivril Şehit Hilmi Öz Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde ilk V- NOTES yöntemini başarıyla uygulamaya başladıklarını ifade ederek V-NOTES yöntemi jinekolojik operasyonlarda karında herhangi bir kesi izi olmadan yapılan gelişmiş minimal invaziv cerrahi yöntemdir. Vajinal laparoskopi olarak da adlandırılan bu yöntem, ameliyat sonrası hızlı iyileşme, daha az ağrı gibi avantajlar sağlamaktadır. V- NOTES cerrahi yöntemiyle rahim alma (histeroktomi) yumurtalık kisti ameliyatı, miyom ameliyatları gibi operasyonları yapabilmekteyiz. Bu yöntem sayesinde karın içi yapılar güvenle görüntülenir ve ameliyat sonrası iyileşme dönemi daha konforlu geçer" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/civrilli-hasta-kesi-yapilmadan-yapilan-tedaviyle-sagligina-kavustu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/civrilli-hasta-kesi-yapilmadan-yapilan-tedaviyle-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/civrilli-hasta-kesi-yapilmadan-yapilan-tedaviyle-sagligina-kavustu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/civrilli-hasta-kesi-yapilmadan-yapilan-tedaviyle-sagligina-kavustu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/civrilli-hasta-kesi-yapilmadan-yapilan-tedaviyle-sagligina-kavustu/1311078/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 17:12:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bafra Sağlıklı Hayat Merkezi "Bebek Dostu" ünvanı aldı]]></title>
			<description><![CDATA[Samsun Bafra Sağlıklı Hayat Merkezi, anne sütünün teşvik edilmesi ve doğru emzirme uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak "Bebek Dostu" ünvanını almaya hak kazandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Samsun Bafra Sağlıklı Hayat Merkezi, anne sütünün teşvik edilmesi ve doğru emzirme uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak "Bebek Dostu" ünvanını almaya hak kazandı.
Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirmeler sonucunda elde edilen bu önemli başarı, anne ve bebek sağlığına yönelik sunulan hizmetlerin kalitesini bir kez daha ortaya koydu. Düzenlenen törende, Bebek Dostu ünvanına ilişkin plaket, Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras tarafından Bafra İlçe Sağlık Müdürü Dr. Hamiyet Çaylı'ya takdim edildi.
Bafra İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi'nde anne sütü konusunda farkındalığın artırılması, emzirmenin desteklenmesi ve ailelere doğru bilgilendirme yapılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.
Yetkililer, anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmesindeki önemine dikkat çekerek, Bebek Dostu ünvanının alınmasında emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Bu anlamlı başarıyla birlikte Bafra Sağlıklı Hayat Merkezi, anne ve bebek sağlığının korunması ve geliştirilmesi adına yürüttüğü örnek çalışmalarla bölge halkına hizmet vermeye devam edecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bafra-saglikli-hayat-merkezi-quotbebek-dostuquot-unvani-aldi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bafra-saglikli-hayat-merkezi-quotbebek-dostuquot-unvani-aldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bafra-saglikli-hayat-merkezi-quotbebek-dostuquot-unvani-aldi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bafra-saglikli-hayat-merkezi-quotbebek-dostuquot-unvani-aldi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/bafra-saglikli-hayat-merkezi-bebek-dostu-unvani-aldi/1311021/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:10:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ezine'de 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' etkinliği]]></title>
			<description><![CDATA[Çanakkale'nin Ezine ilçesinde 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' programı çerçevesinde Ezine Yahya Çavuş İlkokulu'nda çeşitli etkinlikler düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çanakkale'nin Ezine ilçesinde 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' programı çerçevesinde Ezine Yahya Çavuş İlkokulu'nda çeşitli etkinlikler düzenlendi.
Ezine İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün iş birliğinde 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' programı gerçekleştirildi. Etkinlikte, Ezine Yahya Çavuş İlkokulu bahçesinde kurulan Sağlıklı Beslenme, Aile Hekimliği, Ağız ve Diş Sağlığı, Kişisel Hijyen ve Hastalıklardan Korunma, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve UMKE istasyonlarında sağlık personelleri tarafından öğrencilere uygulamalı eğitimler verildi.
Etkinlik çerçevesinde öğrenciler, sağlıklı yaşam, dengeli beslenme, hijyen, fiziksel aktivite ve ilk yardım konularında hazırlanan atölye çalışmaları ile etkinliklere katılarak hem yeni bilgiler edindi hem de eğlenceli vakit geçirdi. Ayrıca İlçe Emniyet Müdürlüğü, Ezine Belediyesi İtfaiye Amirliği ve Zabıta ekipleri tarafından da kendi görev alanlarıyla ilgili bilgilendirmeler yapılarak öğrencilerde farkındalık oluşturuldu.
Ezine Kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, sağlıklı nesillerin yetişmesinde çocukluk döneminde kazanılan doğru alışkanlıkların büyük önem taşıdığını belirterek, programın çocukların sağlık bilincinin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ezine39de-39saglikli-cocuk-saglikli-gelecek39-etkinligi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ezine39de-39saglikli-cocuk-saglikli-gelecek39-etkinligi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ezine39de-39saglikli-cocuk-saglikli-gelecek39-etkinligi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ezine39de-39saglikli-cocuk-saglikli-gelecek39-etkinligi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/ezine-de-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-etkinligi/1310917/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:32:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Denizli Büyükşehirden bağımlılıkla mücadelede güçlü adım]]></title>
			<description><![CDATA[Denizli Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığını tehdit eden tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile güç birliğine gidiyor. Sağlıklı bir gelecek hedefiyle bağımlılıkla mücadelede toplumsal seferberlik başlatılacak. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Denizli Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığını tehdit eden tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile güç birliğine gidiyor. Sağlıklı bir gelecek hedefiyle bağımlılıkla mücadelede toplumsal seferberlik başlatılacak.

Denizli'de sosyal belediyecilik vizyonuyla daha huzurlu ve sağlıklı bir gelecek için vatandaşların yanında olmaya devam eden Denizli Büyükşehir Belediyesi bu kez toplum sağlığını tehdit eden bağımlılıklara karşı önemli bir iş birliği yapacak. Bu kapsamda, Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi Haziran Ayı Toplantısı'nda bağımlılıklara yönelik koruma, önleme ve rehabilitasyon alanlarında Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile birlikte hareket edilmesi için protokol imzalanması ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu'na yetki verilmesi kararı alındı. Denizli Büyükşehir Belediyesi atılan bu adımla modern çağın sorunlarına karşı mücadelede Yeşilay Cemiyeti ile iş birliği yapacak.

Teknoloji bağımlılığı da unutulmadı
Protokol kapsamında, bağımlılığa karşı vatandaşlara ve belediye personeline yönelik hem önleyici eğitimler verilecek hem de Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) aracılığıyla psiko-sosyal destek imkanları daha geniş kitlelere ulaştırılacak. Ayrıca, şehir genelindeki otobüs durakları, dijital ekranlar ve billboardlar aracılığıyla bağımlılıkla mücadele mesajları doğrudan vatandaşla buluşturulacak. Toplum sağlığını tehdit eden tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı farkındalık oluşturulacak ortak faaliyetler ile güçlü bir toplumsal dayanışma ağı örülecek. Özellikle çocuklar ve gençler için teknoloji bağımlılığıyla mücadelede ailelere rehberlik çalışmaları yapılacak.

Güçlü iş birliği
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, daha sağlıklı, huzurlu ve bağımlılıktan uzak bir Denizli'nin en büyük önceliklerinden biri olduğunu söyledi. Yeşilay ile başlattıkları güçlü iş birliği sayesinde, başta gençler olmak üzere tüm vatandaşları modern çağın tehditlerinden korumak için kararlılıkla çalışacaklarını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Bağımlılıkla mücadelede şehrimizin geleceğini koruyan toplumsal bir dayanışma ağını hep birlikte öreceğiz" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli-buyuksehirden-bagimlilikla-mucadelede-guclu-adim.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli-buyuksehirden-bagimlilikla-mucadelede-guclu-adim.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli-buyuksehirden-bagimlilikla-mucadelede-guclu-adim_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli-buyuksehirden-bagimlilikla-mucadelede-guclu-adim.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/denizli-buyuksehirden-bagimlilikla-mucadelede-guclu-adim/1310879/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:59:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Elazığ'da KETEM çalışmaları değerlendirildi]]></title>
			<description><![CDATA[Elazığ'da düzenlenen toplantıda Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) faaliyetleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elazığ'da düzenlenen toplantıda Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) faaliyetleri kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kanser tarama hizmetlerinin değerlendirilmesi ve sahadaki çalışmaların ele alınması amacıyla KETEM Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya, İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Gecekuşu başkanlık etti. Toplantıya ayrıca Halk Sağlığı Başkanı ile Müdürlüğe bağlı Toplum Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde görev yapan kanser birimi sorumluları ve çalışanları katıldı. Toplantıda, KETEM faaliyetleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. İl genelinde yürütülen kanser tarama hizmetleri, hedef nüfusa ulaşma oranları, saha çalışmaları ve farkındalık faaliyetleri ele alınırken, mevcut çalışmaların etkinliğinin artırılmasına yönelik görüş ve öneriler paylaşıldı.
Katılımcıların karşılıklı fikir alışverişinde bulunduğu toplantıda, erken teşhis ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, vatandaşların kanser taramalarına erişiminin artırılması ve toplumda farkındalık düzeyinin yükseltilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar üzerinde duruldu.
Toplantı, kanserle mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve tarama programlarının daha etkin yürütülmesine yönelik değerlendirmelerin ardından sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/elazig39da-ketem-calismalari-degerlendirildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/elazig39da-ketem-calismalari-degerlendirildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/elazig39da-ketem-calismalari-degerlendirildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/elazig39da-ketem-calismalari-degerlendirildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/elazig-da-ketem-calismalari-degerlendirildi/1310828/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:10:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BEUN Sağlık Bilimleri Fakültesinde 96 öğrenciye emzirme danışmanlığı eğitimi]]></title>
			<description><![CDATA[Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde 96 öğrenciye 20 saatlik Emzirme danışmanlığı eğitimi verildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde 96 öğrenciye 20 saatlik Emzirme danışmanlığı eğitimi verildi.
Türkiye'de ilk kez üniversite öğrencilerine 20 saatlik Emzirme Danışmanlığı Eğitimi vermenin gururunu yaşanıyor.
Bakanlığın 1991 yılından bugüne emzirmenin korunması, özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla yürüttüğü "Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı" kapsamında beslenme bozukluklarının önlenmesi yoluyla çocuklarda morbidite ve mortalite oranlarını düşürmek hedeflendi.
Program kapsamındaki eğitimle amaç mezuniyet öncesi hemşirelik öğrencilerine doğru emzirme tekniklerini öğreterek, emzirmeyle ilgili sorunlar ve çözümleri konularında annelere kanıta dayalı uygulamalar çerçevesinde etkili danışmanlık yapmalarını sağlayarak, güncel bilimsel bilgilerle bilgi ve beceri düzeylerinin artırmaktır. Bu eğitimlerin emzirme başarı oranlarının yükselmesinde önemli rol oynayacağı beklenmekte.
Bu doğrultuda Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde 96 öğrenciye Müdürlük Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Cansu Surat Helvacı, Uzm. Dr. Murat Özbek, Ulusal Değerlendirmeciler Yeşim Geniş, Şeyda Azaklı Köksal, Sevil Çelik, Gizem Kırbaş ve Uzm. Hemşire Melek Ören tarafından 04-06-11 Mayıs 2026 tarihlerinde 3 (üç) gün süreyle 17 saat teorik 3 saat pratik toplam 20 saat yüz yüze Emzirme Danışmanlığı Eğitimi verilirken, eğitimi başarıyla tamamlayan öğrencilere belgeleri eğitmenler tarafından takdim edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/beun-saglik-bilimleri-fakultesinde-96-ogrenciye-emzirme-danismanligi-egitimi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/beun-saglik-bilimleri-fakultesinde-96-ogrenciye-emzirme-danismanligi-egitimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/beun-saglik-bilimleri-fakultesinde-96-ogrenciye-emzirme-danismanligi-egitimi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/beun-saglik-bilimleri-fakultesinde-96-ogrenciye-emzirme-danismanligi-egitimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/beun-saglik-bilimleri-fakultesinde-96-ogrenciye-emzirme-danismanligi-egitimi/1310809/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:46:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyleyerek, "Kene tutunmasında 10 günlük süreçteki semptomları iyi takip etmek gerekiyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyleyerek, "Kene tutunmasında 10 günlük süreçteki semptomları iyi takip etmek gerekiyor" dedi.
Isınan havalarda açık alanların kene tutunması için risk oluşturduğunu söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Yaz mevsiminin gelmesiyle kırsal alanlara geçişler, tarlada, bahçede çalışmalar ve piknikler tabi ki kene tutunması için risk oluşturuyor. Hayvancılıkla uğraşlar yine kene tutunması için risk oluşturuyor. Öncelikle kenelerin yoğun görüldüğü alanlarda mümkünse alana geçmemek, gitmemek ya da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi vakaların çok olduğu alanlarda, kenelerin çok olduğu alanlarda mümkünse uzak durmak. Ama bunu yapmak her zaman mümkün değil. Böyle alanlara geçeceğimiz zaman mümkün olduğunca açık renkli giysiler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine konması, gömleklerin yine pantolonun içine konması gibi basit önlemler çok önemli ve ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu seyahatten ya da piknikten ya da kırsal alandan dönüşten sonra üzerimizin özellikle bacak arkalarının, koltuk altlarının başta olmak üzere yine kulak arkası, saçlı deri gibi alanlar mutlaka tüm vücut elle taranarak bir kene tutunmasının olup olmadığı tespit edilmesi lazım. Kenede en önemli şey mümkün olan en kısa sürede keneyi çıkartmamız lazım. Bunun için erken tespit etmek, bir an önce önlem almamız için gerekli" dedi.
"10 günlük süreç önemli"
Prof. Dr. Ersoy, 10 gün içerisinde meydana gelecek semptomların çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kene tutunması olmuşsa ne yapacağız? Hızlı çıkartmak dedim, bir an önce elimizde bir cımbız varsa ya da bazen bir bez ya da poşetle bile olabilir, deriye en yakın yerden keneyi tutup çıkarmamız lazım. Eldivensiz keneye dokunmak, keneyi patlatmak, kenenin ortasından tutup çıkarmak ya da kenenin üstüne kimyasal bir şey sürmek kesinlikle zararlı. Bunları yapmayacağız. Eğer keneyi çıkaramamışsak en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin çıkarılmasını sağlayacağız. Peki her kene enfekte mi? Her kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi taşımıyor. Dolayısıyla semptomlar var mı bakılır. Kurumlar, sağlık kuruluşu zaten gerekli önlemleri alır. Biz ne bileceğiz? 10 gün içerisinde ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomlara karşı kanama bulgusuna karşı uyanık olacağız. Böyle bir bulgu olduğunda derhal hekime başvurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-tutunmasinda-3910-gun39-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-tutunmasinda-3910-gun39-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-tutunmasinda-3910-gun39-uyarisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-kene-tutunmasinda-3910-gun39-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi/1310746/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:52:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ortaca'da Turunçgil üreticilerine entegre mücadele ve BİYOTOP eğitimi]]></title>
			<description><![CDATA[Ortaca'da Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu'nda, Tarım ve Orman Bakan Danışmanı Muharrem Selçuk'un katılımıyla 'Turunçgilde Entegre Mücadele ve BİYOTOP Uygulamaları' konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ortaca'da Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu'nda, Tarım ve Orman Bakan Danışmanı Muharrem Selçuk'un katılımıyla 'Turunçgilde Entegre Mücadele ve BİYOTOP Uygulamaları' konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Turunçgil üretimi yapılan ilçelerden üreticilerin yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, BİYOTOP uygulamaları ile biyolojik mücadele yöntemlerinin önemi ele alındı. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Teknik Koordinatörü Ali Öztop tarafından gerçekleştirilen sunumda, faydalı böcek salımının zararlılarla mücadeledeki rolü ve sürdürülebilir üretime katkıları hakkında katılımcılara bilgi verildi.
Toplantıda ayrıca turunçgil üretiminde karşılaşılan sorunlar değerlendirilirken, üreticiler ve uzmanlar çözüm önerileri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Katılımcılar, entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve çevre dostu uygulamaların artırılmasının sektör açısından önemine dikkat çekti.
Programa üreticilerin yanı sıra İl Müdür Yardımcısı Erizan Yılmaz, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Süreyya Can, ilçe müdürleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ortaca39da-turuncgil-ureticilerine-entegre-mucadele-ve-biyotop-egitimi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ortaca39da-turuncgil-ureticilerine-entegre-mucadele-ve-biyotop-egitimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ortaca39da-turuncgil-ureticilerine-entegre-mucadele-ve-biyotop-egitimi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/ortaca39da-turuncgil-ureticilerine-entegre-mucadele-ve-biyotop-egitimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/ortaca-da-turuncgil-ureticilerine-entegre-mucadele-ve-biyotop-egitimi/1310729/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:32:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anjio korkusu olanlar, sancısız ve acısız 'sanal anjiyoyu' tercih ediyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, klasik anjiyoya alternatif olarak kullanılan 'sanal anjiyo' yöntemiyle damar tıkanıklıklarının girişimsel işlem yapılmadan tespit edilebildiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, klasik anjiyoya alternatif olarak kullanılan 'sanal anjiyo' yöntemiyle damar tıkanıklıklarının girişimsel işlem yapılmadan tespit edilebildiğini söyledi.
Kalp damarlarında tıkanıklık olup olmadığını anlamak için yıllardır uygulanan klasik anjiyo, girişimsel yapısı nedeniyle hastalar için zaman zaman endişe verici olabiliyor. Kalp ve damar hastalıklarının teşhisinde teknoloji her geçen gün daha fazla önem kazanırken, 'sanal anjiyo' olarak bilinen çok kesitli tomografi yöntemi klasik anjiyoya alternatif bir seçenek olarak öne çıkıyor. Halk arasında 'kansız anjiyo' olarak da bilinen bu yöntem, hastanın damarlarının girişimsel işlem yapılmadan görüntülenmesine imkan sağlıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi'nde görevli Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, bu teknoloji sayesinde kalp damarlarında son derece ince ve detaylı değerlendirmeler yapılabildiğini söyledi. Erdoğu, klasik anjiyoda hastanın damar yoluyla girişimsel bir işleme alındığını ve bunun bir nevi ameliyat niteliği taşıdığını belirtti. Erdoğu, sistem hakkında bilgilere vererek, "Klasik anjiyoda damara giriliyor ve damar yapısı içeriden görüntüleniyor. Bu işlem girişimsel olduğu için belirli komplikasyon riskleri taşıyor. Sanal anjiyoda ise hastaya uygun ilaçlar verildikten sonra tomografi çekimi yapılıyor. Ardından damar görüntüleri bilgisayar ortamında detaylı şekilde inceleniyor ve damarda tıkanıklık olup olmadığı değerlendiriliyor" dedi.

"Elde edilen görüntüler yorumlanıyor"
İsmail Erdoğu, bu sistemin ilerleyen dönemde önemli bir yer tutacağını söyleyerek, "Bu tomografi sayesinde kalp damarlarında çok ince ve detaylı değerlendirmeler yapabiliyoruz. Halk arasında 'sanal anjiyo' ya da 'kansız anjiyo' olarak bilinen bu yöntem, oldukça ileri teknolojili ve başarılı bir cihazla gerçekleştiriliyor. Hastalara tomografi çeker gibi bu işlemi uyguluyoruz. İşlem sırasında, hastanın ilaca karşı herhangi bir yan etkisi yoksa ve kalp hızı uygunsa, gerekli ön hazırlıkların ardından görüntüleme yapılıyor. Sonrasında ise elde edilen görüntüler yorumlanıyor. Polikliniklere gelen hastalar, kalp damarlarında bir sorun olup olmadığını bizlere soruyor. Biz öncelikle ultrason ve efor testleriyle hastaları değerlendiriyoruz. Ancak bazı durumlarda daha ileri tetkiklere ihtiyaç duyuyoruz. Bu tetkikler arasında çok kesitli tomografiler ve MR'lar, önümüzdeki dönemde oldukça önemli bir yer tutacak gibi görünüyor. Çok kesitli tomografiler uygun standartlarda çekildiğinde ve hasta doğru şekilde hazırlandığında, tanı koyma oranları oldukça yüksek oluyor. Bu yöntemlerin teşhise dair doğruluk oranı yüzde 90-95 seviyelerine kadar ulaşabiliyor" dedi.

"Arada kalınan hastalarda tercih ediyoruz"
Erdoğu, komplikasyon oranının düşük olması nedeniyle oldukça güvenli olduğunu belirterek, "Bu tetkiki ekseriyâ arada kaldığımız hastalarda tercih ediyoruz. Yani damarında bir sorun var mı yok mu net karar veremediğimiz yani yok demek istediğimiz ancak ya varsa ve sonuçları ciddi olursa diye düşündüğümüz hastalarda kullanıyoruz. Ayrıca efor testi yapamayacak durumda olan veya düşük ihtimalli görünmesine rağmen diğer tetkiklerinde bazı risk kriterleri bulunan hastalarda da bu yöntemi tercih ediyoruz. Hastanın yatış süresinin kısa olması ve komplikasyon oranının düşük olması nedeniyle oldukça güvenli ve ileri bir teknoloji olarak öne çıkıyor" diye konuştu.

