Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde, Mühendislik Jeolojisi Derneği'nin 50. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen 6. Ulusal Mühendislik Jeolojisi ve Jeoteknik Sempozyumu (MÜHJEO'2026) başladı.
Van YYÜ Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen sempozyumun açılışına akademisyenler, sektör temsilcileri ve uzmanlar katıldı. 2-4 Temmuz tarihleri arasında devam edecek olan programda; baraj, tünel, yol güzergahları, şev ve heyelan stabiliteleri ile yerleşim alanlarının belirlenmesi konuları teknik boyutlarıyla ele alınıyor. 3 gün sürecek oturumlarda, Türkiye genelindeki jeoteknik projelerde karşılaşılan zorluklar, çözüm önerileri ve yeni teknolojilerin alana entegrasyonu konularında sunumlar gerçekleştirilecek.
Programda bir konuşma yapan Van YYÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Göya, sempozyum kapsamında sunulacak olan 51 özgün bildiri; mühendislik jeolojisi, jeoteknik uygulamalar, baraj projeleri, tüneller, kara yolu güzergahları, şev ve heyelan stabilitesi ile güvenli yerleşim alanlarının kullanılmasıyla ilgili güncel bilimsel çalışmaların ele alınacağını belirtti. Rektör Yardımcısı Göya, "Özellikle doğal afet risklerinin değerlendirilmesi gibi hayati konuların, akademisyenler ve değerli araştırmacılar tarafından üniversitemiz çatısı altında çok boyutlu olarak münazara edilmesini son derece önemsiyoruz. Yer kabuğu ile mühendislik yapıları arasındaki etkileşimi doğru modelleyen her bilimsel adım, ülkemizin geleceğini daha güvenli inşa etmemizi sağlayacaktır" dedi.
"Hiçbir teknoloji fizik kurallarının ötesinde değildir"
Yapı inşasında fay hatlarını, zemin sıvılaşma riskini veya içinde bulunduğu coğrafyanın deprem hafızasını yok sayılmasının ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Remzi Tuntaş ise "Dünyanın en estetik, en görkemli ve en sağlam binalarını, köprülerini, barajlarını veya tünellerini inşa edebiliriz. Ancak bunları inşa ederken yapıların altındaki fay hatlarını, üzerine kurduğumuz zeminin sıvılaşma riskini veya içinde bulunduğu coğrafyanın deprem hafızasını yok sayarsak, yani bunları ihmal edersek; günü ve zamanı geldiğinde doğa derin sessizliğini bozar ve birkaç saniye içerisinde kendi kurallarını bizlere çok acı gerçeklerle gösterir ve hissettirir. Dolayısıyla şunu söylemek istiyorum: Hiçbir bilgi veya hiçbir teknoloji fizik kurallarının ötesinde değildir. Doğamız veya yerküre, statik olarak duran bir kütle parçası, bir kaya veya toprak yığını değildir; sürekli ve dinamik olarak hareket eden, milyarlarca yıllık hafızası olan canlı bir organizmadır. Bu açıdan baktığımız zaman, biz insanoğlu olarak depremleri hiçbir şekilde durduramayız, depremlere engel olamayız. Fakat depremlerin yapı üzerindeki etkilerini durdurabiliriz. Bunun yolu da burada bulunan siz kıymetli jeologların görevi olan jeomühendislik ve jeoteknik biliminin temel alanı ve fonksiyonudur" diye konuştu.
"Yapay zekâ, mühendisin yerine geçen bir teknoloji değildir"
Mühendislik Jeolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Remzi Karagüzel de mühendislik dünyasının günümüzde çok önemli bir teknolojik dönüşüm yaşadığını ifade ederek, "Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekânın yer aldığını biliyoruz. Yapay zekâ; büyük veri analitiği, sayısal modelleme ve uzaktan algılama teknolojileri ile yer bilimleri mühendisliğinde yeni imkanlar sunmaktadır. Bu imkanları kullanırken çok dikkatli olmak gerekir. Bugün yapay zekâ sayesinde zemin davranışlarının daha hızlı analiz edilebildiğini, jeolojik ortamda devam eden doğal süreçlerin ve uygulamadan kaynaklanan tepkilerin sürekli izlenebildiğini, risk değerlendirmelerinin ise daha güçlü ve güvenilir araçlarla yapılabildiğini görüyoruz. Ancak yapay zekâ, mühendisin yerine geçen bir teknoloji değildir; aksine mühendisi güçlendiren bir araçtır. Hiçbir algoritmanın yerküredeki süreçlerin ve davranışların yerine geçebileceğini, sahadaki mühendisin deneyimi kadar güçlü olabileceğini düşünmemeliyiz" şeklinde konuştu.
Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Özvan ise daha güvenli şehirlerin kurulması, daha güvenli köprülerin, barajların ve tünellerin yapılması için yıllardır emek verdiklerini hatırlatarak, "Bu yıl kuruluşunun 50. yılını kutlayan Mühendislik Jeolojisi Derneğimiz ile Van YYÜ'nün ortaklaşa düzenlediği Ulusal Mühendislik Jeolojisi ve Jeoteknik Sempozyumu, bizler için ayrı bir önem taşıyor. Ülkemizin dört bir yanından ve yurt dışından katılarak bizleri onurlandıran akademisyenlerimize, meslektaşlarımıza, kamu kurumları ve özel sektör temsilcilerine içten teşekkür ediyorum" dedi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu İkinci Başkanı Seçkin Gülbudak da "Bizler; bilimsel bilgiye dayalı mühendislik hizmetlerini, kamu yararını ve bu ülkenin insanının güvenli yaşam hakkını savunuyoruz. Mesleki yetki ve sorumluluklarımızın korunmasına yönelik mücadelemiz, mühendislik jeolojisinin planlama süreçlerinde, yer çalışmalarında, zemin ve temel etütlerinde hak ettiği yeri alması mücadelesidir" şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından sempozyuma katkı sağlayan firma yetkililerine plaket takdim edildi.
Eğitim
Yayınlanma: 02 Temmuz 2026 - 13:49
Güncelleme: 02 Temmuz 2026 - 14:40
Van YYÜ'de '6. Ulusal Mühendislik Jeolojisi ve Jeoteknik Sempozyumu' başladı
Eğitim
02 Temmuz 2026 - 13:49
Güncelleme: 02 Temmuz 2026 - 14:40
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde, Mühendislik Jeolojisi Derneği'nin 50. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen 6. Ulusal Mühendislik Jeolojisi ve Jeoteknik Sempozyumu (MÜHJEO'2026) başladı.
EDİTÖR

Haberler İHA Haber Ajansı tarafından sağlanmaktadır.
İlginizi Çekebilir