"Çok daha konforlu"
Tomografi çekildikten sonra görüntüler işlendiğini ifade eden Erdoğu,"Tomografi çekildikten sonra görüntüler işleniyor. Bu süreçte radyoloji uzmanlarımızın ve teknikerlerimizin desteği büyük önem taşıyor. Görüntüleme tamamlandıktan sonra, radyoloji uzmanının hazırladığı rapora göre damar darlıkları değerlendiriliyor ve hastanın ileri anjiyoya ihtiyaç duyup duymadığına karar veriyoruz. Bizim klasik anjiyo işlemimizde komplikasyon oranı yaklaşık yüzde 3 seviyelerinde. Sonuçta anjiyo girişimsel, bir nevi ameliyat niteliğinde bir işlem. Ancak sanal anjiyo çok daha konforlu. Hastanede kalış süresi kısa ve uygun hastalarda yüksek kalitede teşhise dair değerler sunuyor. Radyasyon oranları, klasik anjiyoyla kıyaslandığında birbirine yakın seviyelerde. Akciğer tomografisine göre ise bir miktar daha yüksek görünüyor. Ancak bu, kabul edilemez düzeyde bir radyasyon değil. Tanı koyulacak hastalığın ciddiyeti düşünüldüğünde, göze alınabilecek ve önemli bir teknoloji olarak değerlendiriyorum" ifadelerine yer verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/anjio-korkusu-olanlar-sancisiz-ve-acisiz-39sanal-anjiyoyu39-tercih-ediyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/anjio-korkusu-olanlar-sancisiz-ve-acisiz-39sanal-anjiyoyu39-tercih-ediyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/anjio-korkusu-olanlar-sancisiz-ve-acisiz-39sanal-anjiyoyu39-tercih-ediyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/anjio-korkusu-olanlar-sancisiz-ve-acisiz-39sanal-anjiyoyu39-tercih-ediyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/anjio-korkusu-olanlar-sancisiz-ve-acisiz-sanal-anjiyoyu-tercih-ediyor/1310722/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:27:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp sağlığı, müziğin ritmiyle buluştu: Ünlü isimler kalp sağlığı farkındalığı için ritim tuttu]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Sağlık Grubu, kalp sağlığı farkındalığına dikkat çekmek amacıyla, Sheraton İstanbul City Center'da "Müziğin Kalbine Yolculuk" etkinliğini gerçekleştirdi. Ünlü isimlerin katıldığı organizasyonda, kalp damar cerrahisi ve kardiyoloji uzmanlarının verdiği önemli bilgilerin ardından ritim atölyesinde keyifli anlar yaşandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Sağlık Grubu, kalp sağlığı farkındalığına dikkat çekmek amacıyla, Sheraton İstanbul City Center'da "Müziğin Kalbine Yolculuk" etkinliğini gerçekleştirdi. Ünlü isimlerin katıldığı organizasyonda, kalp damar cerrahisi ve kardiyoloji uzmanlarının verdiği önemli bilgilerin ardından ritim atölyesinde keyifli anlar yaşandı.
Sheraton İstanbul City Center'da düzenlenen, kalp sağlığı farkındalığının ele alındığı etkinlik, alanında uzman isimleri, kalp rahatsızlığı geçmişi olan hastaları ve sanat dünyasından ünlü isimleri bir araya getirdi. Etkinlikte uzmanlar bilgilendirici sunumlar yaparken, ritim atölyesinde ise perküsyon aletleriyle yapılan workshop'ta kalp ritmi müzikle birleştirildi.
Organizasyona oyuncu Ayşen İnci, eski manken ve oyuncu Tuğba Özay, şarkıcı ve yazar Zeynep Mansur, oyuncu Ebru Aytemur, eski manken ve şarkıcı Ece Gürsel de katıldı. Prof. Dr. Ali Aycan Kavala'nın kalp sağlığına dair bilgilendirici sunumuyla başlayan etkinliğin devamında, Doç. Dr. Yusuf Kuserli ve Uz. Dr. Samet Uysal, katılımcıların sorularını yanıtladı. Soru-cevap bölümünün ardından ise ritim atölyesinde müzik, kalp ritmiyle birleştirildi. Perküsyon aletleriyle kalp ritminin taklit edilmesinden sonra ünlü isimler ve tüm katılımcılar, kendilerine verilen müzik aletleriyle ritim tuttu.
Etkinliğe ve kalp sağlığına dair konuşan Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, "Bugün burada müziğin kalbine yolculukla hem kalp ritmini anlatacağız hem de kalp ritmini hızlandıran, yavaşlatan etkenleri konuşacağız. Aynı zamanda ritim atölyesinde kalp ritmiyle benzer ritimleri workshop şeklinde tecrübe edeceğiz" dedi.

Kırık kalp sendromu en çok kadınları etkiliyor
Kalbin günde 100 bin defa kan pompalayan bir organ olmasının yanı sıra hormonlar aracılığıyla duygulardan da etkilendiğini hatırlayan Prof. Dr. Kavala, kırık kalp sendromuna dair bilgi vererek şu ifadeleri kullandı:
"Kırık kalp sendromu genelde kadınlarda görülen bir sendrom. Normal bir kalbe sahip olan kadınlarda ciddi bir üzüntü, keder, ihanet, sıkıntı yaşadıktan sonra birden bire kalp kasının kendini salmasıyla kendini gösteriyor. Tıptaki adı takotsubo kardiyomiyopatisi. Direkt olarak kişi kalp krizi geçirdiğini zannedebilir, ağır bir kalp yetmezliğine girebilir. Görüntülemelerle de tespit ediyoruz ki kalp kası kendini tamamen salıyor ve kasılma gücünü bırakıyor. Tedaviler sonrası kendini toparlayabilir ama altta yatan hiçbir sebep yokken yaşadığı bu üzüntünün ardından bu görülüyor. Hastayı direkt kalp yetmezliğine ve kalp krizi geçirten bir sendrom."

Elektronik sigaralar genç ölümlere neden olabiliyor
Elektronik sigaranın damar içerisindeki sertleşmeye neden olan plakların erken yırtılıp damarı tıkamasına sebep olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, erken yaşta ölümlerin bir diğer nedeninin de bu olabileceğini vurguladı.

Tuğba Özay: "Frekanslarla her şeyi yönetebilirsiniz"
Etkinliğe katılan Tuğba Özay ise hayatından örnekler vererek, "Frekanslarla her şeyi yönetebiliyorsunuz. Hücrelerinizi, düşünce gücünüzü dahi frekanslarla yönetebiliyorsunuz. Ben uykuya dalarken uyku frekansı dinliyorum. Olumlu düşünceler ve duygular içine itiyor. O nedenle kalp sağlığınız için hocamı dinleyin. Ben de çok merak ediyorum nasıl bir deneyim yaşayacağız" dedi.

Zeynep Mansur: "Burada olmaktan çok mutluyum"
Şarkıcı Zeynep Mansur, hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'i hatırlatarak, "Son günlerde bu konuyla ilgili çok fazla haberler çıkıyor. Çok genç bir oyuncuyu kaybettik biliyorsunuz. Kalp sağlığı aslında ne kadar önemsememiz gereken bir konu ama hep göz ardı edilen sağlık konularından biri. O yüzden bu tür etkinlikleri çok önemli buluyorum. Bu konuya dikkat çekmek, önemsemek adına burada olmaktan çok büyük mutluluk duyuyorum" dedi.

Oyuncu Ebru Aytemir'den sağlıklı yaşam vurgusu
Oyuncu Ebru Aytemir ise, "Sağlıklı besleniyorum, spor hayatım da var hiç aksatmıyorum yediğime içtiğime dikkat ediyorum dansın da hayatımda çok büyük katkısı var. Kontrollerimize de gidiyoruz tabii ki" ifadelerini kullandı.

Hastalardan doktorlarına teşekkür
Memorial Şişli Hastanesi'nde tedavi olan 54 yaşındaki Mehmet İsabetli ile 80 yaşındaki Aykar Çalışır ise tedavi süreçlerini anlattı. İsabetli, "Yolda yürürken sıkıntılar yaşıyordum, rampayı çıkarken 5-6 kez dinleniyordum. Nefes nefese kalıyordum. Hastaneye başvurduğumda anjiyo oldum ve 3 damarımın tıkalı olduğu söylendi. Stentlerin olumlu olmayacağı anlatıldı ve bypassa karar verildi. Ameliyat oldum, şu an çok memnunum. Hayatımı ideal şekilde devam ettiriyorum, hocama da çok teşekkür ediyorum" dedi.
Çalışır ise, "Kalp kapakçığımın ikisi de arızalıydı. Bir tanesi yeniden, yapıldı bir tanesi tamir edildi. İki ay boyunca bebekler gibi bakıldım. Çok doktor gezdim çok hastane dolaştım ama çareyi burada buldum. 9 saat ameliyatta kaldım, 5 gün yoğun bakımda kaldım. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kalp-sagligi-muzigin-ritmiyle-bulustu-unlu-isimler-kalp-sagligi-farkindaligi-icin-ritim-tuttu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kalp-sagligi-muzigin-ritmiyle-bulustu-unlu-isimler-kalp-sagligi-farkindaligi-icin-ritim-tuttu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kalp-sagligi-muzigin-ritmiyle-bulustu-unlu-isimler-kalp-sagligi-farkindaligi-icin-ritim-tuttu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kalp-sagligi-muzigin-ritmiyle-bulustu-unlu-isimler-kalp-sagligi-farkindaligi-icin-ritim-tuttu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/kalp-sagligi-muzigin-ritmiyle-bulustu-unlu-isimler-kalp-sagligi-farkindaligi-icin-ritim-tuttu/1310720/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:27:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Milas Pınarköy'ün su terfi hatları yenileniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, altyapı yatırımları kapsamında Milas'ın Pınarköy Mahallesi'nde ekonomik ömrünü tamamlayan 2 bin 500 metrelik terfi hattının yenilenmesi çalışmalarına başladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, altyapı yatırımları kapsamında Milas'ın Pınarköy Mahallesi'nde ekonomik ömrünü tamamlayan 2 bin 500 metrelik terfi hattının yenilenmesi çalışmalarına başladı.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın altyapı sistemlerinin güçlendirilmesi ve daha sürdürülebilir hale getirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yürütülen çalışma ile mevcut hatta yaşanan sorunların giderilmesi hedefleniyor.
Vatandaşlara ait parsellerden geçen eski terfi hattında meydana gelen arızalara müdahalede güçlük yaşanırken, bu durum zaman ve iş gücü kaybına neden oluyordu. Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışma kapsamında eski hat, dayanıklı duktil borularla yenilenerek yol kenarına taşınacak.
Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte arızalara daha hızlı müdahale edilmesi sağlanırken, Pınarköy ve Çamlıca mahallelerinde zaman zaman yaşanan su kesintilerinin de önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde vatandaşlara daha güvenli ve kesintisiz içme suyu hizmeti sunmak amacıyla altyapı yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/milas-pinarkoy39un-su-terfi-hatlari-yenileniyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/milas-pinarkoy39un-su-terfi-hatlari-yenileniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/milas-pinarkoy39un-su-terfi-hatlari-yenileniyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/milas-pinarkoy39un-su-terfi-hatlari-yenileniyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/milas-pinarkoy-un-su-terfi-hatlari-yenileniyor/1310712/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:20:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Denizli'de durmalarına hızlı müdahale için yerli cihazlar kullanıma sunuldu]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle ani kalp durmalarına hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla üretilen yerli ve milli olan Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı Denizli'de Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar meydanına yerleştirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle ani kalp durmalarına hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla üretilen yerli ve milli olan Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı Denizli'de Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar meydanına yerleştirildi.

Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle yerli mühendislik gücü kullanılarak geliştirilen ve ülke genelinde yaygınlaştırılması hedeflenin Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Denizli'de Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar meydanında kullanılmaya başlandı. OED cihazları ani kalp durmalarında sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen kritik sürede hayat kurtarıcı müdahaleye imkan sağlayacak. Cihaz Türkçe sesli komut sistemiyle hastanın kalp ritmini saniyeler içinde analiz ederek, şok uygulanıp uygulanmayacağına kendisi karar verecek, bu sayede hatalı müdahale riski ortadan kalkacak.

Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen OED cihazlarının acil sağlık hizmetlerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, cihazların özellikle kalabalık yaşam alanlarında hayati bir görev üstleneceğini ifade etti. Öztürk; "Sağlık Bakanlığımız ve ASELSAN işbirliğiyle üretilen Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı ülkemizin gelişmiş sağlık altyapısını daha da ileriye taşıyan önemli bir teknoloji adımı olarak hayata geçirilmiştir. Projeyle birlikte vatandaşlarımızda ilk yardım bilincini güçlendirerek 'İlk yardım hayat kurtarır' anlayışını artık sadece bir motto değil, toplumumuzun ortak refleksi hâline getirmek hedeflenmektedir. Yapılan planlama doğrultusunda ilimizde de sosyal hareketliliğin en yoğun olduğu Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar Meydanı'na cihazların yerleştirilmesi tamamlanmış ve halkımızın hizmetine sunulmuştur. OED cihazı Türkçe sesli komut sistemiyle hastanın kalp ritmini analiz ederek müdahale için şok gerekip gerekmediğine kendisi karar vermekte 112 ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar hastanın hayata tutunmasını sağlayan bir yaşam köprüsü görevi üstlenmektedir. Sesli yönlendirme sistemi sayesinde kullanıcıyı adım adım yönlendiren bu cihazlar, acil durumlarda vatandaşlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Projenin ülkemize ve ilimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli39de-durmalarina-hizli-mudahale-icin-yerli-cihazlar-kullanima-sunuldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli39de-durmalarina-hizli-mudahale-icin-yerli-cihazlar-kullanima-sunuldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli39de-durmalarina-hizli-mudahale-icin-yerli-cihazlar-kullanima-sunuldu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/denizli39de-durmalarina-hizli-mudahale-icin-yerli-cihazlar-kullanima-sunuldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/denizli-de-durmalarina-hizli-mudahale-icin-yerli-cihazlar-kullanima-sunuldu/1310706/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:15:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Boyun ağrısında uyuşma ve güç kaybına dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Boyun ağrısı, günümüzde en sık görülen kas-iskelet sistemi şikayetleri arasında yer alıyor. Özellikle masa başında çalışanlar, günün büyük bölümünü telefon, tablet veya bilgisayar karşısında geçiren kişilerde daha sık görülen bu sorun çoğu zaman basit bir kas gerginliği olarak değerlendirilse de her boyun ağrısının nedeni aynı olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, boyun ağrısına]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Boyun ağrısı, günümüzde en sık görülen kas-iskelet sistemi şikayetleri arasında yer alıyor. Özellikle masa başında çalışanlar, günün büyük bölümünü telefon, tablet veya bilgisayar karşısında geçiren kişilerde daha sık görülen bu sorun çoğu zaman basit bir kas gerginliği olarak değerlendirilse de her boyun ağrısının nedeni aynı olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, boyun ağrısına eşlik eden bazı belirtilerin daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirterek, "Özellikle uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı varsa ağrı göz ardı edilmemeli" dedi.
Boyun ağrısı çoğu zaman günlük yaşamın doğal bir sonucu olarak görülse de uzmanlara göre ağrıya eşlik eden belirtiler tanı açısından kritik önem taşıyor. Özellikle kol ve ellerde uyuşma, karıncalanma, güç kaybı veya gece uykudan uyandıran ağrılar, basit bir kas gerginliğinin ötesinde değerlendirilmesi gereken sorunlara işaret edebiliyor. Boyun ağrısı yaşayan birçok kişinin ilk aklına gelen sorunlardan birinin boyun düzleşmesi olduğunu belirten Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Duygu Keskin, boyun omurgasının normalde hafif bir eğriliğe sahip olduğunu, boyun düzleşmesinin ise bu eğriliğin azalması veya kaybolması durumunda ortaya çıktığını ifade etti. "Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, telefon ve bilgisayar kullanırken başın öne eğik tutulması, boyun ve sırt kaslarının zayıf olması, hareketsiz yaşam tarzı, yanlış uyku ve oturma alışkanlıkları ile stres nedeniyle boyun kaslarının sürekli gergin ve kasılı kalması boyun düzleşmesine yol açabilir" diyen Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Günümüzde özellikle masa başında çalışan kişilerde daha sık görülmektedir. Ancak her boyun ağrısını boyun düzleşmesine bağlamak doğru değildir. Boyun ağrıları yalnızca boyun düzleşmesine bağlı ortaya çıkmayabilir. Kas gerginliklerinden kaynaklanabileceği gibi boyun fıtığı, sinir sıkışmaları, kanal daralması, omurga kireçlenmesi ve bazı romatolojik hastalıklarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle boyun ağrısının nedenini doğru şekilde belirlemek büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.

"Kaynağını anlamak için şikayetlere bakılmalı"
Boyun ağrısının kaynağını anlamada şikayetlerin karakterinin önemli ipuçları verdiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, sözlerine şöyle devam etti:
"Kas gerginliğine bağlı boyun ağrıları genellikle günlük alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Uzun süre bilgisayar başında oturmak, telefona bakmak, uygun olmayan bir yastık kullanmak veya stresli olmak boyun kaslarının gerilmesine neden olabilir. Bu durumda boyun, omuz ve kürek kemikleri çevresinde ağrı ve tutukluk hissedilebilir. Çoğu zaman sıcak uygulamalar ve hafif egzersizler yapmak ağrının azalmasına yardımcı olabilmektedir."
Teknolojinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte boyun bölgesine binen yükün de arttığını belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, özellikle ekran kullanım alışkanlıklarının boyun sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu söyledi. Uzun süre aynı şekilde durmanın boyunda ağrı ve sertliğe, kas gerginliğine, duruş bozukluklarına ve boyun hareketlerinde kısıtlılığa neden olabildiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Zamanla boyun düzleşmesi de gelişebilir. Bu nedenle ekranı göz hizasında kullanmak, sık sık mola vermek ve düzenli boyun egzersizleri yapmak boyun sağlığını korumaya yardımcı olabilir" dedi.
Boyun kaynaklı problemlerin yalnızca boyun bölgesinde şikayet oluşturmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Duygu Keskin, sözlerine şöyle devam etti:
"Boyun düzleşmesi olan kişilerde en sık görülen şikayetler boyun ağrısı, omuzlarda gerginlik ve baş ağrısıdır. Baş ağrısı genellikle ense bölgesinden başlar ve başın arka kısmında hissedilir. Boyun düzleşmesine eşlik eden boyun fıtığı gibi durumlarda ise ağrı kola doğru yayılabilir ve parmak uçlarına kadar uzanan uyuşma veya karıncalanma görülebilir. Boyun ağrılarının nedeni çoğu zaman muayeneyle anlaşılabilir ve her hastada görüntüleme yapılması gerekmez. Ağrının uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaşması durumunda ileri incelemeler gerekebilir. Travma sonrası gelişen ağrılarda ya da uyuşma, hareket kısıtlılığı ve güç kaybı gibi belirtilerin varlığında röntgen, MR veya tomografi gibi yöntemler tanıya yardımcı olur."

"Boynu kütletmek zarar verebilir"
Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı yöntemlerin boyun sağlığına zarar verebildiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, yanlış uygulamalara karşı şu uyarılarda bulundu:
"Özellikle boynu sık sık kütletmek, egzersizleri bilinçsizce yapmak, ağrıyı sadece masajla geçirmeye çalışmak ve uzun süre hareketsiz kalmak boyun sağlığını olumsuz etkileyen uygulamalardır. Boynu kütletmek kısa süreli bir rahatlama hissi verse de boyun eklemleri ve çevre dokuların zarar görmesine neden olabilir. Benzer şekilde ağrı nedeniyle uzun süre hareket etmemek veya ağrının azalmasına yardımcı olmak için kullanılan boyunlukların gereğinden uzun süre takılması da boyun kaslarının zayıflamasına yol açabilir. Yastık seçimi de önemlidir. Çok yüksek ya da çok yumuşak yastıklar boynun doğal duruşunu bozabilir. Bu nedenle ortopedik ve orta sertlikte yastıklar tercih edilmelidir. Özellikle masa başında çalışan veya uzun süre telefon kullanan kişiler baş ve boyun pozisyonlarına dikkat etmelidir. Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarının göz hizasında olması boyun üzerine binen yükü azaltabilir. Uzun süre aynı pozisyonda çalışılıyorsa belirli aralıklarla mola verilip boyun ve omuz egzersizleri yapılmalıdır. Uyku sırasında boynun doğal pozisyonunu koruyan bir yastık kullanılmalı ve yüzüstü yatmaktan kaçınılmalıdır. Bunun yanında düzenli egzersiz yapmak, ağır yük taşırken dikkatli olmak ve doğru duruş alışkanlıkları edinmek boyun sağlığının korunmasına yardımcı olabilmektedir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat/1310651/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:40:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Evde konserve yaparken yapılan hatalar sağlığı tehdit edebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında sebze ve meyvelerin bol ve kaliteli olması nedeniyle birçok kişinin kışlık tüketim için evde konserve hazırladığını belirten Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, konserve yapımında yapılan hataların ciddi sağlık risklerine yol açabileceğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında sebze ve meyvelerin bol ve kaliteli olması nedeniyle birçok kişinin kışlık tüketim için evde konserve hazırladığını belirten Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, konserve yapımında yapılan hataların ciddi sağlık risklerine yol açabileceğini söyledi.
Evde konserve hazırlamanın doğru uygulandığında güvenli ve ekonomik bir gıda muhafaza yöntemi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, "Ancak hijyen kurallarına uyulmaması, uygun kavanoz ve kapak kullanılmaması, yeterli ısıl işlemin uygulanmaması ve yanlış depolama şartları, gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturabilir. Özellikle botulizm gibi ölümcül seyredebilen gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesi için temel kurallara dikkat edilmelidir" dedi.

"Çürük, ezik ve küflenmiş ürünler kullanılmamalı"
Konserve yapımında hammadde seçiminin ilk ve en önemli adımlardan biri olduğunu belirten Muslu Can, kullanılacak sebze ve meyvelerin taze, olgun ve sağlam olması gerektiğini vurgulayarak, "Çürük, ezik, küflenmiş veya böcek zararına uğramış ürünler kesinlikle konserve yapımında kullanılmamalıdır. Ürünler bol içme suyu ile iyice yıkanmalı, toprak ve yabancı maddeler tamamen uzaklaştırılmalıdır. Temiz ve sağlıklı ham madde kullanımı, güvenli konserve üretiminin temelidir" şeklinde konuştu.

"Kavanoz ve kapak seçimi gıda güvenliği için kritik"
Konserve hazırlanırken kullanılacak kavanoz ve kapakların sağlam olması gerektiğine dikkat çeken Muslu Can, çatlak, kırık ya da ağız kısmında deformasyon bulunan kavanozların kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kapakların da paslanmamış, ezilmemiş ve conta yapısının sağlam olması gerektiğini belirten Can, "Kavanozlar ve kapaklar kullanım öncesinde sıcak su ile temizlenmeli ve hijyenik şartlarda muhafaza edilmelidir. Kavanoz ağzının temiz tutulması, kapağın tam kapanabilmesi ve vakumun sağlıklı oluşabilmesi açısından son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.

"Kavanozlar aşırı doldurulmamalı"
Dolum sırasında ürün ile kavanoz kapağı arasında yeterli boşluk bırakılması gerektiğini aktaran Can, kavanozların aşırı doldurulmasının ısıl işlem sırasında taşmaya ve vakum oluşumunun bozulmasına neden olabileceğini söyledi. Muslu Can, "Konserve yapımında küçük gibi görünen uygulama hataları, ürünün bozulmasına ve sağlık açısından riskli hale gelmesine yol açabilir. Bu nedenle dolum aşamasında hijyen kadar doğru boşluk bırakılması da önemlidir" dedi.

"Düşük asitli gıdalarda basınçlı konserve yöntemi kullanılmalı"
Konserve üretiminde en kritik aşamanın ısıl işlem olduğunu belirten Muslu Can, ürünün asitlik düzeyine göre doğru yöntemin seçilmesi gerektiğini söyledi. Domates, meyve ve turşu gibi asitliği yüksek ürünlerin kaynar su banyosunda işlenebileceğini ifade eden Can, fasulye, bezelye, mısır, et ve diğer düşük asitli gıdalar için ise basınçlı konserve yönteminin kullanılması gerektiğini vurguladı.
Muslu Can, "Düşük asitli gıdalarda gelişebilen Clostridium botulinum bakterisi, uygun sıcaklık ve süre uygulanmadığında tehlikeli toksinler oluşturabilir. Bu nedenle ürün türüne uygun sıcaklık ve süre değerlerine mutlaka uyulmalıdır. Göz kararı yapılan işlemler, özellikle düşük asitli konservelerde ciddi sağlık risklerine neden olabilir" açıklamasında bulundu.

"Şişmiş kapak, sızıntı ve kötü koku varsa tüketilmemeli"
Isıl işlem sonrasında kavanozların kontrollü şekilde soğutulması ve vakum oluşumunun kontrol edilmesi gerektiğini belirten Can, kapak ortasının içe doğru çökmüş olmasının vakumun oluştuğunu gösterdiğini söyledi. Can, "Şişmiş kapaklar, gaz oluşumu, sızıntı veya kötü koku bozulma belirtisi olarak değerlendirilmelidir. Bu ürünler kesinlikle tadına bakılmadan imha edilmelidir. Bozulma şüphesi olan konservelerin tüketilmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi.

"Konserveler serin, kuru ve güneş görmeyen yerde saklanmalı"
Hazırlanan konservelerin uygun şartlarda depolanmasının ürün güvenliği açısından önemli olduğunu belirten Muslu Can, konservelerin serin, kuru, güneş ışığından uzak ve mümkünse 10-20 derece arasındaki ortamlarda saklanması gerektiğini ifade etti. Depolama sürecinde kavanozların belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Muslu Can, kapaklarda şişme ya da sızıntı görülen ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini belirtti.
Açılan konservelerin ise buzdolabında saklanması ve kısa sürede tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Muslu Can, "Evde konserve yapımı doğru uygulandığında güvenli bir yöntemdir. Ancak hammadde seçiminden depolamaya kadar her aşamada dikkatli olunmalıdır. Hijyen, uygun ekipman kullanımı, yeterli ısıl işlem ve doğru saklama şartları hem ürün kalitesinin korunması hem de tüketici sağlığının güvence altına alınması açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/evde-konserve-yaparken-yapilan-hatalar-sagligi-tehdit-edebilir.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/evde-konserve-yaparken-yapilan-hatalar-sagligi-tehdit-edebilir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/evde-konserve-yaparken-yapilan-hatalar-sagligi-tehdit-edebilir_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/evde-konserve-yaparken-yapilan-hatalar-sagligi-tehdit-edebilir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/evde-konserve-yaparken-yapilan-hatalar-sagligi-tehdit-edebilir/1310650/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:39:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İzmir'de genel cerrahlara perianal hastalıklar eğitimi]]></title>
			<description><![CDATA[Perianal apse ve fistül, anal fissür, hemoroidal hastalıklar ile bu rahatsızlıklarda uygulanan güncel tedavi yöntemleri, Acıbadem Kent Hastanesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Benign Perianal Bölge Cerrahisi" toplantısında ele alındı. Ege Bölgesi'ndeki genel cerrahi uzmanları ve asistanlarına yönelik gerçekleştirilen etkinlikte, konusunda uzman hekimler bilgi ve deneyimlerini genç meslektaşlarıyla paylaştı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Perianal apse ve fistül, anal fissür, hemoroidal hastalıklar ile bu rahatsızlıklarda uygulanan güncel tedavi yöntemleri, Acıbadem Kent Hastanesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Benign Perianal Bölge Cerrahisi" toplantısında ele alındı. Ege Bölgesi'ndeki genel cerrahi uzmanları ve asistanlarına yönelik gerçekleştirilen etkinlikte, konusunda uzman hekimler bilgi ve deneyimlerini genç meslektaşlarıyla paylaştı.
Ege Cerrahi Derneği iş birliğiyle düzenlenen toplantıda, genel cerrahi pratiğinde sık karşılaşılan iyi huylu perianal bölge hastalıklarına yönelik güncel tanı ve tedavi yaklaşımları masaya yatırıldı. Toplantı Başkanı ve Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Yoldaş, etkinlikte özellikle minimal invaziv yöntemler ve lazer uygulamalarının sonuçlarının katılımcılarla paylaşıldığını belirtti.
Doç. Dr. Yoldaş, günümüzde masa başı çalışma düzeninin yaygınlaşması, hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının perianal bölge hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını söyledi. Yoldaş, özellikle uzun süre oturmayı gerektiren yaşam biçimi, bu hastalıkların daha sık ortaya çıkmasına neden olduğunu ifade etti. Perianal hastalıkları özellikle genç nesilde daha yaygın görüyoruz diyen Yoldaş, hastaların en büyük sorunlarından birinin doktora başvurma konusunda yaşadığı çekingenlik olduğunu belirtti.

"Çekinmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmalı"
Hastaların utanma ve çekinme nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmayı geciktirdiğini vurgulayan Yoldaş, bunun hastalığın ilerlemesine yol açtığını belirterek, "Günümüzde bu hastalıkların tedavisinde minimal invaziv uygulamalar ve lazer gibi yöntemlerle yüz güldürücü sonuçlar elde ediyoruz. Hastalar için daha konforlu tedavi seçenekleri mevcut. Önemli olan, şikâyetler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hekime başvurulmasıdır" dedi.
Erken teşhis ve yaşam tarzı değişikliklerinin hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynadığını kaydeden Yoldaş, düzenlenen bilimsel toplantıların hem bilgi paylaşımı hem de güncel yaklaşımların değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu söyledi.
İzmir ve çevre illerden pek çok hekimin katıldığı toplantının verimli geçtiğini belirten Yoldaş, "Bu tür bilimsel platformlar mesleki gelişim açısından büyük önem taşıyor. Toplantımızda güncel tedavi yöntemlerini ve deneyimlerimizi meslektaşlarımızla paylaşma fırsatı bulduk. Önümüzdeki dönemde kalın bağırsak ve rektum tümörlerinin özellikle robot cerrahisiyle tedavisinin ele alınacağı yeni toplantılar düzenleyeceğiz" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/izmir39de-genel-cerrahlara-perianal-hastaliklar-egitimi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/izmir39de-genel-cerrahlara-perianal-hastaliklar-egitimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/izmir39de-genel-cerrahlara-perianal-hastaliklar-egitimi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/izmir39de-genel-cerrahlara-perianal-hastaliklar-egitimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/izmir-de-genel-cerrahlara-perianal-hastaliklar-egitimi/1310647/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:37:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yazı gözlüksüz karşılamak isteyenler akıllı merceklere yöneliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Gözen, yaz döneminde akıllı mercek operasyonlarına olan talebin arttığını belirterek konu hakkında önemli bilgiler verdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Gözen, yaz döneminde akıllı mercek operasyonlarına olan talebin arttığını belirterek konu hakkında önemli bilgiler verdi.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte gözlük kullanımından kurtulmak isteyen vatandaşlar, akıllı mercek uygulamalarına daha fazla ilgi göstermeye başladı. Özellikle katarakt ve yaşa bağlı yakın görme problemi yaşayan kişiler için geliştirilen akıllı mercek teknolojileri, hem uzak hem de yakın mesafelerde daha net bir görüş sağlayarak yaşam kalitesini arttırıyor.
"Gözlük bağımlılığını azaltabiliyor"
Akıllı merceklerin özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan yakın görme bozukluğu ve katarakt hastalarında etkili sonuçlar sunduğunu ifade eden Op. Dr. İbrahim Gözen, "Günümüzde kullanılan gelişmiş mercek teknolojileri sayesinde hastalarımız uzak, orta ve yakın mesafelerde daha konforlu bir görüş elde edebiliyor. Uygun hastalarda gözlük ihtiyacını önemli ölçüde azaltmak hatta tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor" dedi.
"Her hasta için uygun olmayabilir"
Akıllı merceklerin birçok avantaj sunmasına rağmen her hasta için uygun olmayabileceğini vurgulayan Op. Dr. İbrahim Gözen, operasyon öncesinde detaylı göz muayenesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Daha önce lazer tedavisi olan hastalar da yaş ilerlediğinde yakın sıkıntısı oluşursa o hastalar için de gözüne uygun mercek takılabilir.
Op. Dr. İbrahim Gözen, "Akıllı mercek kararı verirken hastanın göz yapısı, retina sağlığı, kornea durumu ve günlük yaşam alışkanlıkları değerlendirilmelidir. Bu nedenle mercek seçiminin kişiye özel yapılması gerekir. Doğru hasta seçimi, başarılı sonuçların en önemli unsurudur" ifadelerini kullandı.
"Yaz tatili öncesinde tercih ediliyor"
Yaz aylarında sosyal aktivitelerin ve seyahatlerin artmasıyla birlikte birçok kişinin gözlüksüz bir yaşam için çözüm aradığını belirten Op. Dr. İbrahim Gözen, "Özellikle tatil dönemine girmeden önce gözlük kullanımından kurtulmak isteyen hastalar akıllı mercek seçeneklerini araştırıyor. Operasyon sonrasında hastalar kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor ve daha özgür bir görüş deneyimi yaşayabiliyor" şeklinde konuştu.
Erken muayene önemli
Katarakt belirtileri yaşayan veya yakın gözlüğüne bağımlı hale gelen bireylerin vakit kaybetmeden göz muayenesi yaptırması gerektiğini belirten Op. Dr. İbrahim Gözen, erken değerlendirme sayesinde en uygun tedavi yönteminin belirlenebileceğini söyledi.
Op. Dr. İbrahim Gözen, özellikle yaz aylarında artan dış mekan aktiviteleri öncesinde göz sağlığı kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yazi-gozluksuz-karsilamak-isteyenler-akilli-merceklere-yoneliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yazi-gozluksuz-karsilamak-isteyenler-akilli-merceklere-yoneliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yazi-gozluksuz-karsilamak-isteyenler-akilli-merceklere-yoneliyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yazi-gozluksuz-karsilamak-isteyenler-akilli-merceklere-yoneliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/yazi-gozluksuz-karsilamak-isteyenler-akilli-merceklere-yoneliyor/1310641/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:36:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaz sıcaklarında haşerelerden korunmanın doğal yolları aktarlarda]]></title>
			<description><![CDATA[Eskişehir'de yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte artan sivrisinek ve haşerelere karşı vatandaşlar, aktarlardaki doğal bitkisel yağlar ve spreylerle kendilerine koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eskişehir'de yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte artan sivrisinek ve haşerelere karşı vatandaşlar, aktarlardaki doğal bitkisel yağlar ve spreylerle kendilerine koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyor.
Eskişehir Köprübaşı Caddesi'nde uzun yıllardır aktarlık yapan Metin Ağılönü, havaların ısınmasıyla birlikte yoğun bir şekilde sivrisinek ve haşere artışı yaşandığını belirterek, vatandaşların kimyasal ürünler yerine doğal bitkisel çözümlerle hem kendilerini hem de evlerini koruyabileceklerini söyledi. Yaz aylarında vücudun açık kalması sebebiyle özellikle gece uykularının bölündüğünü ifade eden Ağılönü, aktarlarda bulunan esansiyel yağların ve koruyucu spreylerin haşereleri uzak tutmada oldukça etkili olduğunu dile getirdi.

"Lavanta, fesleğen ve nane yağı haşereleri uzak tutuyor"
Sivrisinek ve haşerelere karşı kullanılabilecek bitkisel formülleri sıralayan aktar Metin Ağılönü, "Önümüzdeki günlerde havaların ısınmasıyla birlikte sivrisinek ve haşerelerde yoğun bir artış meydana gelecektir. Bu yüzden insanlarımızın vücutları haliyle açıkta kalacak. Hem vatandaşlarımızın gece rahat uyumalarını sağlamak hem de kendilerini sivrisinek ile haşerelerden korumak adına, biz aktarların sunabileceği çeşitli bitkisel çözümler ve yağlar mevcuttur. Bunlardan biri olarak, vatandaşlarımız lavanta yağını, fesleğen yağını ya da fesleğen özünü vücutlarına sürebilirler. Aynı zamanda 'citronella' olarak bilinen limon otu yağı da bu konuda oldukça etkilidir. Nane yağının da benzer şekilde haşereler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Bu tarz bitkisel yağları sprey şişelerine koyup seyrelterek vücuda sıkılabilir; aksine bu yöntem vücudu haşerelere karşı tamamen koruyacaktır" dedi.

"Vücudumuz dışında evlerimizi de koruyabiliriz"
Doğal yağların sadece vücuda sürülerek değil, ev ortamında da koruyucu bir bariyer olarak kullanılabileceğini aktaran Ağılönü, "Bunun yanı sıra vatandaşlarımız, içi sıcak su dolu bir kabın içerisine lavanta yağı damlatıp bu kabı pencere kenarlarına koyarak dışarıdan gelebilecek haşereleri engelleyebilirler. Sıcaklığın etkisiyle çevreye yayılacak yoğun koku, hem evin içinin ferah kokmasını sağlayacak hem de haşerelerin içeri girmesini önleyecektir. Bu doğrultuda biz aktarlarda, haşerelere karşı koruyucu nitelikte hazır vücut bakım spreyleri ve bitkisel karışımlar halihazırda mevcuttur; vatandaşlarımız bunları rahatlıkla temin edebilirler. Tercihe göre bu karışımların içerisinde karanfil, biberiye ya da okaliptüs de kullanılabilir. Dileyen vatandaşlarımız bu bitkisel yağların her birinden belirli ölçülerde karıştırarak kendi koruyucu spreylerini kendileri de evde hazırlayabilirler" ifadelerini kullandı.

"Karıncalar için öldürücü değil, uzaklaştırıcı bitkisel çözümler var"
Yaz aylarında evlerde sıkça görülen karınca problemine karşı da evde hazırlanabilecek doğal formüller sunan Ağılönü, "Karıncaları engellemek için bitkisel bir çözüm olarak nane, karanfil ve tarçın yağı geldikleri bölgelere damlatılabilir. Ayrıca karbonat ile pudra şekeri karıştırılıp fısfıs hâline getirilerek karıncaların çıktığı yerlere sıkılabilir. Bunların yanı sıra kimyasal içerikli karınca tozları da var; bunları ziraatçılardan temin edebilirler ancak bitkisel çözüm isteyenler az önce saydığım yağları, karbonatı veya elma sirkesini tercih edebilirler. Sirke, karıncaların geldiği bölgelere sürüldüğünde onların alana yaklaşmasını engelleyecektir. Bu bahsettiğim yöntemler öldürücü değil, genel olarak uzaklaştırıcı özelliğe sahiptir" dedi.

"Bizim amacımız tedaviden çok önlem almak"
Evlerde görülebilecek diğer böcek türleri ve lavabo haşereleri için adresin ziraatçılar olduğunu hatırlatan Metin Ağılönü, aktarların asıl odak noktasının koruyucu tedbirler olduğunu vurgulayarak konuşmasını şöyle tamamladı:
"Evlerde oluşabilecek diğer haşereler için koruyucu tozlar mevcuttur ancak bunları ziraatçı arkadaşlardan temin etmek gerekir. Aynı şekilde, havaların ısınmasıyla birlikte lavabolarda artış gösterecek böcekler için de adres ziraatçılardır. Bizim aktar olarak bu tür böcek istilalarına karşı önlem alabileceğimiz bitkisel bir ürünümüz bulunmamaktadır. Buradaki tek amacımız, sivrisinek ve benzeri haşerelere karşı insan vücudunu korumaktır. Isırılmaları engellemek, eğer ısırılma sonucu oluşmuş kızarıklıklar varsa da bu bölgelere sarı kantaron yağı sürerek o tahrişi gidermektir. Özetle biz, tedavi edici olmaktan ziyade, bitkisel yağlar ve otlar vesilesiyle insanları korumaya yönelik önleyici tedbirler sunuyoruz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklarinda-haserelerden-korunmanin-dogal-yollari-aktarlarda.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklarinda-haserelerden-korunmanin-dogal-yollari-aktarlarda.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklarinda-haserelerden-korunmanin-dogal-yollari-aktarlarda_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yaz-sicaklarinda-haserelerden-korunmanin-dogal-yollari-aktarlarda.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/yaz-sicaklarinda-haserelerden-korunmanin-dogal-yollari-aktarlarda/1310639/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:35:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her lenf bezi büyümesi kanser değildir, ancak ihmal edilmemelidir]]></title>
			<description><![CDATA[Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Uzun süren ve büyüyen lenf bezleri mutlaka değerlendirilmelidir." ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Uzun süren ve büyüyen lenf bezleri mutlaka değerlendirilmelidir."
Lenf bezlerinde ortaya çıkan büyümeler toplumda sıklıkla endişeye neden oluyor. Ancak her lenf bezi büyümesinin kanser anlamına gelmediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle uzun süren ve giderek büyüyen bezelerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Lenfomaların, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturan lenf bezleri ve lenf dokusundan kaynaklanan kanserler olduğunu ifade eden Dr. Durusoy, hastalığın Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere iki ana grupta incelendiğini söyledi.
Ağrısız ve büyüyen lenf bezlerine dikkat
Lenf bezlerinin boyun, koltuk altı, kasık, göğüs içi ve karın bölgesinde bulunduğunu belirten Dr. Durusoy, "Lenfoma bazı hastalarda boyunda veya koltuk altında fark edilen bir beze büyümesiyle ortaya çıkarken, bazı hastalarda karın ağrısı, öksürük, nefes darlığı, dalak büyümesi ya da görüntüleme yöntemleri sırasında tesadüfen görülen belirtilerle karşımıza çıkabiliyor" dedi.
Ağrısız ve giderek büyüyen lenf bezlerinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurgulayan Dr. Durusoy, şu bilgileri verdi:
"Gece terlemesi, nedeni açıklanamayan ateş, istemsiz kilo kaybı, yaygın kaşıntı, halsizlik ve karında dolgunluk hissi gibi belirtiler de lenfoma açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle gece çamaşır değiştirecek kadar yoğun terleme, son altı ay içinde belirgin kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan ateş, bizim için önemli sistemik belirtilerdir."
Her beze lenfoma değildir
Lenf bezi büyümelerinin çoğu zaman enfeksiyonlar ve iyi huylu nedenlerden kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, "Diş enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve birçok farklı durum lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Ancak 2-3 haftadan uzun süren, sert, ağrısız, giderek büyüyen veya birden fazla bölgede görülen lenf bezleri mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmelidir" diye konuştu.
Tanı netleşmeden bilinçsiz antibiyotik veya kortizon kullanımının doğru olmadığını belirten Dr. Durusoy, özellikle kortizon tedavisinin biyopsi sonuçlarını etkileyerek tanıyı zorlaştırabileceğini söyledi.
Tanıda biyopsi ve PET-BT büyük önem taşıyor
Lenfoma tanısında en önemli basamağın patolojik inceleme olduğunu vurgulayan Dr. Durusoy, "Lenfomalar tek bir hastalık değildir. Çok sayıda alt tipi bulunur ve her alt tipin tedavisi farklıdır. Bu nedenle mümkün olduğunca yeterli doku örneği sağlayan uygun biyopsi yöntemleri tercih edilmelidir. Patoloji raporunda lenfomanın alt tipinin doğru belirlenmesi tedavi planlamasının temelini oluşturur" dedi.
Tanı sonrasında hastalığın yaygınlığının PET-BT ile değerlendirildiğini belirten Dr. Durusoy, bu yöntemin hem evreleme hem de tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde önemli bilgiler sağladığını ifade etti.
Tedavi kişiye özel planlanıyor
Lenfoma tedavisinin hastalığın alt tipine, evresine ve hastanın genel durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Durusoy, "Bazı yavaş seyirli lenfomalarda yakın takip yeterli olabilirken, daha agresif tiplerde kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kök hücre nakli ve uygun hastalarda CAR-T hücre tedavileri uygulanabilmektedir. Bu nedenle tedavi süreci mutlaka hematoloji uzmanı tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır" dedi.
Erken tanının önemine dikkat çeken Dr. Durusoy, "Uzun süren veya giderek büyüyen lenf bezi, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ya da şüpheli görüntüleme belirtileri bulunan kişilerin gecikmeden hematoloji uzmanına başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/her-lenf-bezi-buyumesi-kanser-degildir-ancak-ihmal-edilmemelidir.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/her-lenf-bezi-buyumesi-kanser-degildir-ancak-ihmal-edilmemelidir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/her-lenf-bezi-buyumesi-kanser-degildir-ancak-ihmal-edilmemelidir_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/her-lenf-bezi-buyumesi-kanser-degildir-ancak-ihmal-edilmemelidir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/her-lenf-bezi-buyumesi-kanser-degildir-ancak-ihmal-edilmemelidir/1310618/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:25:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Skolyoz Farkındalık Ayı'nda uzmanlardan hayati uyarı: "Ülkemizde büyüme çağında skolyozlu çocuk sayısı bir milyondan fazla"]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Altunizade Hastanesi tarafından Skolyoz Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte omurga sağlığına dair hayati bilgiler verildi. Uzmanlar, özellikle ergenlik döneminde gelişen skolyoz için anne babaların dikkatini çekerken, skolyoz tedavisinde multidisipliner yaklaşımın şart olduğunu vurguladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Altunizade Hastanesi tarafından Skolyoz Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte omurga sağlığına dair hayati bilgiler verildi. Uzmanlar, özellikle ergenlik döneminde gelişen skolyoz için anne babaların dikkatini çekerken, skolyoz tedavisinde multidisipliner yaklaşımın şart olduğunu vurguladı.
Acıbadem Altunizade Hastanesi tarafından düzenlenen skolyoz etkinliğinde haziran ayının 'Skolyoz Farkındalık Ayı' olduğuna dikkat çeken uzmanlar, çok sık görülen bir sorun olan skolyozda erken tanının ve hasta takibinin, başarılı sonuçlar alınmasında çok önemli faktörler olduğunu vurguladı.
Skolyozun sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını ancak yeterince bilinmediğini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Omurga Cerrahisi Bölümü'nden, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Deniz Konya, ülkemizde büyüme çağındaki yaklaşık 1- 1,5 milyon çocukta skolyoz hastalığı bulunduğunu belirtti. Erken tanının tedavi sürecinde kritik rolünü vurgulayan Prof. Dr. Konya, şu ifadelere yer verdi:
"Skolyoz aslında çoğu zaman anneler tarafından fark edilen bir hastalık, özellikle yaz aylarında. Büyüme çağında çocuğun boyu uzadıkça skolyoz da ilerler. Eğer biz erken tanı koyarsak çoğu hastayı cerrahi gerekmeden korse veya fizik tedaviyle tedavi edebilme şansımız var. Bu yüzden önemli. O nedenle de haziran ayı, yani tam okulların kapandığı dönem, Skolyoz Farkındalık Ayı olarak tanımlanıyor. Bizim de burada amacımız aslında bu farkındalığı çevremizdekilere hatırlatabilmek."

"Anneler özellikle kız çocuklarının sırtlarına baksınlar"
Özellikle tanının doğru konmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Konya erken teşhisin de önemli olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:
"Bizim burada bahsettiğimiz aslında 'Adolesan İdiyopatik' dediğimiz sebebi bilinmeyen skolyoz. Burada herhangi bir sebep olmadan sadece omurga eğriliği mevcut. Önce tanı röntgenle konulur. Ardından da bazı ölçümler yaparız. Ölçümler 10 derece, 20 derece, 30-45 derece diye o skolyoz eğrisine göre değişir. Genelde 45 derecenin üzerindekilere cerrahi tedavi öneririz. 45 derecenin altındakileri de hastanın yaşına, eğriliğin ilerleme durumuna göre de korse tedavisi veya fizik tedavi öneririz. Burada aslında söylemeye çalıştığım, ailelere mesaj şu, Lütfen yazın, özellikle yaz aylarında çocuklar mayo, bikini giydiği zaman kız çocuklarına daha fazla dikkat göstererek sırtlarından bir baksınlar. Eğer bir eğrilik görürlerse de en yakınlarındaki bir uzman hekime, konuyla ilgili bir uzman hekime başvursunlar. Çocuklarda ne kadar erken dönemde teşhis koyarsak tedavide o kadar avantajlı duruma geçeriz."

"Amacımız cerrahiye gitme potansiyeli olan vakaları döndürebilmek"
Skolyozun ve omurga rahatsızlıklarının tedavisinde egzersiz ve takibin önemini anlatan Acıbadem Altunizade Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Güven ise, konuya ilişkin şu bilgileri aktardı:
"İdiyopatik skolyoz ergenlik dönemindeki gençlerde erken ve yeterli tedavi edilmezse yaşam boyu önemli sağlık sorunlarına neden olabilecek bir omurga deformitesidir. Hızlı ilerleme gösteren olguların bazıları kaçınılmaz olarak cerrahi tedavi gerektirmekle birlikte erken dönemde tanı konulan ve egzersiz tedavisine başlanan hastaların önemli bir bölümünde başarılı sonuçlar alınmakta ve cerrahiye gidiş durdurulabilmektedir. Bu aşamada skolyozun bilinirliği ve farkındalığı çok önemlidir. Ailenin, takip eden çocuk doktorlarının, spor eğitmenlerinin omurga eğriliğinden şüphelendikleri çocukları ve gençleri mutlaka omurga sağlığı ile uğraşan hekimlere yönlendirilmeleri gerekir. Her sağlık sorununda olduğu gibi idiyopatik skolyozda da erken tanı çok önemli olduğu için çocuğun omuz başlarının tam eşit hizada olmaması, bel çukurlarında eşitsizlik olması, çocuk eğildiği zaman sırtın, kürek kemiklerinden birinin daha yüksek olması, göğüs kafesinde asimetrik görünüm olması, giysi kollarından ve pantolon paçalarından birinin daha uzun veya kısa gelmesi gibi ailelerin gözlemleri olması durumunda mutlaka bir uzmandan görüş almaları gerekir. Ancak şüpheli asimetrilerin tümünün de skolyozdan kaynaklanması gerekmediğini de unutmamak gerekir."
Skolyozun tespit edilme süreci içinde belirli aralarla radyolojik incelemelerinin tekrarlanması ve skolyoz açısının takip edilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Güven, şunları söyledi:
"En sık olarak rastlanan ve ergenlik döneminde hızlı boy uzaması ile belirginleşen idiyopatik skolyozda fizik tedavi kliniklerinde omurga eğriliğinin tipine, derecesine göre hastalara bu konuda eğitim almış fizyoterapistler tarafından uygulanan özel egzersizler, gereken olgularda kişiye özel korseler uygulayıp, hasta ve ailesine farkındalık eğitimleri vermekteyiz. Egzersiz tedavilerine uyum sağlayan ve sürdüren idiyopatik skolyozlu olgularda eğriliğin açısal ilerleme derecesi ve hızı büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Muayene ve radyolojik inceleme sonucu idiyopatik skolyoz olduğu tespit edilen olguların, özellikle boy uzamasının devam ettiği yıllar boyunca omurga sağlığı ile uğraşan bir hekimin düzenli takip etmesi çok önemlidir. Bu süreçte önerilen belirli aralarla radyolojik incelemelerinin tekrarlanması ve skolyoz açısının takip edilmesi, hastanın skolyoza özel egzersizleri fizik tedavi kliniğinde ve evde düzenli yapması, ergonomik pozisyonlarda omurgayı kullanması, korseyi önerildiği şekilde ve sürede kullanması büyük önem taşır ve tedavinin başarısını etkiler."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyoz-farkindalik-ayi39nda-uzmanlardan-hayati-uyari-quotulkemizde-buyume-caginda-skolyozlu-cocuk-sayisi-bir-milyondan-fazlaquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyoz-farkindalik-ayi39nda-uzmanlardan-hayati-uyari-quotulkemizde-buyume-caginda-skolyozlu-cocuk-sayisi-bir-milyondan-fazlaquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyoz-farkindalik-ayi39nda-uzmanlardan-hayati-uyari-quotulkemizde-buyume-caginda-skolyozlu-cocuk-sayisi-bir-milyondan-fazlaquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyoz-farkindalik-ayi39nda-uzmanlardan-hayati-uyari-quotulkemizde-buyume-caginda-skolyozlu-cocuk-sayisi-bir-milyondan-fazlaquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/skolyoz-farkindalik-ayi-nda-uzmanlardan-hayati-uyari-ulkemizde-buyume-caginda-skolyozlu-cocuk-sayisi-bir-milyondan-fazla/1310615/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:21:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından reflü belirtileri uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, mide yanması ve ağıza acı su gelmesi şikayetlerinin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek "Bu belirtiler ilk etapta sıklıkla akla reflüyü getirmekte. Reflü tedavisinde ilk aşama ilaç tedavilerinden oluşsa da ilerleyen aşamalarda cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Ancak her reflü hastası ameliyat olmak zorunda değildir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, mide yanması ve ağıza acı su gelmesi şikayetlerinin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek "Bu belirtiler ilk etapta sıklıkla akla reflüyü getirmekte. Reflü tedavisinde ilk aşama ilaç tedavilerinden oluşsa da ilerleyen aşamalarda cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Ancak her reflü hastası ameliyat olmak zorunda değildir" dedi.
En sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olan reflü, toplum tarafından çoğu zaman yalnızca "mide yanması" olarak değerlendiriliyor.

"Reflü sadece mide yanmasından ibaret değildir"
Reflü hastalığının mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıktığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Hastalar genellikle mide yanması ve ağza acı su gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Ancak inatçı öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve yutma güçlüğü de reflünün belirtileri arasında yer alabiliyor" diye konuştu.

"Hafif şikayetlerde ilaç tedavisi yeterli olabilir"
Ara sıra ortaya çıkan ve hayat kalitesini ciddi şekilde etkilemeyen reflü yakınmalarında yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisinin etkili olabildiğini ifade eden Çetinkünar, "Kilo kontrolü, geç saatlerde yemek yememek, sigaradan uzak durmak ve uygun ilaç tedavisi birçok hastada şikayetlerin kontrol altına alınmasını sağlayabilir" ifadelerini kullandı.

"Bu belirtiler varsa ileri değerlendirme gerekir"
Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, bazı belirtilerin ise daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "İlaç kullanımına rağmen devam eden mide yanması, gece uykudan uyandıran reflü atakları, yutma güçlüğü, sık tekrarlayan ağıza acı su gelmesi ve yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan şikayetler mutlaka ayrıntılı olarak araştırılmalıdır" dedi.

"Endoskopik yöntemler her hastaya uygun değildir"
Ameliyatsız reflü tedavilerinin seçilmiş hasta grubunda uygulanabildiğini belirten Çetinkünar, "Endoskopik yöntemler özellikle küçük mide fıtığı bulunan, hafif veya orta derecede reflüsü olan ve ilaçlardan kısmen fayda gören hastalarda değerlendirilebilir. Bu yöntemlerin avantajı kesi gerektirmemesi ve iyileşme sürecinin kısa olmasıdır. Ancak anatomik bozuklukları düzeltme konusunda sınırlılıkları vardır" diye konuştu.

"Mide fıtığı varsa cerrahi düşünülebilir"
Reflü hastalarının önemli bir kısmında mide fıtığına da rastlanabildiğini ifade eden Süleyman Çetinkünar, "Büyük mide fıtığı bulunan, ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden veya yemek borusunda hasar gelişen hastalarda cerrahi tedavi daha etkili ve kalıcı sonuçlar sağlayabilir. Laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilen ameliyatlarda hem mide fıtığı onarılabilir hem de reflüye neden olan mekanik sorun düzeltilebilir" dedi.

"Tedavi kararı kişiye özel verilmeli"
Her reflü hastası için tek bir doğru tedavi yönteminin bulunmadığını vurgulayan Çetinkünar, "Bazı hastalar yalnızca yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisiyle rahatlayabilirken, bazı hastalarda endoskopik girişimler veya cerrahi tedavi gerekebilir. En doğru yaklaşım hastanın şikayetleri, endoskopi keşifleri ve eşlik eden mide fıtığı gibi faktörler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir" ifadelerini kullandı.
Çetinkünar, özellikle uzun süredir mide ilacı kullanmasına rağmen şikayetleri geçmeyen, gece reflü nedeniyle uykudan uyanan veya yutma güçlüğü yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi/1310578/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:59:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç: "MS hastalığı, sıcağa karşı çok hassastır"]]></title>
			<description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, "Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, "Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor" dedi.

Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emrah Aytaç, sıcak havalarda nörolojik hastalıkları bulunan kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgiler verdi.

Prof. Dr. Emrah Aytaç, "Beynimiz vücudumuzda en fazla enerji harcayan organ ve en karmaşık dokulardan bir tanesidir. Bu nedenle çevresel değişikliklere karşı, özellikle ısı değişikliklerine karşı oldukça hassas bir organdır. Aşırı sıcak havalar sinir iletiminde yavaşlamaya ve beyin içerisindeki hücreler arası dengenin bozulmasına neden oluyor. Buda nörolojik hastalıkların olumsuz yönde etkilenmesine neden oluyor. Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor. Baş ağrısı, aşırı sıcak havalarda susuz kalmaya bağlı olarak migren ataklarında sıklaşma, inme hastalarının sıcak havalar ile birlikte inme semptom ve bulgularının artmasına, susuz kalma ile beraber inme geçiren hastaların tekrardan inme geçirmesine yol açıyor" diye konuştu.

Sıcak havaların Alzheimer tipi demans hastalarında demansif bulguların, halüsinasyonların, bilişsel fonksiyonların azalmasına neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Emrah Aytaç, "Bu yüzden beyin sağlığımızı koruma amaçlı özellikle nörolojik hastalığı olan kişilerin çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Yazın sıcak aylarında nörolojik hastalığı olan kişilerin 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün oldukça dışarı çıkmamaları, serin yerde istirahat etmeleri öneriyoruz. Bunların dışında günlük 2,5-3 litre alacak şekilde su tüketimini arttırmaları gerekiyor. Çay ya da kahve, su yerine geçmediğinin bilinmesi gerekiyor. Günlük alınabildiği kadar bol su tüketilmesi gerekiyor. Nörolojik hastalığı olan kişilerin özellikle sıcak havalarda sıvı ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri gıdalarla beslenmeleri gerekiyor. Özellikle yaşlı bireyler, sıcak havalarda yalnız bırakılmaması gerekiyor. Evlerin sık sık havalandırılıp sıcak havaya maruz bırakılmaması gerekiyor" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/prof-dr-aytac-quotms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/prof-dr-aytac-quotms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/prof-dr-aytac-quotms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/prof-dr-aytac-quotms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir/1310577/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:59:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan "Ejderha Nefesi" uyarısı: "Ölümcül durumlara sebep olabiliyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan "Ejderha Nefesi" olarak isimlendirilerek satılan, ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan sıvı azotlu atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere karşı uyaran Prof. Dr. Mahir İğde, "Sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor, sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Hiçbir şekilde tüketilmemesi gereken bir ürün. Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan "Ejderha Nefesi" olarak isimlendirilerek satılan, ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan sıvı azotlu atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere karşı uyaran Prof. Dr. Mahir İğde, "Sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor, sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Hiçbir şekilde tüketilmemesi gereken bir ürün. Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye değer mi? Hastalarımız geliyor, şükür ki bağırsak delinmesiyle karşılaşmadık ama ciddi enfeksiyonlarla karşılaştık. Ejderha nefesi çok ciddi oranda ölümcül durumlara sebep olabiliyor. Lütfen hem kendinizi hem çocuklarınızı bundan korumaya çalışın" dedi.
Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan "Ejderha Nefesi" olarak isimlendirilerek satılan sıvı azotlu atıştırmalıklara karşı uzmanlar uyarılarda bulundu. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Mahir İğde, görünüşüyle özellikle çocukları cezbeden dondurma gibi çeşitli ürünlerde kullanılan, tüketildiğinde ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere dikkat çekti.

"Sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum"
'Sıvı azotu alıyorlar, her türlü abur cuburun içine gömüyorlar' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mahir İğde, "Sonra hava ile temas ettiğinde; sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor. Tüketirken ağzınızdan burnunuzdan buharlar çıkıyor, o görüntü insanların hoşuna gidiyor. O yüzden ejderha nefesi deniyor ama sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Düşünün, eksi 196 derecede tutulması gereken bir madde, bir anda oda sıcaklığıyla karşılaşınca anında buharlaşmaya başlıyor, yani çok soğuk bir maddeye maruz kalıyorsunuz. Tamamen buharlaşmadan bağırsaklara ve mideye giderse aniden genleşerek bağırsağı delebiliyor. Delmese bile çok yüksek basınç yaptığı için çok ciddi karın ağrısı yapabiliyor. Oradaki bakterilerin bağırsak yoluyla kana karışmasına sebep olarak sepsis dediğimiz çok ciddi enfeksiyonları yapabiliyor. Özellikle alerjik kişilerde hem alerjiyi tetikleyebiliyor, astım atağı, ürtiker gibi hem de alerjik olmayan kişilerde alerji gelişmesine neden olabiliyor" dedi.

"Hiçbir şekilde tüketilmemesi gereken bir ürün"
Sözlerini sürdüren Prof. Dr. İğde, "En iyi şartlarda alınması bile çok soğuk bir maddeye maruziyet oluşturduğu için ağızda, yemek borusunda çok ciddi soğuk yanıklarına neden olabiliyor. Çocuğa anormal şartlarda abur cubur veriyorsunuz, abur cuburun kendisi bile zaten çocuklarda çok ciddi alerjik reaksiyonlara, anafilaksi ve benzer problemlere neden olabiliyor. Hiçbir şekilde kullanılmaması, tüketilmemesi gereken bir ürün. Ciddi karın ağrısı, ishal, kusmalara neden olabiliyor, bunlardan bir tanesini bile görseniz direkt acile gitmeniz gerekiyor. Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye değer mi, kesinlikle değmez. Lütfen hem kendinizi hem çocuklarınızı korumaya çalışın" şeklinde konuştu.

"Ölümcül durumlara sebep olabiliyor"
Başvurulara ilişkin konuşan Prof. Dr. İğde, "Geliyorlar, bir kusma başladığı zaman zaten 8-12 saat gözlemliyoruz. Sıvı vermemiz gerekiyor, yanında enfeksiyon var mı, onu bulmaya çalışıyoruz. Gerekirse koruyucu antibiyotik veriyoruz. Şükür ki şimdiye kadar hiçbir bağırsak delinmesiyle karşılaşmadık ama ciddi enfeksiyonlarla karşılaştık. Bağırsak delinmesi ihtimali olduğu için de çocukları 3-4 gün hatta 5 gün takip etmemiz gerekti. Mümkün mertebe çocuklarımızı içerisinde katkı maddesi olmayan doğal besinlerle büyütmeye çalışalım. Ejderha nefesi çok ciddi oranda ölümcül durumlara sebep olabiliyor. Nasıl; bağırsakta aşağı inen buharlaşmamış azotun neden olduğu ani genleşme bağırsak delinmesi yapıp hayatı tehdit edebiliyor. Çok ciddi enfeksiyona ve buna bağlı ölümcül duruma sebep olabiliyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlardan-quotejderha-nefesiquot-uyarisi-quotolumcul-durumlara-sebep-olabiliyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlardan-quotejderha-nefesiquot-uyarisi-quotolumcul-durumlara-sebep-olabiliyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlardan-quotejderha-nefesiquot-uyarisi-quotolumcul-durumlara-sebep-olabiliyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlardan-quotejderha-nefesiquot-uyarisi-quotolumcul-durumlara-sebep-olabiliyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanlardan-ejderha-nefesi-uyarisi-olumcul-durumlara-sebep-olabiliyor/1310576/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:58:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Tırnak altındaki lekeler masum olmayabilir"]]></title>
			<description><![CDATA[Tırnak altında meydana gelen renk değişikliklerinin farklı nedenlere bağlı olabileceğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Bu lekelenmeler iyi huylu bir ben, travmaya bağlı gelişen kanama ya da malign melanoma adı verilen ciddi bir cilt kanserinden kaynaklanabilir. Eğer yakın zamanda tırnak bölgesinde bir yaralanma ya da darbe söz konusu değilse ve buna rağmen tırnak altında renk değişikliği oluştuysa, bu durum mutlaka]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tırnak altında meydana gelen renk değişikliklerinin farklı nedenlere bağlı olabileceğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Bu lekelenmeler iyi huylu bir ben, travmaya bağlı gelişen kanama ya da malign melanoma adı verilen ciddi bir cilt kanserinden kaynaklanabilir. Eğer yakın zamanda tırnak bölgesinde bir yaralanma ya da darbe söz konusu değilse ve buna rağmen tırnak altında renk değişikliği oluştuysa, bu durum mutlaka ciddiye alınmalıdır" dedi.
VM Medical Park Florya Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, tırnaklarda görülen renk değişikliklerinin bazı önemli hastalıkların habercisi olabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.
Tırnakların yalnızca estetik açıdan değil, fonksiyonel açıdan da önemli bir yapı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çil, "Tırnaklar, parmak uçlarının daha iyi hissedilmesini sağlayarak tutma fonksiyonuna katkıda bulunur. Aynı zamanda vücuttaki bazı hastalıkların erken tanınmasında da ipuçları verebilir" dedi.
Vitamin eksikliklerinde tırnakların zayıf ve kırılgan hale gelebileceğini belirten Prof. Dr. Çil, tırnak yapısındaki değişimlerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
"Renk değişikliği farklı nedenlerden kaynaklanabilir"
Tırnak altında meydana gelen renk değişikliklerinin farklı nedenlere bağlı olabileceğine değinen Prof. Dr. Çil, "Bu lekelenmeler iyi huylu bir ben, travmaya bağlı gelişen kanama ya da malign melanoma adı verilen ciddi bir cilt kanserinden kaynaklanabilir" diye konuştu.
Tırnak yatağındaki renk değişikliklerinin her zaman masum olmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Çil, bu tür durumların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
"Travma yoksa mutlaka araştırılmalı"
Renk değişikliğinin nedeninin iyi sorgulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çil, "Eğer yakın zamanda tırnak bölgesinde bir yaralanma ya da darbe söz konusu değilse ve buna rağmen tırnak altında renk değişikliği oluştuysa, bu durum mutlaka ciddiye alınmalıdır" dedi.
Renk değişikliğinin uzun yıllardır mevcut olması durumunda iyi huylu bir ben olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Çil, "Ancak daha önce olmayan ve sonradan ortaya çıkan lekelenmelerde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.
"Gecikme hayati risk oluşturabilir"
Tırnak altındaki lekelenmelerin göz ardı edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini anlatan Prof. Dr. Çil, şu bilgileri paylaştı: "Eğer bu değişiklik malign melanoma kaynaklıysa ve tanıda gecikilirse, hastalık hızlı bir şekilde vücuda yayılım gösterebilir. Malign melanoma cilt kanserleri arasında en hızlı ilerleyen ve en tehlikeli türlerden biridir. Bu hastalıkta erken tanı ve erken tedavi hayat kurtarıcıdır. Erken dönemde müdahale edildiğinde tedavi süreci daha başarılı ilerlerken, gecikme durumunda çok daha ciddi tablolar ortaya çıkabilir."
"Erken tanı hayat kurtarıyor"
Tanıda geç kalınmasının hastalığın ilerlemesine neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Çil, "Geç kalındığında kanser hücreleri vücudun farklı bölgelerine yayılabilir. Bu nedenle tırnak altında ortaya çıkan renk değişiklikleri kesinlikle ihmal edilmemelidir" dedi.
Tırnaklardaki küçük değişimlerin bile önemli bir uyarı olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Çil, "Bazen vücut bize çok küçük sinyaller verir. Bu sinyallerin fark edilmesi ve zamanında değerlendirilmesi, ciddi hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşır" açıklamasında bulundu.
"Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeyin"
Hiçbir belirtiyi küçümsememek gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çil, "Tırnak altında fark edilen şüpheli bir renk değişikliği varsa, özellikle travma öyküsü yoksa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quottirnak-altindaki-lekeler-masum-olmayabilirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quottirnak-altindaki-lekeler-masum-olmayabilirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quottirnak-altindaki-lekeler-masum-olmayabilirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quottirnak-altindaki-lekeler-masum-olmayabilirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/tirnak-altindaki-lekeler-masum-olmayabilir/1310528/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:40:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı bir yaz için hamilelerin dikkat etmesi gerekenler]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar, değişen beslenme alışkanlıkları ve uzun yolculuklar anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Özellikle sıvı kaybı, güneşe uzun süre maruz kalma ve hareketsiz kalınan seyahatler gebelik sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burak Demirdelen, yaz döneminde anne adaylarının dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar, değişen beslenme alışkanlıkları ve uzun yolculuklar anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Özellikle sıvı kaybı, güneşe uzun süre maruz kalma ve hareketsiz kalınan seyahatler gebelik sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burak Demirdelen, yaz döneminde anne adaylarının dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Yaz aylarında artan sıcaklıklar, değişen günlük yaşam alışkanlıkları ve terlemeye bağlı sıvı kaybı anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Gebelik döneminde vücudun sıvı ihtiyacı doğal olarak artarken, sıcak havalarda bu ihtiyaç daha da yükseliyor. Yetersiz sıvı tüketimi halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı ve kas krampları gibi şikâyetlere neden olabildiği gibi rahim kasılmalarının daha sık hissedilmesine de yol açabiliyor. Op. Dr. Burak Demirdelen, özellikle yaz döneminde gelişen sıvı kaybının gebelik sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, anne adaylarının düzenli su tüketimine özen göstermesi, uzun süre güneş altında kalmaktan kaçınması ve sıcak havalarda ortaya çıkabilecek belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.

Gebelikte sıvı kaybı erken doğum tehdidine yol açabilir
Yaz aylarında ortaya çıkan sıvı kaybının bazı anne adaylarında rahim kasılmalarının daha sık hissedilmesine neden olabileceğini belirten Op. Dr. Burak Demirdelen, "Gebelik döneminde yeterli sıvı alınmaması yalnızca halsizlik, baş dönmesi ve yorgunluk gibi şikâyetlere yol açmaz. Özellikle sıcak havalarda gelişen belirgin sıvı kaybı, rahim kasılmalarının artmasına da neden olabilir. Gebeliğin ileri haftalarında görülen sık rahim kasılmaları bazı durumlarda erken doğum açısından değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebilir. Bu nedenle anne adaylarının kasılmaların sıklığında belirgin artış fark etmeleri durumunda bunu göz ardı etmemeleri ve gerekli durumlarda sağlık profesyonellerine başvurmaları önem taşımaktadır" dedi.

Sıcak havalarda tansiyon düşüklüğü daha sık görülebiliyor
Gebelik döneminde tansiyon düşüklüğünün sık karşılaşılan durumlardan biri olduğunu belirten Op. Dr. Demirdelen, "Yüksek sıcaklıklar ve sıvı kaybı bu tabloyu daha belirgin hale getirmektedir. Sıcak havalarda yeterli sıvı alınmadığında tansiyon düşüklüğü daha belirgin hale gelebilir. Bu durum bazı anne adaylarında baygınlık hissi, denge kaybı ve günlük yaşam aktivitelerinde zorlanmaya neden olabilir. Özellikle uzun süre güneş altında kalmak veya havasız ortamlarda bulunmak şikâyetlerin artmasına yol açabilir. Günlük aktivitelerin daha serin saatlerde planlanması ve ani pozisyon değişikliklerinden kaçınılması da faydalı olabilir. Artan terleme ile kaybedilen minerallerin yerine konulması da önem taşımaktadır" diye konuştu.

Yaz aylarında ödem şikâyetleri artabiliyor
Özellikle gebeliğin son dönemlerinde ayak ve bacaklarda oluşan şişliklerin yaz aylarında daha belirgin hale gelebildiğini belirten Demirdelen, "Uzun süre ayakta kalma ve sıcak havaların dolaşım sistemi üzerindeki etkileri ödem şikâyetlerini artırabilmektedir. Gün içerisinde uzun süre aynı pozisyonda kalınması da bacaklarda şişlik hissini artırabilir. Dinlenme sırasında ayakların hafif yüksekte tutulması ve hafif yürüyüşler yapılması dolaşımın desteklenmesine yardımcı olabilir. Açık renkli, pamuklu ve vücudu sıkmayan kıyafetler tercih edilmesi rahatlık sağlayabilmektedir. Ayak sağlığı açısından ayağı sıkmayan uygun ayakkabıların kullanılması da önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.

Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı
Yaz aylarında güneş ışınlarının etkisinin arttığını belirten Op. Dr. Demirdelen, "Özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalınmaması gerekiyor. Güneşin en yoğun olduğu saatler olan 11.00 ile 15.00 arasında mümkün olduğunca doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalıdır. Dışarı çıkılması gereken durumlarda geniş kenarlı şapka kullanılmalı ve uygun güneş koruyucular tercih edilmelidir. Yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalınması anne adaylarında halsizlik, aşırı yorgunluk ve sıvı kaybı gibi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle açık hava aktivitelerinin günün daha serin saatlerinde yapılması tercih edilmelidir. Açık havada geçirilen süre uzadıkça koruyucu ürünlerin önerilen aralıklarla yenilenmesi de önemlidir" dedi.

Uzun yolculuklarda hareketsiz kalmayın
Yaz aylarında artan seyahat planlarının gebelik döneminde dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Demirdelen, "Uzun süre hareketsiz kalınan yolculukların dolaşım sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Gebelikte hormonal değişikliklere bağlı olarak pıhtılaşma eğiliminde artış görülebilmektedir. Bu nedenle uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek önemlidir. Yolculuk sırasında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmesi ve mümkün olduğunca rahat kıyafetlerin tercih edilmesi de önem taşımaktadır. Araç yolculuklarında belirli aralıklarla mola verilmesi ve kısa yürüyüşler yapılması faydalı olabilir" ifadelerini kullandı.

Yaz aylarında besin güvenliğine dikkat edilmeli
Sıcak havaların gıdaların bozulma riskini artırdığını belirten Op. Dr. Burak Demirdelen, "Özellikle açıkta bekleyen yiyecekler tüketilmemelidir. Et, tavuk, balık ve süt ürünleri uygun koşullarda saklanmadığında sağlık açısından risk oluşturabilir. Yaz aylarında besinlerin saklama koşullarına dikkat edilmeli, güvenilir olmayan gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle açık büfelerde uzun süre bekleyen yiyeceklerin tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Meyve ve sebzelerin tüketim öncesinde iyi yıkanması da gıda kaynaklı sorunların önlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca aşırı ve düzensiz beslenmek yerine gün içine yayılan dengeli öğünler tercih edilmelidir" dedi.

Yaz aylarında düzenli takipler ihmal edilmemeli
Gebelik sürecinin her mevsimde dikkatli takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Demirdelen, "Yaz döneminde ortaya çıkabilecek sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri ve beslenme kaynaklı sorunların kontrol altına alınabilmesi için düzenli hekim kontrolleri çok önemlidir. Gebelik sürecinde ortaya çıkan yeni şikâyetlerin veya mevcut yakınmalardaki değişikliklerin takip edilmesi, muhtemel sorunların erken fark edilmesine yardımcı olabilir. Özellikle sıcak havalarda genel sağlık durumunda belirgin değişiklik hisseden anne adaylarının kontrollerini ertelememesi önem taşımaktadır. Anne adaylarının şikâyetlerinde değişiklik olması durumunda sağlık profesyonellerine başvurmalıdır" diyerek, gebelik sürecinin bilinçli önlemlerle daha konforlu geçirilebileceğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-bir-yaz-icin-hamilelerin-dikkat-etmesi-gerekenler.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-bir-yaz-icin-hamilelerin-dikkat-etmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-bir-yaz-icin-hamilelerin-dikkat-etmesi-gerekenler_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-bir-yaz-icin-hamilelerin-dikkat-etmesi-gerekenler.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/saglikli-bir-yaz-icin-hamilelerin-dikkat-etmesi-gerekenler/1310484/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:07:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Adana'da kan ve kök hücre bağış kampanyasına yoğun ilgi]]></title>
			<description><![CDATA[Adana'da düzenlenen kan ve kök hücre bağış kampanyası, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Adana'da düzenlenen kan ve kök hücre bağış kampanyası, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.
Türk Kızılayı ile Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenlendi. Etkinlikte, gönüllü bağışçılar kan ve kök hücre bağışında bulunarak hayat kurtarmaya destek verdi.
Yüreğir Başkent Hastanesi'nde düzenlenen kampanya kapsamında gün boyunca bağış kabul edilirken, sağlık ekipleri bağış süreci hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Yetkililer, düzenli kan bağışının sağlık sistemi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle yaz aylarında artan kan ihtiyacının karşılanabilmesi için vatandaşları duyarlı olmaya davet etti.
Türk Kızılayı yetkilileri, tek bir ünite kanın birden fazla hastanın tedavisinde kullanılabildiğini belirterek, gönüllü bağışçı sayısının artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Kampanya kapsamında kök hücre bağışı konusunda da bilgilendirme yapılarak, uygun donör adaylarının sisteme kayıtları alındı.

"Yaz mevsimi için planlama yapacağız"
Kampanyaya ilişkin açıklama yapan Türk Kızılayı Adana Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Ahmet Yönder, "18-60 yaş arası tüm sağlıklı bireylerden kan alıyoruz. Adana bölgesi olarak günlük ihtiyaçların tamamı karşılanıyor. Stoklarımızda herhangi bir sıkıntı yok. Günlük alınan kan bağış sayıları hastanelerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Bundan sonra yaz mevsimi geliyor ve umarım yaz aylarında da bir sıkıntı yaşamayız. Ona göre planlamamızı yapacağız" ifadelerini kullandı.

"Kan bağışı çok önemli"
Başhekim Yardımcısı Dr. Hasan Yeşilağaç ise, kan bağışı için insanların duyarlı olması gerektiğine vurgu yaparak, "İnsanlarımız toplumsal olaylarda kan bağışı yapmak için duyarlı oluyor ama sürekli kan tüketiliyor. İnsanlar yaptıkları bağışlarla hayata dokunuyorlar. Kan bağışı çok önemli. Kan ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu şu anda hastaları hastanede yatan insanlar biliyor. Belki burada ilk kez kan verenler daha sonra düzenli kan bağışçısı haline gelecekler" diye konuştu.
İlk kez kan bağışı yapan vatandaşlardan Tülay Şahin, "Hastanede hastamız yatıyor ve onun için kan bağışında bulunuyorum. Kan bağışının önemini burada anladık, herkesin kan vermesi gerek. Ben de bundan sonra düzenli bağış yapacağım" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/adana39da-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/adana39da-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/adana39da-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/adana39da-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/adana-da-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi/1310482/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:59:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmandan keratokonus uyarısı: Erken teşhis kornea naklini önleyebiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[HG Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nejmi Öztürk, deprem sonrası devam eden inşaat faaliyetleri ve çevresel etkenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, alerjik göz hastalıklarının keratokonus riskini artırabildiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[HG Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nejmi Öztürk, deprem sonrası devam eden inşaat faaliyetleri ve çevresel etkenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, alerjik göz hastalıklarının keratokonus riskini artırabildiğini söyledi.
Kahramanmaraş'ta deprem sonrası oluşan yoğun toz ve bölgedeki bitki örtüsüne bağlı alerjenlerin göz hastalıklarını tetiklediğini ifade eden Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nejmi Öztürk, keratokonus hastalığının özellikle alerjik göz rahatsızlığı bulunan kişilerde daha sık görüldüğünü kaydetti. Öztürk, "Deprem bölgesinde bulunmamız ve kentimizde devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle yoğun toz oluşuyor. Ayrıca bitki örtüsüne bağlı olarak alerjik göz hastalıkları da sık görülüyor. Kalıcı göz hastalıklarından biri olan keratokonus, gözlük veya kontakt lensle görmenin tam olarak düzeltilemediği hastalıkların en sık görülenlerinden biridir. Keratokonus hastalarının yaklaşık yüzde 60'ında alerjik göz hastalığı öyküsü bulunmaktadır. Tozlu ortam ve bitki örtüsüne bağlı alerjilerin sık görülmesi nedeniyle bölgemizde keratokonus hastalığına da sık rastlıyoruz" dedi.

"Kornea nakline ihtiyaç azaldı"
Geçmişte keratokonus hastalarının ileri yaşlarda kornea nakline ihtiyaç duyabildiğini belirten Öztürk, günümüzde uygulanan modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın ilerlemesinin büyük ölçüde durdurulabildiğini ifade etti.
Cross-linking tedavisinin keratokonusun ilerlemesini önlemede önemli rol oynadığını vurgulayan Öztürk, "Geçmişte keratokonus hastalığının etkili bir tedavisi bulunmuyordu. Hastalar genellikle 35'li yaşlara geldiklerinde kornea nakline ihtiyaç duyuyorlardı. Günümüzde ise erken teşhis ve tedavi sayesinde, 'cross-linking' adı verilen yöntemle hastalığın ilerlemesi büyük ölçüde durdurulmaktadır. Bunun yanı sıra halka tedavileri ve topografi kılavuzlu excimer lazer uygulamalarıyla hastalarımızı gözlükten de kurtarabiliyoruz. Keratokonus tedavisindeki bu gelişmeler sayesinde birçok hastanın kornea nakline ihtiyaç duymasının önüne geçilmektedir. Uygun hastalarda topografi kılavuzlu excimer lazer uygulamasının ardından yapılan cross-linking tedavisiyle elde edilen sonuçlar daha kalıcı hale getirilebilmektedir" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor/1310479/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:57:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Huzurevi sakinlerine ağız ve diş sağlığı taraması yapıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan'da 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde yaşlılara yönelik ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzincan'da 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde yaşlılara yönelik ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirildi.
Erzincan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce düzenlenen etkinliğe Vali Yardımcısı Rumeysa Sena Kurt, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Yeşil, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Program kapsamında huzurevi sakinlerinin ağız ve diş sağlığı kontrolleri yapılarak gerekli bilgilendirmelerde bulunuldu.
Sağlık hizmetleri ile sosyal etkinlikleri bir araya getiren programda yaşlılarla yakından ilgilenilirken, etkinliğin kuşaklararası dayanışmanın güçlendirilmesine de katkı sunduğu belirtildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi/1310327/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:23:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yürüyemeyen hasta başarılı ameliyatla yeniden ayağa kalktı]]></title>
			<description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde, düşme sonrası yürüme fonksiyonunu kaybeden bir hasta yeniden ayağa kalktı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde, düşme sonrası yürüme fonksiyonunu kaybeden bir hasta yeniden ayağa kalktı.
Evinde yaşadığı düşmenin ardından yürüyemez hale gelen hasta; Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nde yapılan detaylı değerlendirmeler sonucunda ameliyata alındı. Yapılan tetkiklerde hastanın bel omurgasında ileri derecede çökme ve ciddi sinir basısı bulunduğu tespit edildi. Operasyon öncesinde ayaklarını yataktan kaldıramayan ve yardımsız hareket edemeyen hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanları Dr. Öğr. Üyesi Burak Yürük ile Op. Dr. Mehmet Özer tarafından gerçekleştirilen başarılı cerrahi müdahalenin ardından yeniden ayağa kalktı ve destekle yürümeye başladı.
Hastanede tedavisi devam eden hastayı ziyaret eden Başhekim Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor; geçmiş olsun dileklerini ileterek ameliyatta görev alan hekimleri, anestezi ekibini ve sağlık çalışanlarını tebrik etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti/1310298/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:59:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Çocuklarda Serebral Palsi Aile Bilgilendirme Semineri ve Değerlendirme Programı"]]></title>
			<description><![CDATA[Serebral Palsili Çocuklar Derneği (SERÇEV) tarafından düzenlenen "Çocuklarda Serebral Palsi Aile Bilgilendirme Semineri ve Değerlendirme Programı" Eskişehir 100. Yıl Kültür Merkezi Sakarya Salonu'nda gerçekleştirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Serebral Palsili Çocuklar Derneği (SERÇEV) tarafından düzenlenen "Çocuklarda Serebral Palsi Aile Bilgilendirme Semineri ve Değerlendirme Programı" Eskişehir 100. Yıl Kültür Merkezi Sakarya Salonu'nda gerçekleştirildi.
Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen programda serebral palsili çocukların gelişim süreçleri farklı yönleriyle ele alındı. Çocuk Ortopedisi Uzmanı Doç. Dr. İlker Sarıkaya, serebral palsili çocuklarda tedavi planlamasının önemine değinirken, Fizyoterapist Kübra Ol, motor gelişimin bilişsel gelişim üzerindeki etkilerine ilişkin bilgiler paylaştı. Fizyoterapist Gizem Nur Kameşoğlu ise, serebral palsili çocuklarda motor gelişim takibi konusunda aileleri bilgilendirdi.
Program boyunca aileler uzmanlarla bir araya gelerek merak ettikleri soruları sorma ve çocuklarının gelişim süreçlerine yönelik bilgi alma fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında ayrıca çocuklar için ortopedik değerlendirmeler gerçekleştirildi.
Yoğun katılımın olduğu programda, serebral palsili çocukların gelişiminde ailelerin, sağlık profesyonellerinin ve eğitimcilerin iş birliği içerisinde çalışmasının önemi vurgulandı.
SERÇEV yetkilileri, serebral palsili çocukların yaşam kalitesini artırmaya yönelik farkındalık ve bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quotcocuklarda-serebral-palsi-aile-bilgilendirme-semineri-ve-degerlendirme-programiquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quotcocuklarda-serebral-palsi-aile-bilgilendirme-semineri-ve-degerlendirme-programiquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quotcocuklarda-serebral-palsi-aile-bilgilendirme-semineri-ve-degerlendirme-programiquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/quotcocuklarda-serebral-palsi-aile-bilgilendirme-semineri-ve-degerlendirme-programiquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/cocuklarda-serebral-palsi-aile-bilgilendirme-semineri-ve-degerlendirme-programi/1310290/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:50:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Şehir Hastanesinden uzmanlık alan ilk hekim Dr. Ülkü Büşra Bayram oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan asistan doktor, hastaneden uzmanlığını alan ilk doktor oldu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan asistan doktor, hastaneden uzmanlığını alan ilk doktor oldu.
Eskişehir Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde, büyük bir emek, özveri ve kararlılıkla sürdürülen uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan asistan doktor, bitirme sınavlarını da başarıyla geçerek uzman hekim unvanını almaya hak kazandı. Uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan Dr. Ülkü Büşra Bayram, bilgi birikimi, mesleki yetkinliği ve özverili çalışmalarıyla toplum sağlığına önemli katkılar sunmaya devam edeceğini belirtti.
Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Alper Ayyıldız, "Hekimlerimizin bilgi, birikim ve özverileriyle toplum sağlığına katkı sunacak olmaları bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan hekim arkadaşımızı tebrik ediyor, meslek hayatında başarılar diliyorum." ifadelerine yer verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/sehir-hastanesinden-uzmanlik-alan-ilk-hekim-dr-ulku-busra-bayram-oldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/sehir-hastanesinden-uzmanlik-alan-ilk-hekim-dr-ulku-busra-bayram-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/sehir-hastanesinden-uzmanlik-alan-ilk-hekim-dr-ulku-busra-bayram-oldu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/sehir-hastanesinden-uzmanlik-alan-ilk-hekim-dr-ulku-busra-bayram-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/sehir-hastanesinden-uzmanlik-alan-ilk-hekim-dr-ulku-busra-bayram-oldu/1310244/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:00:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İnegöl'e 7 birimli yeni aile sağlığı merkezi için protokol imzalandı]]></title>
			<description><![CDATA[Fatih Mahallesi'nde İnegöl Belediyesi'nin arsa tahsisini gerçekleştirdiği alanda hayata geçirilecek 7 Aile Hekimliği Birimli Bilge Rauf Arıç Aile Sağlığı Merkezi için Bursa Valisi Erol Ayyıldız nezdinde hayırsever Bilge Arıç ile protokol imzalandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fatih Mahallesi'nde İnegöl Belediyesi'nin arsa tahsisini gerçekleştirdiği alanda hayata geçirilecek 7 Aile Hekimliği Birimli Bilge Rauf Arıç Aile Sağlığı Merkezi için Bursa Valisi Erol Ayyıldız nezdinde hayırsever Bilge Arıç ile protokol imzalandı.
İnegöl Belediyesi tarafından Fatih Mahallesi köy içi bölgesinde sağlık alanı olarak tahsis edilen 2.440 metrekarelik arsa üzerine, hayırsever Bilge Arıç tarafından 7 Aile Hekimliği Birimli yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırılacak. Bilge Rauf Arıç Aile Sağlığı Merkezi adıyla hizmet verecek merkezin yapımı için protokol; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, hayırsever Bilge Arıç, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ve İnegöl İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Kavak'ın katılımıyla imzalandı.
Yapılacak Aile Sağlığı Merkezi sayesinde Fatih ve Cumhuriyet mahallelerinde aile hekimi başına düşen nüfusun, Sağlık Bakanlığı ve kalkınma planlarında belirlenen hedeflerle uyumlu seviyelere çekilmesi hedefleniyor. Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı için Aile Hekimliği Birimi başına düşen nüfus hedefini 2.650 olarak belirlediği, orta vadede ise bu sayının 2.500 ve nihai olarak 2.000 seviyelerine düşürülmesinin planlandığı belirtildi. İnegöl'de son dönemde yapılan yatırımlarla aile hekimi başına düşen nüfusun 4.000'lerden 3.000 seviyelerine gerilediği, yeni merkezlerle birlikte bu sayının 2.500 seviyelerine yaklaşmasının beklendiği ifade edildi.
İnegöl genelinde devlet, belediye ve hayırsever iş birliğiyle yürütülen sağlık yatırımları kapsamında şehre toplam 19 yeni Aile Sağlığı Merkezi kazandırılırken, yeni Aile Sağlığı Merkezi'nin müjdesini sosyal medya hesabından duyuran Belediye Başkanı Alper Taban; "Vatandaşlarımızın yerinde, hızlı ve kaliteli sağlık hizmetine erişimini güçlendirecek yatırımlarımıza devam ediyoruz. Fatih Mahallemize kazandırılacak, arsa tahsisini gerçekleştirdiğimiz 7 Aile Hekimliği Birimli Aile Sağlığı Merkezi Binası için Valimiz Sayın Erol Ayyıldız ile protokolümüzü imzaladık. Hayırseverimiz Bilge Arıç'a teşekkür ediyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/inegol39e-7-birimli-yeni-aile-sagligi-merkezi-icin-protokol-imzalandi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/inegol39e-7-birimli-yeni-aile-sagligi-merkezi-icin-protokol-imzalandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/inegol39e-7-birimli-yeni-aile-sagligi-merkezi-icin-protokol-imzalandi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/inegol39e-7-birimli-yeni-aile-sagligi-merkezi-icin-protokol-imzalandi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/inegol-e-7-birimli-yeni-aile-sagligi-merkezi-icin-protokol-imzalandi/1310186/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:06:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç Sağlık Sendikası'ndan sağlık çalışanları için ek kontenjan çağrısı]]></title>
			<description><![CDATA[Genç Sağlık Sendikası, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puanıyla sağlık çalışanlarına yönelik ek atama yapılması için Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelerek, ek kontenjan çağrısında bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Genç Sağlık Sendikası, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puanıyla sağlık çalışanlarına yönelik ek atama yapılması için Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelerek, ek kontenjan çağrısında bulundu.
Genç Sağlık Sendikası üyeleri, 2024 KPSS puanıyla sağlık çalışanlarına ek atama yapılması için Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Sağlık alanında atamalar yapılmadığı için sağlık çalışanlarının iş yükünün arttığını ifade eden Genç Sağlık Sendikası Sözcüsü Aras Ali Altıntaş, "2024 KPSS'ye giren sağlık emekçileri, aylarca, yıllarca emek verdi. Kimisi ailesinden uzak kaldı, kimisi bir işte çalışırken bir yandan da gece gündüz ders çalıştı, kimisi hayattan, sosyal yaşamından vazgeçti. Çünkü hepsinin ortak bir hayali vardı; bu ülkeye sağlık hizmeti sunabilmek. Hastanelerde personel eksikliği büyüyor, sağlık çalışanlarının iş yükü her geçen gün artıyor ama buna rağmen yüzbinlerce atanmayı bekleyen sağlıkçı görmezden geliniyor. Biz bugün burada bir gerçeği göstermek istiyoruz. Burada gördüğünüz gençlerin boynunda kartonlar var. O kartonlarda bölümleri, KPSS puanları ve tek bir ifade yazıyor, atanamadı" açıklamasında bulundu.
"2024 KPSS sağlık atamaları için ek kontenjan açıklanmalıdır"
Sağlık çalışanlarına yönelik ek atamalar için yetkililere çağrıda bulunan Altıntaş, "Biz kimseyi suçlamak için değil, görülmeyeni göstermek için buradayız. Bugün burada sessiz duran her sağlıkçı aslında şunu haykırıyor; biz hazırız, bu ülkeye hizmet etmek istiyoruz ama sesimizi duyan yok Buradan Sağlık Bakanlığı'na çağrımız nettir. 2024 KPSS sağlık atamaları için ek kontenjan açıklanmalıdır. Atama bekleyen sağlıkçılar daha fazla belirsizliğe mahkum edilmemelidir. Sağlık sistemi personel eksikliğiyle mücadele ederken, hazır bekleyen binlerce sağlıkçı görmezden gelinmemelidir. Bizler emeğin değersizleştirilmesine alışmayacağız. Gençlerin umutlarının tüketilmesine sessiz kalmayacağız" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/genc-saglik-sendikasi39ndan-saglik-calisanlari-icin-ek-kontenjan-cagrisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/genc-saglik-sendikasi39ndan-saglik-calisanlari-icin-ek-kontenjan-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/genc-saglik-sendikasi39ndan-saglik-calisanlari-icin-ek-kontenjan-cagrisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/genc-saglik-sendikasi39ndan-saglik-calisanlari-icin-ek-kontenjan-cagrisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/genc-saglik-sendikasi-ndan-saglik-calisanlari-icin-ek-kontenjan-cagrisi/1310176/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:58:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hafik Devlet Hastanesi inşaatında sona yaklaşıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas'ın Hafik ilçesinde yapımı devam eden 10 yataklı Hafik Devlet Hastanesi'nin inşa çalışmalarında sona yaklaşıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas'ın Hafik ilçesinde yapımı devam eden 10 yataklı Hafik Devlet Hastanesi'nin inşa çalışmalarında sona yaklaşıldı.
Sivas'ın Hafik ilçesinde yapımı süren 10 yataklı İlçe Devlet Hastanesi inşaatında fiziki gerçekleşme oranı yüzde 87 seviyesine ulaştı. Bodrum, zemin ve bir normal kattan oluşan hastane; toplam 3 bin 558 metrekare kapalı alan ve 7 bin 859 metrekare arsa üzerinde inşa ediliyor. Tesiste 10 yataklı servis, 2 uzman hekim poliklinik odası, 1 diş poliklinik odası, acil servis, laboratuvar, röntgen birimi, acil doğum odası, idari birimler, aile sağlığı merkezi ve teknik alanlar yer alıyor. Hastane inşaatında incelemelerde bulunan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, yetkililerden bilgi aldı.
"Bir ay içerisinde geçici kabul yapılacak"
İncelemelerin ardından açıklamada bulunan Vali Yılmaz Şimşek, "Hafik İlçe Devlet Hastanemiz inşaatında incelemelerde bulunuyoruz. Memnuniyetle gördük ki inşaatımız artık son aşamaya gelmiş. Yüzde 90'lık bir gerçekleşme söz konusu. İnşallah bir ay içerisinde geçici kabulü yapılmış olacak. Ve ümit ediyorum ki yıl sonuna kadar da tam anlamıyla hastanemiz, vatandaşlarımızın hizmetine girmiş olacak. Emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
Hastane hakkında bilgi veren Vali Şimşek, "Burası içerisinde aile sağlığı merkezleri, dış polikliniği, 112 acil istasyonu olan 10 yatak kapasiteli bir hastane. E sınıfı bir hastane. İnşallah bu hastane sayesinde vatandaşlarımız kendilerine yakın, modern bir sağlık hizmetine kavuşmuş olacak. Bu hastane inanıyorum ki uzun yıllar ilçemize ve halkımıza hizmet edecektir" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hafik-devlet-hastanesi-insaatinda-sona-yaklasildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hafik-devlet-hastanesi-insaatinda-sona-yaklasildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hafik-devlet-hastanesi-insaatinda-sona-yaklasildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hafik-devlet-hastanesi-insaatinda-sona-yaklasildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/hafik-devlet-hastanesi-insaatinda-sona-yaklasildi/1310131/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:12:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Menteşe'de 72 yıldır hizmet veren bina yıkılıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla'nın Menteşe ilçesinde uzun yıllar boyunca binlerce vatandaşa sağlık hizmeti veren eski hastane binasında yıkım çalışmaları başladı. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle kullanım dışı bırakılan yerleşkede ilk etapta B Blok'un yıkımına başlandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla'nın Menteşe ilçesinde uzun yıllar boyunca binlerce vatandaşa sağlık hizmeti veren eski hastane binasında yıkım çalışmaları başladı. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle kullanım dışı bırakılan yerleşkede ilk etapta B Blok'un yıkımına başlandı.

Muğla'nın sağlık tarihine tanıklık eden eski hastane binası için dönüşüm süreci resmen başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan incelemelerde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen ve geçtiğimiz yıl tahliye edilen hastane yerleşkesinde bugün iş makineleri çalışmaya başladı.

1954 yılında Muğla Devlet Hastanesi olarak hizmet vermeye başlayan, daha sonra çeşitli dönüşümler geçirerek kentin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelen hastane, uzun yıllar boyunca bölge halkına şifa dağıttı. 2006 yılında SSK Hastanesi ile birleşen kurum, 2011 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile yapılan protokol kapsamında Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet vermeyi sürdürdü.

Deprem riski nedeniyle kapatılan 4 bloklu yerleşkede yürütülen çalışmalar kapsamında ilk olarak B Blok'un yıkımına başlandı. Çevrede gerekli güvenlik önlemleri alınırken, iş makineleri kontrollü şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

Öte yandan hastane yerleşkesindeki acil servis ve poliklinik hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmıyor. Sağlık hizmetleri ilgili bölümlerde devam ederken, yıkım çalışmaları hizmet verilen alanlardan bağımsız olarak yürütülüyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/mentese39de-72-yildir-hizmet-veren-bina-yikiliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/mentese39de-72-yildir-hizmet-veren-bina-yikiliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/mentese39de-72-yildir-hizmet-veren-bina-yikiliyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/mentese39de-72-yildir-hizmet-veren-bina-yikiliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/mentese-de-72-yildir-hizmet-veren-bina-yikiliyor/1310108/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:53:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yıllarca ağrı çekti, Sivas'ta başarılı operasyonla yüzü yeniden güldü]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas'ta yaşayan bir kadın, uzun yıllar şiddetli yüz ağrısı yaşadı. Ağrının sebebini bulmak için yıllarca birçok farklı bölüm ve doktora giden kadın, çareyi devlet hastanesinde buldu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas'ta yaşayan bir kadın, uzun yıllar şiddetli yüz ağrısı yaşadı. Ağrının sebebini bulmak için yıllarca birçok farklı bölüm ve doktora giden kadın, çareyi devlet hastanesinde buldu.
Uzun yıllardır şiddetli yüz ağrısı yaşayan Fatma Başbuğ, farklı branşlarda yapılan çok sayıda muayene ve tedaviye rağmen sağlığına kavuşamadı. Bu süreçte diş ve nöroloji polikliniklerinde muayene olan Başbuğ, Sivas Numune Hastanesi'ne başvurdu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Duygu Dereli tarafından muayene edilen Fatma Başbuğ'a Trigeminal nevralji tanısı konuldu. Teşhisin ardından mikrocerrahi operasyonla müdahale edilen Başbuğ, sağlığına kavuştu.

"Neredeyse hiç konuşamaz hale gelmiştim"
Hastalık sürecini anlatan Fatma Başbuğ, "Sağ tarafımdaki yüz ağrılarının diş kaynaklı olduğunu düşünerek ilk olarak diş hekimine başvurdum. Dört ya da beş muayenenin ardından Kulak Burun Boğaz bölümüne yönlendirildim. Ancak yapılan değerlendirmelerde kendi alanlarıyla ilgili olmadığı söylenerek nörolojiye sevk edildim. Nöroloji sürecinin ardından yaklaşık beşinci muayenede teşhis konuldu. Bu süreçte yaşadığım ağrılar zaman zaman şiddetlendi. Ancak bu sıradan bir ağrı değildi. Dışarıdan bakıldığında basit bir ağrı kesiciyle geçebilecek ya da migren gibi düşünülebilir, ancak yaşadığım tablo çok daha ağırdı. Fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak ciddi bir yıpranma yaşadım. Bir süre sonra yemek yemek, diş fırçalamak ve konuşmak gibi en temel ihtiyaçları bile karşılamakta zorlandım. Ameliyattan yaklaşık on gün önce neredeyse hiç konuşamaz hale gelmiştim. Kullanılan ilaçlara rağmen ağrılarım devam ediyordu. Duygu Hocam bu süreçte benim için büyük bir şans oldu. Kendimi çok çaresiz hissettiğim bir dönemde karşıma çıktı. Süreci detaylı bir şekilde anlattı, beni dikkatle dinledi ve güven verdi. Ameliyat sonrası şu an beşinci günüm ve şiddetli ağrılarım tamamen geçti" dedi.

Operasyon sonrası iyileşme gözlendi
Hastalığın tanısını koyarak operasyonu gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Duygu Dereli ise, "Hastamız yaklaşık 4 yıldır sağ yüz yarısında elektrik çarpması şeklinde tarif edilen ağrı şikâyetiyle kliniğimize başvurdu. Bu süreçte farklı girişimsel ağrı tedavileri ve ilaç tedavileri uygulanmış ancak yalnızca geçici rahatlama sağlanabilmişti. Trigeminal nevraljide kalıcı tedavi yöntemi, uygun hastalarda mikrocerrahi ile gerçekleştirilen cerrahi müdahaledir. Hastalık, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmekte; yemek yeme, konuşma ve diş fırçalama gibi temel aktiviteleri dahi zorlaştırmaktadır. Uyguladığımız cerrahi yöntemde kulak arkasından açılan küçük bir kemik penceresi aracılığıyla sinire ulaşılıyor ve sinir ile damar arasına teflon materyali yerleştirilerek bası ortadan kaldırılıyor. Bu yöntem, günümüzde en etkili ve kalıcı tedavi seçeneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde hastalarda ağrıların tekrarlama oranı oldukça düşüktür. Hastamızda da erken dönemde belirgin bir iyileşme gözlemlenmiş, günlük aktivitelerinde önemli bir düzelme sağlanmıştır. Şu an yalnızca hafif uyuşma hissi bulunmakta olup bunun zamanla azalması beklenmektedir" ifadelerine yer verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yillarca-agri-cekti-sivas39ta-basarili-operasyonla-yuzu-yeniden-guldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yillarca-agri-cekti-sivas39ta-basarili-operasyonla-yuzu-yeniden-guldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yillarca-agri-cekti-sivas39ta-basarili-operasyonla-yuzu-yeniden-guldu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/yillarca-agri-cekti-sivas39ta-basarili-operasyonla-yuzu-yeniden-guldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/yillarca-agri-cekti-sivas-ta-basarili-operasyonla-yuzu-yeniden-guldu/1310101/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:41:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hayat Şifa Hastanesi 30. yılını yeni yatırımlarla taçlandırdı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlıkta ulusal bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Hayat Sağlık Grubu'nun bünyesindeki İstanbul Pendik Özel Hayat Şifa Hastanesi'nin 30. kuruluş yıl dönümü ve yeni ünitelerinin açılışı nedeniyle Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın da katılımıyla bir tören düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlıkta ulusal bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Hayat Sağlık Grubu'nun bünyesindeki İstanbul Pendik Özel Hayat Şifa Hastanesi'nin 30. kuruluş yıl dönümü ve yeni ünitelerinin açılışı nedeniyle Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın da katılımıyla bir tören düzenlendi.
İstanbul Özel Hayat Şifa Hastanesi'nin kuruluşunun 30. yılı ve yeni ünitelerinin açılış töreni yapıldı. Törene Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile birlikte, Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin Pendik ilçe başkanları, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, MÜSİAD Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ve Yönetim Kurulu üyeleri, davetliler ve İstanbul Özel Hayat Şifa Hastanesi doktorları ile çalışanları katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, 1978 yılında Bursa'da küçük bir poliklinik olarak başladıkları sağlık hizmeti yolculuğunda bugün Türkiye'nin öncü sağlık markalarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söyledi.

Ayda 10 bin hasta
Konuşmasında, Bursa'da edindikleri yarım asırlık kurumsal hafıza ve güven bağını İstanbul'a taşımaktan gurur duyduklarını ifade eden Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, "2023 yılında Hayat Sağlık bünyesine kattığımız İstanbul Pendik Şifa Hastanesi aylık 10 bin, yılda 100 binin üzerinde vatandaşımıza sağlık hizmeti veriyor. Yıllık yaklaşık 6 bin cerrahi işlemin gerçekleştirildiği merkezimizde, 20'yi aşkın branşta 35 uzman doktorumuz ve toplam 140'ın üstünde sağlık profesyonelimizle kesintisiz hizmet sunuyoruz. Yaptığımız son yatırımlarla teknolojik altyapımızı güçlendirirken Sağlık Bakanlığı kalite puanımızı da 94'e yükselttik" dedi.
Pendik lokasyonunun stratejik önemine de dikkat çeken ve Türkiye'nin 10 milyar dolarlık sağlık turizmi hedefine katkı sağlama konusundaki çalışmalarına da değinen Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, İstanbul Pendik Şifa Hastanesi'nin Sağlık Turizmi Belgesi'ne sahip olduğunu hatırlatarak, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın lojistik avantajıyla küresel pazarda daha aktif rol alınacağı belirtti. Özkul, Hayat Sağlık Grubu'nun hedef pazarları arasında Balkanlar, İngiltere, Orta Doğu coğrafyası, Türki cumhuriyetler ve yüksek gelişim potansiyeli taşıyan Afrika pazarının yer aldığını, bu bölgelerde aktif irtibat ofislerinin bulunduğunu sözlerine ekledi.

Sağlık turizmi için 2,3 milyar lira hibe destek
Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız ve Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin'in de yaptıkları konuşmalarda, hastanenin 30. yılını kutlayarak, yeni açılan ünitelerin hayırlı olması dileklerini paylaştılar.
Törende bir konuşma yapan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise Bakanlık olarak 2012'de sağlık turizmi için hibe programları başlattıklarını belirterek, "Geçen yıl 2,3 milyar lira sağlık turizmi için hibe destekleri verdik ve bugüne kadar sağlık turizmi için toplam 7,5 milyar lira sağlık turizmi desteği verdik" dedi.
Bakan Ömer Bolat, uluslararası sağlık turizmini bütün kaynaklarıyla desteklediklerine işaret ederek, özellikle Türkiye'ye döviz kazandırmak amacıyla sağlık turizmini geliştirmeyi çok önemsediklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'miz, Cumhuriyet'imizin kuruluşundan beri, ondan önce Osmanlı dönemindeki şifahaneler ve Cumhuriyet dönemindeki sağlık hizmetleri ile bugünlere ulaştı ama özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki son 23 yılda Türkiye sağlıkta adeta bir devrim yaptı ve altın çağını yaşıyor. Özellikle bütçe kaynaklarımızın, devlet bütçesi kaynaklarımızın tam yüzde 15'ini sağlık harcamalarına ayırıyoruz. İnsanımızın, vatandaşımızın birinci sınıf, yüksek kaliteli sağlık hizmeti alması konusunda gerek kamu hastaneleri ve sağlık tesisleri gerekse de özel sektörümüz vasıtasıyla Türkiye bugün dünya çapında bir şöhrete sahip. Dünyanın neresine gidersek gidelim, karşılaştığımız kişiler arasında Türkiye'de sağlık hizmeti almış kişilere rastlıyoruz. Bugün Allah'a şükürler olsun ki Türk ürünleri kaliteli, teknolojisi başarılı, yüksek ürünler olarak anılıyor."
Konuşmaların ardından Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a, Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Fatih Özkul Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız'a ve Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Betül Kabalar da Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin'e teşekkür plaketi sundular.
Plaket takdimi sonrasında Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve törene katılanlar tarafından İstanbul Özel Hayat Şifa Hastanesi'nin yeni ünitelerinin açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından da Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul Bakan Bolat'a yeni üniteleri gezdirdikten sonra sağlık turizmi kapsamında İngiltere'den gelen bir hasta ziyaret edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hayat-sifa-hastanesi-30-yilini-yeni-yatirimlarla-taclandirdi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hayat-sifa-hastanesi-30-yilini-yeni-yatirimlarla-taclandirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hayat-sifa-hastanesi-30-yilini-yeni-yatirimlarla-taclandirdi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/hayat-sifa-hastanesi-30-yilini-yeni-yatirimlarla-taclandirdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/hayat-sifa-hastanesi-30-yilini-yeni-yatirimlarla-taclandirdi/1310034/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:44:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Zayıflama iğneleri kullanmadan önce ve sonrasında radyolojik değerlendirmenin önemi]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, tedavi öncesinde yapılacak radyolojik değerlendirmelerin muhtemelrisklerin önceden belirlenmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, tedavi öncesinde yapılacak radyolojik değerlendirmelerin muhtemelrisklerin önceden belirlenmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, özellikle safra kesesi, pankreas ve karaciğer hastalıkları bulunan bireylerde tedavi planlamasının dikkatle yapılması gerektiğini belirtti.
Dr. Duman, "Zayıflama amacıyla kullanılan ilaçlar mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında başlanmalıdır. Bazı hastalarda mevcut ancak fark edilmeyen karaciğer yağlanması, safra kesesi taşları veya pankreasla ilgili problemler bulunabiliyor. Görüntüleme yöntemleri sayesinde bu durumlar önceden tespit edilerek daha güvenli bir tedavi planı oluşturulabilir" dedi.
Hangi radyolojik tetkikler öne çıkıyor
Uzm. Dr. Ayhan Duman, tedavi öncesinde hastanın klinik durumuna göre çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabileceğini belirterek, "Karaciğer yağlanması ve karaciğer yapısının değerlendirilmesinde ultrasonografi, Safra kesesi taşı veya safra yolları problemlerinin araştırılmasında ultrasonografi, Pankreasın ayrıntılı incelenmesi gereken durumlarda MR ve diğer ileri görüntüleme yöntemleri, Karın içi organların genel değerlendirilmesinde radyolojik incelemeler. Her hastaya aynı tetkikin yapılması gerekmese de özellikle risk faktörleri bulunan bireylerde görüntüleme yöntemleri önemli bilgiler sağlayabiliyor" ifadelerini kullandı.
Safra kesesi ve pankreas sağlığına dikkat
Hızlı kilo kaybının bazı kişilerde safra kesesi problemlerini artırabileceğini belirten Uzm. Dr. Ayhan Duman, özellikle daha önce safra taşı öyküsü bulunan hastaların dikkatli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Duman, "Karın ağrısı, bulantı, kusma veya sindirim sistemiyle ilgili beklenmeyen şikayetler ortaya çıktığında radyolojik değerlendirme büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde muhtemel komplikasyonlar daha hızlı yönetilebiliyor" şeklinde konuştu.
Tedavide kişiye özel yaklaşım önemli
Obezite tedavisinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Ayhan Duman, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve uzman hekim takibinin sürecin temel unsurları olduğunu belirtti.
Uzm. Dr. Ayhan Duman, "Her bireyin sağlık geçmişi farklıdır. Bu nedenle tedavi öncesinde yapılacak klinik ve radyolojik değerlendirmeler, hem tedavinin başarısını artırmak hem de muhtemel riskleri azaltmak açısından önemli bir adımdır" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/zayiflama-igneleri-kullanmadan-once-ve-sonrasinda-radyolojik-degerlendirmenin-onemi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/zayiflama-igneleri-kullanmadan-once-ve-sonrasinda-radyolojik-degerlendirmenin-onemi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/zayiflama-igneleri-kullanmadan-once-ve-sonrasinda-radyolojik-degerlendirmenin-onemi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/zayiflama-igneleri-kullanmadan-once-ve-sonrasinda-radyolojik-degerlendirmenin-onemi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/zayiflama-igneleri-kullanmadan-once-ve-sonrasinda-radyolojik-degerlendirmenin-onemi/1310027/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:36:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırmızı ve işlenmiş et içermeyen diyetlerin kanser riskine etkisi araştırıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Merdan Fayda, "İşlenmiş etlerde (sosis, sucuk, salam vs.) kullanılan kanserojen olduğu kesin olan ürünlerin tüketiminden kaçınılmalı ya da azaltılmalıdır" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Merdan Fayda, "İşlenmiş etlerde (sosis, sucuk, salam vs.) kullanılan kanserojen olduğu kesin olan ürünlerin tüketiminden kaçınılmalı ya da azaltılmalıdır" dedi.
2026 yılında yayımlanan ve 3 kıtadan yaklaşık 1.6 milyon kişinin dahil edildiği, 9 farklı çalışmanın birleştirilerek analiz edildiği geniş kapsamlı meta-analiz, beslenme alışkanlıkları ile kanser riski arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. 16 yıla kadar takip süresi bulunan çalışmada, kırmızı ve işlenmiş et tüketmeyen bireyler (vejetaryenler, pesketaryanlar (sadece balık eti tüketenler), veganlar (hiçbir hayvani ürün tüketmeyenler) ve Poloteryan (sadece tavuk eti tüketenler) ile bunları tüketen gruplar karşılaştırıldı.
Araştırma sonuçlarında, kırmızı ve işlenmiş et tüketmeyen gruplarda bazı kanser türlerinde daha düşük risk oranları bildirildi. Araştırmaya göre; vejetaryenlerde pankreas kanseri, multipl miyelom, böbrek kanseri, prostat kanseri ve menopoz sonrası meme kanseri kırmızı ve işlenmiş et tüketenlere göre azalırken yemek borusu kanseri ihtimalinin arttığı görülüyor. Bu durum vejetaryen olanların kırmızı et/işlenmiş et tüketenlere göre bazı kanserlere daha az yakalanabileceğini ancak yemek borusu gibi bazı kanserlerin artabileceğini gösteriyor. Hayvan kaynaklı protein olarak sadece balığı tercih edenlerin de böbrek kanseri, menopoz sonrası meme kanseri, kolorektal kanser ve sigara ile ilişkili akciğer kanserinde kırmızı/işlenmiş et tüketenlere göre daha az yakalandıkları dikkat çekti. Araştırmaya göre; vegan beslenen gruplarda ise kırmızı/işlenmiş et tüketenlere göre hiçbir kanser sıklığında azalma görülmemiş aksine kolorektal kanserlerde artış tespit edildi. Çalışma ayrıca sigara kullanımı, genel yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve ultra işlenmiş gıda (UPF) tüketimi gibi faktörlerin sonuçlar üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Merdan Fayda, çalışmaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Bu tür geniş ölçekli çalışmalar önemli veriler sunsa da sonuçların yalnızca et tüketimi üzerinden yorumlanması kolay değildir. İşlenmiş etlerde (sosis, sucuk, salam vs.) kullanılan kanserojen olduğu kesin olan ürünlerin (ör: nitritler yüksek ısıda nitrozaminlere dönüşüp kanserojen olur) tüketiminden kaçınılmalı ya da azaltılmalıdır. Unutulmamalıdır ki Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kanser ölümlerinin yaklaşık yarısı değiştirebilir faktörler ile engellenebilir. Sigara, alkol, elektronik sigara (özellikle sigara ile tüketildiğinde), bazı virüsler (hepatit B, hepatit C, HPV aşı olunmadığında), aşırı kilolu ya da obez olmak (13 ayrı kanser tipinde 1.2-4.8 kat artmış kanser riski ile ilişkilidir), meyve ve sebzelerden fakir diyetler, fiziksel aktivite azlığı, güneş ışığı ve solaryum maruziyeti kansere sebep olduğu bilinen önemli faktörlerdendir. Ayrıca son yıllarda aşırı işlenmiş gıdalar (UPF) ile beslenmenin de gerek kansere sebebiyet verme gerekse kanserli hastaların nüks ihtimalini arttırmakla ilişkisi gösterilmiştir. Sadece kırmızı eti diyetten çıkarmak değil tüm bu sayılan faktörleri dikkate almak gerekir. Ayrıca bir kimse vejetaryen olabilir ancak belki de sürekli patates kızartması ya da UPF'leri içeren sağlıksız bir beslenme seçimleri yapıyor olabilir. Yine vegan beslenmenin kırmızı/işlenmiş ete göre herhangi bir kanseri azaltmaması hatta kolorektal kanserleri arttırır görünmesi belki de vegan olabilmesi adına UPF içeren ürünlerin tüketimi ile ya da kalsiyumdan fakir diyet ile açıklanabilir. Bu sebepten saydığımız faktörlere dikkat ederken kırmızı /işlenmiş et tüketiminin azaltılması bazı durumlarda kanseri azaltma anlamında fayda sağlayabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kirmizi-ve-islenmis-et-icermeyen-diyetlerin-kanser-riskine-etkisi-arastirildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kirmizi-ve-islenmis-et-icermeyen-diyetlerin-kanser-riskine-etkisi-arastirildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kirmizi-ve-islenmis-et-icermeyen-diyetlerin-kanser-riskine-etkisi-arastirildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/kirmizi-ve-islenmis-et-icermeyen-diyetlerin-kanser-riskine-etkisi-arastirildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/kirmizi-ve-islenmis-et-icermeyen-diyetlerin-kanser-riskine-etkisi-arastirildi/1309992/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:10:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt ADSM'de mayıs ayında 5 bin 501 hasta muayene edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde (ADSM), 1-31 Mayıs 2026 tarihleri arasında 5 bin 501 hasta muayene edildi. Merkezde mayıs ayı boyunca 973 dolgu, 317 kanal dolgu, bin 17 diş çekimi, 637 protez, 37 implant ve 40 gömülü diş çekimi işlemi yapıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde (ADSM), 1-31 Mayıs 2026 tarihleri arasında 5 bin 501 hasta muayene edildi. Merkezde mayıs ayı boyunca 973 dolgu, 317 kanal dolgu, bin 17 diş çekimi, 637 protez, 37 implant ve 40 gömülü diş çekimi işlemi yapıldı.
Poliklinik dağılımına göre cerrahi kliniğinde 183, çocuk kliniğinde 231, periodontoloji kliniğinde 160, genel anestezi kliniğinde 4, diğer kliniklerde ise 4 bin 923 hasta muayene edildi.
2 bin 636 hasta Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alarak, 2 bin 844 hasta ise MHRS dışı ayaktan başvuru kapsamında merkeze başvurdu. Nöbet kliniği başvurusu da 754 olarak kayıtlara geçti.
ADSM'de 2 ağız, diş ve çene hastalıkları cerrahisi uzmanı, 1 periodontoloji uzmanı, 1 çocuk diş hekimliği uzmanı, 1 endodonti uzmanı, 1 restoratif diş tedavisi uzmanı, 1 protetik diş tedavisi uzmanı ile 22 diş hastalıkları ve tedavisi hekimi bulunuyor.
Merkezde ayrıca 17.00-24.00 saatleri arasında MHRS randevulu hasta kabulü yapılıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bayburt-adsm39de-mayis-ayinda-5-bin-501-hasta-muayene-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bayburt-adsm39de-mayis-ayinda-5-bin-501-hasta-muayene-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bayburt-adsm39de-mayis-ayinda-5-bin-501-hasta-muayene-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/bayburt-adsm39de-mayis-ayinda-5-bin-501-hasta-muayene-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/bayburt-adsm-de-mayis-ayinda-5-bin-501-hasta-muayene-edildi/1309985/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:03:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Muratpaşa'dan Parkinson hastalarına hareket desteği]]></title>
			<description><![CDATA[Muratpaşa Belediyesi'nin, Parkinson hastalığının ilk evresindeki bireylerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği "Parkinson Hareket Akademi" programı için başvurular başladı. Kontenjanla sınırlı olan programa başvurular 24 Haziran'da sona erecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muratpaşa Belediyesi'nin, Parkinson hastalığının ilk evresindeki bireylerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği "Parkinson Hareket Akademi" programı için başvurular başladı. Kontenjanla sınırlı olan programa başvurular 24 Haziran'da sona erecek.
Parkinson hastalarının günlük yaşam becerilerini korumalarına ve fiziksel hareketliliklerini artırmalarına destek olmayı hedefleyen program kapsamında başlangıç seviyesindeki fizik tedavi egzersizleri çeşitli aktivitelerle birleştirilerek daha eğlenceli ve sürdürülebilir hale getirilecek. Katılımcılar, fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilecek uygulamalarla hem hareket kabiliyetlerini geliştirme hem de sosyal etkileşimlerini artırma fırsatı bulacak.

Hareketli yaşama teşvik
Beyindeki hareket kontrolünden sorumlu hücrelerin zamanla kaybedilmesi sonucu ortaya çıkan Parkinson hastalığı; titreme, kaslarda sertlik, hareketlerde yavaşlama ve denge problemleri gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Hastalığın erken dönemlerinde düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz, hareket kabiliyetinin korunmasına, denge ve koordinasyonun desteklenmesine katkı sağlıyor. Parkinson tedavisinde ilaç kullanımının yanı sıra fiziksel aktivite de önemli bir destekleyici olarak öne çıkıyor.
Kayıt sürecinin tamamlanmasının ardından eğitimler 29 Haziran'da başlayacak. İki ay sürecek program kapsamında katılımcılar, planlanan eğitim ve egzersiz programına dahil olacak.
Kontenjanla sınırlı programa kayıtlar ise 444 80 07 numaralı Turunç Masa hattı üzerinden gerçekleştiriliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/muratpasa39dan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/muratpasa39dan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/muratpasa39dan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/muratpasa39dan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/muratpasa-dan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi/1309983/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:01:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Futbolun bilinen isimlerine Türkiye'de saç ekimi]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında gösterilirken dünyanın birçok noktasından vatandaşlar da çeşitli işlemler için Türkiye'ye geliyor. Rio Ferdinand, Ivan Rakiti, Gabriel Magalhes ve Rivaldo gibi futbolun bilinen isimleri de saç ekimi için Türkiye'yi tercih etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında gösterilirken dünyanın birçok noktasından vatandaşlar da çeşitli işlemler için Türkiye'ye geliyor. Rio Ferdinand, Ivan Rakiti, Gabriel Magalhes ve Rivaldo gibi futbolun bilinen isimleri de saç ekimi için Türkiye'yi tercih etti.
Türkiye sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında gösterilirken dünyanın birçok noktasından insanlar da çeşitli işlemler için geliyor. Dünya futbolunun bilinen isimlerden Rio Ferdinand, Ivan Rakiti, Gabriel Magalhes ve Rivaldo Vtor Borba Ferreira gibi isimler de saç ekimi süreçlerinde Türkiye'yi tercih etti. Dr. Cinik Saç Ekimi Merkezi'nde yapılan işlemlerde kişiye özel tedavi planı yapılırken doğal yoğunluk hedeflendiği belirtildi. Dr. Emrah Cinik tarafından yapılan işlemlerde Rio Ferdinand'ın işleminde doğal görünüm ve profesyonel planlama yapılırken Ivan Rakiti'te daha yoğun ve güçlü saç yapısına kavuşmak amaçlandığı ifade edildi. Gabriel Magalhes için yüz hatlarıyla uyumlu ve doğal bir saç çizgisi tasarlandığı, Rivaldo'da ise estetik dengeyi koruyan bir planlama yapıldığı aktarıldı.
Merkezde İstanbul'daki modern tıbbi altyapısı ve deneyimli sağlık ekibiyle hizmet verirken yurt dışından gelen hastalar için VIP transfer, konaklama ve kişisel danışmanlık hizmetleri sağlandığına dikkat çekildi. Planlı ilerleyen sürecin hastaların tedaviyi konforlu şekilde tamamlamasına imkan tanıdığı belirtiliyor. Uzmanlar, merkezde uygulanan ileri tekniklerin saçın çıkış yönünü ve açısını koruduğunu da aktarırken bu yaklaşımın Avrupa, Amerika ve Orta Doğu'dan gelen hastaların ilgisini artırdığını söyledi. Öte yandan işlemlerin uzmanlar tarafından uygun ortamlarda gerçekleştirilmesinin önemi de yeniden vurgulandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/futbolun-bilinen-isimlerine-turkiye39de-sac-ekimi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/futbolun-bilinen-isimlerine-turkiye39de-sac-ekimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/futbolun-bilinen-isimlerine-turkiye39de-sac-ekimi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/futbolun-bilinen-isimlerine-turkiye39de-sac-ekimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/futbolun-bilinen-isimlerine-turkiye-de-sac-ekimi/1309982/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:01:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gebelik okulu ve pilates ile normal doğum artık daha kolay: "Hazırlık eğitimi alan kadınlarda doğum korkusu belirgin şekilde azalıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Aydın Şahin, bilinçli bir hamilelik döneminin normal doğum başarı oranını artırdığını vurgulayarak, "Gebelik okulu ve gebelik pilatesi kombinasyonu anne adayını hem zihinsel hem de fiziksel olarak doğuma hazırlayan en güçlü yöntemdir. Doğru hazırlıkla panik yerini kontrole bırakıyor, sezaryen oranları düşüyor ve doğum süreleri kısalıyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Aydın Şahin, bilinçli bir hamilelik döneminin normal doğum başarı oranını artırdığını vurgulayarak, "Gebelik okulu ve gebelik pilatesi kombinasyonu anne adayını hem zihinsel hem de fiziksel olarak doğuma hazırlayan en güçlü yöntemdir. Doğru hazırlıkla panik yerini kontrole bırakıyor, sezaryen oranları düşüyor ve doğum süreleri kısalıyor" dedi.
Yaygın bir endişe kaynağı olan doğum korkusu ve zorlu doğum süreçleri, günümüzde uygulanan modern hazırlık programları sayesinde geride kalıyor. Minimal müdahale ve maksimum konfor hedefleyen gebelik okulu ile gebelik pilatesi, anne adaylarının sezaryene gerek kalmadan sağlıklı ve normal bir doğumla bebeklerini kucaklarına almalarını sağlıyor. Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Aydın Şahin, hastanede uyguladıkları ileri hazırlık yöntemleri ve klinik gözlemleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Gebelik sürecinin yalnızca bebeğin gelişimi değil aynı zamanda annenin doğuma hazırlanma dönemi olduğunu belirten Op. Dr. Şahin, özellikle ilk gebeliğini yaşayan, doğum korkusu olan veya normal doğumu hedefleyen kadınlarda uyguladıkları bütüncül programlarla başarılı ve konforlu sonuçlar elde ettiklerini dile getirdi.

"Doğru nefes ve güçlü pelvik kasları normal doğumun anahtarıdır"
Op. Dr. Esra Aydın Şahin, gebelik okulu ve pilatesin normal doğuma katkılarına dair bilimsel verileri şu sözlerle aktardı:
"Gebelik okulu; kadın doğum uzmanı, ebe, fizyoterapist ve psikolog eşliğinde anne adaylarını doğum anı ve sonrasına hazırlayan çok yönlü bir eğitim programıdır. Burada doğru nefes ve ıkınma tekniklerini öğrenen gebelerimiz, doğum sırasında ne yapacağını bilerek panik yerine kontrol sağlar. Bunun fiziksel ayağı olan gebelik pilatesi ise pelvik taban, karın ve bel kaslarını güçlendirerek bebeğin doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırır. Bilimsel veriler de gösteriyor ki; doğuma hazırlık eğitimi alan kadınlarda doğum korkusu belirgin şekilde azalmakta, aktif egzersiz yapan gebelerde ise doğum süresi kısalmaktadır. Bu iki yöntem birlikte uygulandığında hem zihinsel hem fiziksel en güçlü kombinasyon sağlanmış olur."
Hastanede uyguladıkları programların detaylarına değinen Op. Dr. Esra Aydın Şahin, "Hastanemiz bünyesinde sunduğumuz gebelik okulu ve pilates hizmetlerimizi, uzman eğitmenler eşliğinde, güvenli ve bilimsel yöntemlerle yürütüyoruz. Her gebenin durumu farklıdır; bu nedenle küçük gruplar halinde veya birebir, tamamen kişiye özel planlamalar yapıyoruz. Daha önce zor bir doğum deneyimi olan ya da ilk gebeliğinde neyle karşılaşacağını bilemeyen birçok hastamız bu eğitimler sayesinde sürece aktif olarak katılıyor ve eşleriyle birlikte bilinçli bir deneyim yaşıyor. Kas kontrolü ve nefes uyumunu yakalayan gebelerimizde daha az komplikasyon riski gözlemliyoruz. Normal doğum şansını artırmak, daha sakin, güçlü ve kontrollü bir doğum deneyimi yaşamak isteyen tüm anne adaylarımızın bu bilimsel programları değerlendirmesini öneriyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/gebelik-okulu-ve-pilates-ile-normal-dogum-artik-daha-kolay-quothazirlik-egitimi-alan-kadinlarda-dogum-korkusu-belirgin-sekilde-azaliyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/gebelik-okulu-ve-pilates-ile-normal-dogum-artik-daha-kolay-quothazirlik-egitimi-alan-kadinlarda-dogum-korkusu-belirgin-sekilde-azaliyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/gebelik-okulu-ve-pilates-ile-normal-dogum-artik-daha-kolay-quothazirlik-egitimi-alan-kadinlarda-dogum-korkusu-belirgin-sekilde-azaliyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/gebelik-okulu-ve-pilates-ile-normal-dogum-artik-daha-kolay-quothazirlik-egitimi-alan-kadinlarda-dogum-korkusu-belirgin-sekilde-azaliyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/gebelik-okulu-ve-pilates-ile-normal-dogum-artik-daha-kolay-hazirlik-egitimi-alan-kadinlarda-dogum-korkusu-belirgin-sekilde-azaliyor/1309978/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:58:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından lejyoner hastalığı uyarısı: Klima kullanımı risk taşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Güven Çayyolu Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Barış Mustafa Poyraz, lejyoner hastalığının bakımsız klima ve su sistemlerindeki legionella bakterisinden kaynaklandığını ve erken teşhis edilmezse ciddi riskler barındırdığını vurguladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Güven Çayyolu Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Barış Mustafa Poyraz, lejyoner hastalığının bakımsız klima ve su sistemlerindeki legionella bakterisinden kaynaklandığını ve erken teşhis edilmezse ciddi riskler barındırdığını vurguladı.
Yaz aylarının başlamasıyla birlikte klima kullanımının artması, beraberinde önemli bir sağlık riskini de gündeme taşıyor. Düzensiz bakım yapılan klima ve su sistemlerinde üreyen legionella pneumophila bakterisi, solunduğunda ağır seyreden bir akciğer iltihabına yol açıyor. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Barış Mustafa Poyraz, lejyoner hastalığının birçok kişi tarafından sıradan bir grip ya da soğuk algınlığı olarak değerlendirildiğini ve bu nedenle geç tanı aldığını belirterek, "Lejyoner hastalığı, başlangıçta ateş, kas ağrısı, öksürük ve nefes darlığı ile kendini gösterir. Ancak zamanla ciddi pnömoniye dönüşebilir ve tedavi edilmezse hayati tehlike oluşturur" dedi.
Hastalığın kaynağının büyük çoğunlukla klimalar, duş başlıkları, jakuziler ve soğutma kulelerindeki durgun, ılık su ortamları olduğunu vurgulayan Poyraz, bakımsız sistemlerin legionella bakterisi için üreme ortamına dönüştüğünü söyledi.

Risk altındaki gruplar dikkatli olmalı
Hastalığın her yaştan bireyi etkileyebildiğini ancak bazı grupların çok daha fazla risk taşıdığını belirten Poyraz, "50 yaş üstü bireyler, sigara kullananlar, kronik akciğer veya kalp hastalığı olanlar ile bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler lejyoner hastalığına karşı çok daha savunmasızdır. Bu grupların özellikle klima kullanılan kapalı ortamlarda son derece dikkatli olması gerekmektedir" diye konuştu. Poyraz ayrıca, hastaneler, oteller, alışveriş merkezleri ve toplu ulaşım araçları gibi merkezi iklimlendirme sistemlerinin kullanıldığı mekanların risk açısından öne çıktığını da sözlerine ekledi.

"Yüksek ateş, titreme, şiddetli öksürük ve nefes güçlüğü bir arada görüldüğünde zaman kaybetmeksizin sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır"
Semptomların görülmesi halinde hızlı hareket etmenin kritik önemini vurgulayan Poyraz, "Yüksek ateş, titreme, şiddetli öksürük ve nefes güçlüğü bir arada görüldüğünde zaman kaybetmeksizin sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Lejyoner hastalığı antibiyotikle tedavi edilebilir; ancak gecikilen her saat hastanın durumunu olumsuz etkiler" uyarısında bulundu. Tanı için akciğer filmi ve idrar antijen testi gibi basit yöntemlerin yeterli olduğunu belirten uzman, erken teşhisin hem hastayı hem de çevresindeki kişileri koruyacağına dikkat çekti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-lejyoner-hastaligi-uyarisi-klima-kullanimi-risk-tasiyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-lejyoner-hastaligi-uyarisi-klima-kullanimi-risk-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-lejyoner-hastaligi-uyarisi-klima-kullanimi-risk-tasiyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-lejyoner-hastaligi-uyarisi-klima-kullanimi-risk-tasiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanindan-lejyoner-hastaligi-uyarisi-klima-kullanimi-risk-tasiyor/1309975/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:51:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Skolyozda erken teşhis hayat değiştiriyor]]></title>
			<description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, skolyozda erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirterek aileleri uyardı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, skolyozda erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirterek aileleri uyardı.
Omurganın yana doğru eğrilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan skolyozun özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, erken teşhisin birçok hastada ameliyatsız tedavi şansı sunduğunu ifade etti. Skolyozun en sık görülen türünün nedeni tam olarak bilinmeyen adolesan idiyopatik skolyoz olduğunu belirten Prof. Dr. Aygün, "Skolyoz çoğu zaman ağrıya neden olmaz. Bu nedenle hastalık uzun süre fark edilmeyebilir. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel çukurlarında asimetri ve öne eğilme sırasında sırtta kabarıklık gibi belirtiler aileler tarafından dikkatle gözlemlenmelidir" dedi.

"Erken teşhis tedavi seçeneklerini artırıyor"
Özellikle 10-16 yaş arasındaki hızlı büyüme döneminin kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hayati Aygün, "Bu dönemde yapılan düzenli kontroller sayesinde eğrilikler erken evrede tespit edilebiliyor. Erken teşhis sayesinde korse gibi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden faydalanmak mümkün olabiliyor. Tedavide gecikildiğinde ise eğrilik ilerleyerek daha kapsamlı cerrahi girişimlere ihtiyaç duyulabiliyor" diye konuştu.

Her hasta için farklı tedavi planı
Skolyoz tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aygün, "Hastanın yaşı, eğriliğin derecesi, tipi, büyüme potansiyeli ve ilerleme riski tedavi kararını belirleyen en önemli unsurlardır. Aynı derecede eğriliğe sahip iki hastada bile farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir" ifadelerini kullandı.

Korse tedavisi her hasta için uygun değil
Korse tedavisinin belirli kriterleri karşılayan hastalarda etkili sonuçlar verdiğini belirten Prof. Dr. Aygün, "Genellikle büyümesi devam eden ve 20-40 derece arasında eğriliği bulunan çocuklarda korse tedavisini değerlendiriyoruz. Doğru hasta seçimi, kişiye özel korse tasarımı ve düzenli takip tedavinin başarısını doğrudan etkiliyor" dedi.

İleri vakalarda cerrahi tedavi gerekebiliyor
Bazı skolyoz türlerinde erken cerrahi değerlendirmenin gerekli olabileceğini belirten Prof. Dr. Hayati Aygün, "45-50 derecenin üzerindeki ilerleyici eğrilikler, doğumsal skolyozların bazı tipleri ve nöromüsküler hastalıklara bağlı gelişen deformitelerde cerrahi tedavi gündeme gelebiliyor. Günümüzde gelişmiş cerrahi teknikler, navigasyon sistemleri ve nöromonitörizasyon uygulamaları sayesinde daha güvenli ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz" şeklinde konuştu.

"Bekleyelim, büyüyünce geçer yaklaşımı doğru değil"
Tedavi edilmeyen skolyozun zamanla ilerleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aygün, "Eğrilik derecesi artabilir, gövde dengesizliği gelişebilir, kozmetik görünüm bozulabilir ve bazı hastalarda akciğer kapasitesi etkilenebilir. Bu nedenle ailelerin belirtileri fark ettiklerinde zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi yaptırmaları büyük önem taşıyor" dedi.
Prof. Dr. Hayati Aygün, erken teşhis ve doğru zamanda uygulanan kişiye özel tedaviler sayesinde skolyozlu çocukların büyük bölümünün sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebildiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor/1309972/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:47:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Merkezefendi'de toplu sünnet kayıtları başladı]]></title>
			<description><![CDATA[Merkezefendi Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı düzenlenecek olan toplu sünnet için kayıtlar başladı. Başkan Doğan, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Merkezefendi Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı düzenlenecek olan toplu sünnet için kayıtlar başladı. Başkan Doğan, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz" dedi.

Merkezefendi Belediyesi'nce daha önce beş kez düzenlenen toplu sünnet etkinliğinin altıncısı bu yıl gerçekleştirilecek. Merkezefendi'de ikamet eden dar gelirli ailelerin 5 yaş ve üzeri çocukların faydalanabileceği toplu sünnete kayıt başvuruları başladı. 26 Haziran Cuma gününe kadar devam edecek olan başvurular https://www.merkezefendi.bel.tr/sunnet/ adresi üzerinden yapılacak. Detaylı bilgi almak isteyen Merkezefendili vatandaşlar 444 8 662 numaralı çağrı merkezini arayabilecek.

Çocukların sünnetleri uzman doktorlar tarafından modern cerrahi yöntemlerle, hijyenik ortamda ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/merkezefendi39de-toplu-sunnet-kayitlari-basladi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/merkezefendi39de-toplu-sunnet-kayitlari-basladi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/merkezefendi39de-toplu-sunnet-kayitlari-basladi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/merkezefendi39de-toplu-sunnet-kayitlari-basladi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/merkezefendi-de-toplu-sunnet-kayitlari-basladi/1309969/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:44:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Onkoloji kongresi ASCO'dan Gazi Üniversitesi'ne ödül]]></title>
			<description><![CDATA[Onkoloji alanının saygın kuruluşları arasında gösterilen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Kongresi'ne katılan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Yandal Araştırma Görevlisi Dr. İmdat Eroğlu, 2026 Uluslararası Gelişim ve Eğitim Ödülü'ne (International Development and Education Award-IDEA) layık görüldü. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Onkoloji alanının saygın kuruluşları arasında gösterilen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Kongresi'ne katılan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Yandal Araştırma Görevlisi Dr. İmdat Eroğlu, 2026 Uluslararası Gelişim ve Eğitim Ödülü'ne (International Development and Education Award-IDEA) layık görüldü.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Yandal Araştırma Görevlisi Dr. İmdat Eroğlu, 2026 yılı içerisinde onkoloji alanının en saygın uluslararası kuruluşları arasında yer alan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) ve Avrupa Kanser Organizasyonu (ECO) bünyesinde önemli bilimsel görevlere seçildi.
Dr. Eroğlu, ASCO tarafından dünya genelinden seçilen hekimlere verilen 2026 Uluslararası Gelişim ve Eğitim Ödülü'ne (International Development and Education Award - IDEA) layık görüldü. Dr. Eroğlu ayrıca, ASCO bünyesinde onkolojik tedavi standartlarının belirlenmesinde uluslararası referans niteliği taşıyan çalışmalar kapsamında Kastrasyon Dirençli Prostat Kanseri Kılavuz Yazım Komisyonu'na üye olarak davet edildi.
ASCO'nun resmi yayın organlarından JCO Global Oncology dergisinin yayın, hakemlik ve editöryal süreçlerini kapsayan Editorial Fellowship Programı'na seçilen Dr. Eroğlu, erken kariyer dönemindeki onkologlara yönelik uluslararası programların planlanması ve koordinasyonunda görev alan ASCO Trainee and Early Career Advisory Group üyeliğine de getirildi.
Ayrıca Dr. Eroğlu, Avrupa çapında kanser çalışmalarının yürütüldüğü Avrupa Kanser Organizasyonu bünyesindeki Young Cancer Professional Steering Committee'ye ise Avrupa genelinden seçilen 10 genç kanser profesyonelinden biri olarak kabul edildi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Aytuğ Üner ve Prof. Dr. Uğur Coşkun, öğrencilerinin Gazi Üniversitesini ve Türk tıbbi onkoloji camiasını uluslararası bilimsel platformlarda başarıyla temsil etmesinden büyük gurur duyduklarını ifade etti. Ayrıca, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özet'in genç onkologların eğitimine ve bilimsel gelişimine verdiği önemin bu başarıların ortaya çıkmasında önemli rol oynadığını vurguladılar.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/onkoloji-kongresi-asco39dan-gazi-universitesi39ne-odul.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/onkoloji-kongresi-asco39dan-gazi-universitesi39ne-odul.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/onkoloji-kongresi-asco39dan-gazi-universitesi39ne-odul_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/onkoloji-kongresi-asco39dan-gazi-universitesi39ne-odul.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/onkoloji-kongresi-asco-dan-gazi-universitesi-ne-odul/1309963/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:41:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlar, kök hücre ve gelişmeleri masaya yatırdı: "Çok iyi bir yerdeyiz"]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de kök hücre ve hücresel tedaviler alanındaki çalışmaları masaya yatıran uzmanlar, "Bir tek kök hücre verilmesiyle olmuyor, bu sadece yardımcı bir tedavi. Diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok iyi bir yerdeyiz ama yeterli mi hayır, bu bilgi birikimini daha da artırmamız lazım. Dünyada ABD, Çin gibi birçok gelişmiş ülkeler kök hücre çalışmasını yapıyor, Türkiye de şu an ilk 10'da" ifadelerini kullandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye'de kök hücre ve hücresel tedaviler alanındaki çalışmaları masaya yatıran uzmanlar, "Bir tek kök hücre verilmesiyle olmuyor, bu sadece yardımcı bir tedavi. Diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok iyi bir yerdeyiz ama yeterli mi hayır, bu bilgi birikimini daha da artırmamız lazım. Dünyada ABD, Çin gibi birçok gelişmiş ülkeler kök hücre çalışmasını yapıyor, Türkiye de şu an ilk 10'da" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de kök hücre ve hücresel tedaviler alanında bilimsel üretimi ve klinik uygulamaları güçlendirmek, uzman isimlerin bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla 7'ncisi düzenlenen Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Kongresi 12-13 Haziran tarihlerinde İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi. Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Derneği tarafından organize edilen kongrenin Başkanlığını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tunç Akkoç yaparken kongreye çok sayıda hekim ve sektör temsilcisi katıldı. Kongrede kök hücre biyolojisinde son gelişmeler, ortopedi hastalıklarında kök hücre, doku onarımı, kronik hastalıkların modülasyonu, longevity (sağlıklı ve kaliteli yaşlanma) gibi birçok başlık da detaylarıyla masaya yatırıldı. Uzmanlar, kök hücreyi tek başına değil destekleyici bir tedavi olarak nitelendirdiklerini ifade ederken birçok bilimsel çalışmanın da devam ettiğine dikkat çekti.

"Diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok iyi bir yerdeyiz"
'Yeni tedavileri meslektaşlarımızla buluşturmamız gerekiyor' diyen Derneğin Başkanı, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdinç Civelek, "Derneği 2013 yılında kurduk, kök hücre ve hücresel tedaviler 10 yıldır popüler olan bir konu. Bilimsel doğruluk çizgisinden hiçbir şekilde sapmadan kök hücre ve hücresel tedavilerle alakalı Türkiye'de bilgi birikimini artırmaya çalışıyoruz. Diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok iyi bir yerdeyiz ama yeterli mi hayır, değil. Bu bilgi birikimini daha da artırmamız lazım. En önemli misyonumuz; insanları bir araya getirerek yeni fikirler doğmasını sağlamamız lazım. Ülkemiz için bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bakanlığımız bu anlamda önümüzü çok açtı. Türkiye'den bilimsel anlamda söylüyorum, çok güzel yazılar çıkıyor, çok güzel klinik çalışmalar var. Bundan sonra da çok daha fazla klinik çalışmaların çıkacağını düşünüyorum. Longevity; sağlıklı yaşlanma. Bu insan ömrünün uzamasıyla da alakalı çok yeni bir kavram. Kongremizde de yer verdik ve çok da ilgi çekti. Sadece kozmetik ve estetik açıdan bakmayın lütfen. Hem bilim insanlarının, sağlıkçıların hem de halkımızın yanında olacağız" şeklinde konuştu.

"Geniş katılım oldu, ciddi paylaşımlar yaptık"
Bilim insanlarının bir araya gelerek tecrübelerini paylaşmalarının yanı sıra fikir alışverişinin yeni üretimleri de desteklediğini aktaran Kongre Başkanı Prof. Dr. Tunç Akkoç, "Hem hücresel tedavilerden hem longevity'den bahsettik. Geniş katılım oldu, öğrenciler ve hocalarımızla beraber ciddi paylaşımlar yaptık. Özellikle son bilimsel verileri tartıştık. Marmara Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi bünyesinde kök hücre ve rejeneratif tıp üzerine sertifika veriyoruz. Longevity üzerine son yıllarda inanılmaz gelişmeler var, üniversite bünyesinde bu anlamda da birtakım eğitimler veriyoruz. Şimdi dünyada yeni bir trend başladı; sağlıklı yaşlı nesil olmak insanlar için çok daha anlamlı olmaya başladı. 65-80 yaş arasını sağlıklı, kendi yürüyebilen ve işini görebilen bireyler haline getirdiğimizde longevity de amacına ulaşmış oluyor" ifadelerini kullandı.

"Türkiye ilk 10'da"
Türkiye'nin iyi bir noktada olduğunu ifade eden Kongre Düzenleme Kurulu Üyesi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Tolga Adaş, "7'nci Kök Hücre Kongremizi gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Kongrenin ana konuları; dünyadaki yenilikler, Türkiye'de yapılan çalışmalar, Türkiye'nin dünya ile bu konulardaki entegrasyonu, hücresel tedavilerin günümüzdeki yeri, klinikteki uygulaması, bunlara bakıyoruz. Son zamanlarda dünyada herkesin konuştuğu başka bir konu var; longevity, uzun ve sağlıklı yaşamı kast eden bir çalışmalar grubu. Bu konuyu da bu yıl kongremize kattık. Dünyada ABD, Çin gibi birçok gelişmiş ülke kök hücre çalışmasını yapıyor, Türkiye de şu an hakikaten ilk 10'da iyi bir konumda. İran'da kök hücre konusunda güzel, başarılı çalışmalar gösteriyor. Türkiye'de de bu çalışmalar belli bir dereceye geldi, çok merkezli de yapılmaya başlandı. Maraş Depreminde buraya gelen hastalarla ilgili bir yayınımız yayınlandı, ampütasyondan kurtarmak için kök hücre tedavisi yaptık. O da dünyada bir ilkti, hem de böbrek yetmezlikleri vardı, o da düzeltildi. Bir tek kök hücre verilmesiyle olmuyor, bu sadece yardımcı bir tedavi görüyor. İyileşmeyi hızlandırıyoruz amacımız bu" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlar-kok-hucre-ve-gelismeleri-masaya-yatirdi-quotcok-iyi-bir-yerdeyizquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlar-kok-hucre-ve-gelismeleri-masaya-yatirdi-quotcok-iyi-bir-yerdeyizquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlar-kok-hucre-ve-gelismeleri-masaya-yatirdi-quotcok-iyi-bir-yerdeyizquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanlar-kok-hucre-ve-gelismeleri-masaya-yatirdi-quotcok-iyi-bir-yerdeyizquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanlar-kok-hucre-ve-gelismeleri-masaya-yatirdi-cok-iyi-bir-yerdeyiz/1309921/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:00:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından yaz tatili öncesi ebeveynlere uyarı: "Çocuklar diş kontrolünü ihmal etmesin"]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Pedodonti Uzmanı Prof. Dr. Aylin Akbay Oba, okul döneminde çocukların ders yoğunluğu ve sınav stresi nedeniyle diş kontrollerinin çoğu zaman ertelendiğini belirterek, yaz tatilinin bu konuda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Pedodonti Uzmanı Prof. Dr. Aylin Akbay Oba, okul döneminde çocukların ders yoğunluğu ve sınav stresi nedeniyle diş kontrollerinin çoğu zaman ertelendiğini belirterek, yaz tatilinin bu konuda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Okulların kapanmasıyla birlikte yaz tatiline hazırlanan ailelere, çocukların ağız ve diş sağlığı konusunda önemli uyarılar yapıldı. Uzmanlar, tatil öncesi gerçekleştirilecek ağız ve diş kontrollerinin, muhtemel sorunların erken teşhis edilmesi ve tedavi sürecinin daha rahat planlanması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Süt dişleri geleceğin ağız yapısını belirliyor
Süt dişlerinin yalnızca geçici olmadığını belirten Prof. Dr. Oba, bu dişlerin çocuğun ağız ve çene gelişiminde kritik görev üstlendiğini söyledi. Erken kaybedilen süt dişlerinin beslenme problemlerine, ilerleyen yaşlarda ise çapraşıklık, çene darlığı ve kapanış bozukluklarına neden olabileceğini aktaran Oba, ilk diş muayenesinin, ilk süt dişi çıktıktan sonra yapılmasının önemine işaret etti.

Prof. Dr. Oba, çocuklarda sağlıklı ağız yapısının korunması için çürük diş tedavileri, dolgu ve gerekli durumlarda kanal tedavileri, fissür örtücü ve flor uygulamaları, travmaya bağlı diş yaralanmalarının tedavisi, süt dişi çekimleri, yer tutucu uygulamaları ile erken ortodontik değerlendirmelerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Yaz tatili tedavi süreci için avantaj sağlıyor
Prof. Dr. Oba, yaz tatili öncesinde yapılacak kontroller sayesinde mevcut ağız ve diş sorunlarının erken dönemde tespit edilebildiğini, tedavilerin ise okul dönemine göre daha konforlu şekilde planlanabildiğini ifade ederken, özellikle şehir dışı veya yurt dışı tatillerine çıkacak ailelerin, tatil sırasında yaşanabilecek ağrı ve benzeri olumsuzlukların önüne geçmek için kontrol muayenelerini ihmal etmemesi gerektiği vurgulandı.

Sağlıklı dişler sağlıklı gelişimi destekliyor
Çocuklarda ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik açıdan değil; büyüme, beslenme, konuşma gelişimi ve özgüven açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oba, tatil döneminde değişen beslenme alışkanlıkları nedeniyle şekerli içecek ve atıştırmalık tüketimine karşı dikkatli olunması gerektiği kaydedildi.

Prof. Dr. Oba, koruyucu uygulamalar ve düzenli kontroller sayesinde çürük oluşumunun büyük ölçüde önlenebileceği, yaz döneminde yapılacak uygulamaların yeni eğitim-öğretim yılına daha sağlıklı başlanmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Yaz tatilinde sağlıklı gülüş için 5 önemli öneri
Prof. Dr. Oba, çocukların yaz tatilini ağız ve diş sağlığı açısından verimli geçirmesi ve yeni eğitim-öğretim dönemine sağlıklı başlaması için ailelere; diş muayenesinin karne öncesinde ya da tatilin ilk günlerinde yaptırılması, günde en az iki kez düzenli diş fırçalama alışkanlığının sürdürülmesi, yaz aylarında artış gösteren şekerli içecek ve atıştırmalık tüketiminin kontrol altında tutulması, spor ve hareketli aktivitelerde oluşabilecek diş travmalarına karşı gerekli koruyucu önlemlerin alınması ve düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi yönünde tavsiyelerde bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari-quotcocuklar-dis-kontrolunu-ihmal-etmesinquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari-quotcocuklar-dis-kontrolunu-ihmal-etmesinquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari-quotcocuklar-dis-kontrolunu-ihmal-etmesinquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari-quotcocuklar-dis-kontrolunu-ihmal-etmesinquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari-cocuklar-dis-kontrolunu-ihmal-etmesin/1309910/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:06:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Başkan Çerçioğlu: "Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da yanınızdayız"]]></title>
			<description><![CDATA[İl genelindeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerini büyütmeye devam eden Aydın Büyükşehir Belediyesi, 5 ayda 15 binden fazla vatandaşa ücretsiz diş tedavisi hizmeti sunarken, Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; "Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da yanınızdayız" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İl genelindeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerini büyütmeye devam eden Aydın Büyükşehir Belediyesi, 5 ayda 15 binden fazla vatandaşa ücretsiz diş tedavisi hizmeti sunarken, Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; "Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da yanınızdayız" dedi.

Aydın Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği çalışmalarını sürdürüyor. İl genelinde hizmet veren ağız ve diş sağlığı klinikleri ile mobil klinik araçları sayesinde binlerce vatandaş ücretsiz tedavi hizmetinden yararlanıyor. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, ağız ve diş sağlığının toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, belediye olarak bu alandaki hizmetleri yaygınlaştırmaya devam ettiklerini ifade etti.

Nazilli, Efeler, Koçarlı ve Germencik ilçelerinde 22 diş hekimi ve diş asistanı ile hizmet verdiklerini kaydeden Başkan Çerçioğlu, kısa süre içerisinde hizmete alınacak Söke ve Kuşadası kliniklerinde de 9 diş hekimi ve diş asistanının görev yapacağını söyledi.

Kliniklerde 5 ay gibi kısa bir sürede 15 binden fazla vatandaşa ücretsiz ağız ve diş sağlığı tedavisi sunulduğunu da belirten Çerçioğlu; "Söz verdik yaptık. Ağız ve diş sağlığınız bizim için çok önemli. Nazilli, Efeler, Koçarlı ve Germencik ilçelerimizde 22 diş hekimi ve diş asistanımızla hizmet veriyoruz. Yakında hizmete alacağımız Söke ve Kuşadası kliniklerimizde de 9 diş hekimi ve diş asistanımızla hizmet ağımızı güçlendireceğiz.

Kliniklerimizde 5 ay gibi kısa bir sürede 15 binden fazla vatandaşımıza ücretsiz ağız ve diş sağlığı tedavisi hizmeti sunduk. Yeni hizmete aldığımız tam donanımlı 7 mobil ağız ve diş sağlığı kliniği aracımızla 17 ilçemizin kırsal mahallelerinde diş çekimi, diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi ve genel diş muayenesi hizmetlerimizi mahallenize kadar getiriyoruz. Ağız ve Diş Sağlığı Kliniklerimiz ve mobil klinik araçlarımızı kentimiz genelinde yaygınlaştırarak, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/baskan-cercioglu-quother-alanda-oldugu-gibi-saglik-alaninda-da-yaninizdayizquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/baskan-cercioglu-quother-alanda-oldugu-gibi-saglik-alaninda-da-yaninizdayizquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/baskan-cercioglu-quother-alanda-oldugu-gibi-saglik-alaninda-da-yaninizdayizquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/baskan-cercioglu-quother-alanda-oldugu-gibi-saglik-alaninda-da-yaninizdayizquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/baskan-cercioglu-her-alanda-oldugu-gibi-saglik-alaninda-da-yaninizdayiz/1309857/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:33:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı zayıflamanın sırrı: Bütüncül yaklaşım]]></title>
			<description><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.
Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğnelerinin (Monjaro, Wegovy, Ozempic) doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

"Sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor"
Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, "Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor" dedi.

"Kas kaybı iğneye değil, hızlı kilo vermeye bağlıdır"
Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, "Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25'i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30'lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer" diye konuştu.

"3-5 kilo için metabolik hafızanızı bozmayın"
İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda uyarılarda bulunarak, "Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan'ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir" şeklinde konuştu.
İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Gökosmanoğlu, ayrıca şunları söyledi:
"Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yol açabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.kamu3.com/images/haberler/2026/06/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.kamu3.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim/1309844/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:21:50 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>